İzmir’de ‘Nereye gidiyoruz?’ başlıklı panel 2026-05-17 16:54:13   İZMİR – DEM Parti İzmir İl Örgütü’nün gerçekleştirdiği “Nereye gidiyoruz? Siyaset, toplum ve gelecek” başlıklı panelde konuşan Yüksel Genç, “Bütün bu çıkmazların aşılabilmesi açısından demokratik toplum denen paradigmanın, yeni hayat tahayyüllerini canlı ve güncel tutabilmekle ilgili bir alan açma çabası olduğunu unutmadan sahiplenmenin kıymetli olduğunu düşünüyorum” dedi.   Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir İl Örgütü, “Nereye gidiyoruz? Siyaset, toplum ve gelecek” başlığıyla panel gerçekleştirdi. Kültürpark Gençlik Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen panele konuşmacı olarak yazar Yüksel Genç, gazeteci Ender Öndeş ve siyaset bilimci Faruk Alpkaya katıldı. Panele çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve yurttaş katıldı.   ‘İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sömürgecilik tasfiye oldu’   Panelde ilk olarak Faruk Alpkaya konuştu. İkinci Dünya Savaşı sonrasında sömürgeciliğin dünya ölçeğinde büyük bir tasfiye yaşadığını söyleyen Faruk Alpkaya, sömürgeciliği tamamen tasfiye olmadığını belirtti. Sömürgeciliğin, kapitalizmin içsel bir özelliği olduğunu kaydeden Faruk Alpkaya, “Dolayısıyla tamamen tasfiye olması da mümkün değildir. Yani Vietnam Savaşı en son örneğiydi ama geriye doğru gidersek Cezayir'den, Hindistan'dan, Çin'den çok sayıda örnek var. 1994'te Afrika Ulusal Kongresi ki dünyanın en eski örgütlerinden biridir. 1800'lerin sonunda kurulmuş bir örgüt, Afrika Ulusal Kongresi. O son başarılı olan bu tür hareket Mandela önderliğinde başarılı oldu. 94'ten sonra hiçbir yerde böyle bir gelişme bir daha yaşamadı.  Saman alemi gibi parlayıp sönen bu Dünya Devrimi, en azından düşünsel alanlarda büyük rol oynadığı bu süreçte kapitalizmin jeokültürü çöktü. Meşruiyet kaynağını kaybetmeye başladı. Meşrutiyet kaynağının kaybedilişinin ikinci derecesi, sosyalist sistemin ya da reel sosyalizmin, çöküşüyle 90'lı yıllarda yaşandı. Bu iki çöküş, geleceğin daha iyi olacağına dair umutlarını kaybetmesine yol açtı. Bugün aslında asıl büyük sorun bu. Bu eskiden bilim, ilerleme, kalkınma, gelişme, sosyalizm vesaire, yarın daha iyi olacak inancı vardı. Bugün ortadan kalkar ya bilim her şeye nüfuz eder değil, yarın daha iyi olacak gibi görünmüyor. Üstelik her şey her gün daha kötüye gidiyor inancının yerleşmesi. Bu değişim, etnisitenin ve modern sınıfların farklılaşması sonucunu da doğurdu” dedi.   Ortadoğu’nun önemi    Daha sonra söz alan Yüksel Genç, devlet kanadının terörsüz Türkiye diye tarif ettiği, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ise barış ve demokratik toplum olarak daha çok inşacı yanıyla işaret ettiği süreç dolayısıyla Ortadoğu’nun oldukça önemli olduğunu belirtti.  Sürecin başlangıç tarihine kadar Ortadoğu için çok klasik kavram kullanıldığını söyleyen Yüksel Genç, “Çok bilinen bir şey kullanıyorduk birçoğumuz. Diyorduk ki yüz yıllık savaş bitti, Ortadoğu yeniden dizayn edilecek. Ortadoğu'da güç ilişkileri yeniden kuruluyor ve bu konuda Amerika-İsrail odaklı bir planı var. Yani aslında tahayyüller emperyal düzlemin ya da hegemonik düzlemin kendisiyle de çakışacak içinde yerellerin güçlendirilmesine vesile olacak bir Ortadoğu ve dünya düzeyinin mümkün olduğu bir aşamadan bahsediyordu. Ama biz son bir buçuk yıl içinde, süreç başladıktan sonraki Ortadoğu'ya baktığımızda on yıl önceki tahayyül ile belli açılardan çelişen ama hâlâ da yolunu bulamamış bir Ortadoğu ama çelişen bir başka bir şey görüyoruz. Yerelin güçlendiği, merkez iktidarların zayıflatıldığı, merkez rejimlerin reddedildiği ve İsrail odaklı devlet yapılarının, idari fonların ya da halk ilişkilerinin güç ilişkileri olduğu bir Ortadoğu değil de merkezlerin yeniden güçlendirildiği bir Ortadoğu formuna doğru bir gidişat var” diye ifade etti.   ‘Yerel güçlü değilse, güçlü dönüşümler devşirmek çok zor’   Ortadoğu açısından yarın ne olacağının konuşulamama ihtimalinin olduğunu kaydeden Yüksel Genç, Ortadoğu'nun şu profilinin kendisi aslında yerel dinamiklerin ne denli güçsüz, ortaya çıkan değişim olanakları konusunda sistem ya da mantık dönüştürebilecek biçimde hegemonyanın ne denli gündem belirleyici, sistem belirleyici olabildiğini bize bir daha gösteriyor. Bir şeylerin kökü değişirken yereliniz güçsüz ya da yereliniz hızlı bir biçimde organize olamıyor, kurumsallaşamıyorsa oradan güçlü dönüşümler devşirmek çok zor. Bütün bu meseleler içerisinde Ortadoğu on yıl önce de şiddet, gerilim, istikrarsızlık vahasıydı. Bugün itibariyle de şiddet istikrarsızlık vasıtaları karşımıza çıkıyor. Her ne kadar Batı dünyası tırnak içinde ihtiyaçları etrafında bir istikrarlı Ortadoğu arzu etse ve bu istikrarlı Ortadoğu'nun güçlendirilmiş yerellerin, yine merkezileşme üzerinden kurulacağını kısa sürede ikna olmuş gibi görünse bile Ortadoğu kendi çoğulcu yapısıyla uyumlu, kendi çatışmacı dinamiklerini aşabilecek biçimde toplumsal huzuru da kuşatacak biçimde bir Ortadoğu olarak şimdilik şekillenmiyor” şeklinde konuştu.   ‘Sürecin adına özel bir anlam biçmek gerekiyor’   Yüksel Genç şöyle devam etti: “Sürecin adının Barış ve Demokratik Toplum Süreci olmasına özel bir anlam biçmek gerektiği kanaatindeyim. Tabii ki çok zor bir zaman geçiriyoruz. Bu on yıl hepimizin üzerinden buldozer gibi geçti. Bütün örgütlü yapılarımız dağıtıldı neredeyse. Örgütlü, kolektif ve büyüyerek mücadele edebilme potansiyeli dinamiklerimiz her yerde sorun yaşadı ve günün sonunda Türklerle tırnak ama söylüyorum, eşitlenmek isteyen Kürtler, eşitlenme kavgası veren Kürtler ve dur diyenler, bugün Kürtlerin bütün eşitsizliklerinde, hukuksuzlukta, antidemokratizmde, gayri insanilikte, ekonomik yoksunluklarında, eşitsizliklerinde eşitlendiler. İşte bütün bu çıkmazların aşılabilmesi açısından demokratik toplum denen paradigmanın, yeni hayat tahayyüllerini canlı ve güncel tutabilmekle ilgili bir alan açma çabası olduğunu unutmadan sahiplenmenin kıymetli olduğunu düşünüyorum. Biz bu süreçten kaybetmeyiz. Nefes aldığı yerde halklar, toplumlar örgütlenir ve yeniden mücadele etmek için enerji de alırlar. Hiçbir şey olmasa bile bu halkların mücadelesi için bir enerji deposu olarak görülmeli. Hep derler ya bu deveyi güdeceksiniz ya bu diyardan gideceksiniz. Diyardan gitmek hikayesini bence hepimiz silelim. Bu deve güdülecek arkadaşlar”   ‘Kürt halkı, umut hakkını ve Abdullah Öcalan’ın koşullarını önemsiyor’   Son olarak konuşan Ender Öndeş, Kürt halkının, Kürt meselesini, umut hakkını ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çalışma koşullarını önemsediklerini dile getirerek “En önemli sorununuz nedir diye sorulduğunda her seferinde ekonomi, yoksulluk karşımıza çıkıyor.  Yani bu durumu artık toparlayamaz hale gelmiş ve çok yıpranmış bir iktidar var. Dolayısıyla bu iktidar bir taraftan da yüz yıldır 28-29 tane isyan bastırılmış. Her seferinde masraflar yapılmış. Her seferinde bir sürü sıkıntı yaşanmış. Ortadoğu'daki haller var. Dünyanın halleri var. Ama bir taraftan da biz gayet iyi biliyoruz ki bu adamın odasındaki listede en başta yazılan şey iktidarda kalmak. Bu iktidarı sürdürmek. Kürt hareketi zaman zaman bir parça da rahatlamak için bir başka yerde, başkasının göstermeyeceği birtakım esneklikleri gösterebiliyor. Manzara böyle yürüyor şu anda” dedi.   Panel, soru-cevap kısmının ardından sona erdi.