Gever ‘kadın kenti’ ilan edildi: Kadın özgürlükçü model inşa edeceğiz 2026-07-08 17:26:15   COLEMÊRG - Bin 317 kadınla yapılan saha çalışmaları sonucunda hazırlanan deklarasyonla Gever "Kadın Kenti" ilan edildi. Kadınlar, erkek egemen kent anlayışına karşı yaşamı kadın özgürlüğü temelinde yeniden kuracaklarını duyurdu.   Colemêrg’in Gever ilçesinde, Gever Belediyesi tarafından kadın kenti ilan edildi. Avaşin Parkı’nda yapılan açıklamaya, Barış Anneleri, Gever Belediye Eşbaşkanı, Tevgera Jinen Azad (TJA), Sivil Toplum Örgütleri, DEM Parti Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sağyyiğit, yerine kayyım atanan Wan Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Neslihan Şedal ve çok sayıda kadın katıldı. Kadınlar açıklamaya, ulusal kıyafetleri ile katılırken, Deklarasyon metnini Gever Belediye Eşbaşkanı Şadiye Kırmızıgül okudu.    İlk olarak konuşan yerine kayyım atanan Wan Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Neslihan Şedal, "Kadın kentlerine doğru" şiarıyla toplandıklarını belirterek, “Tarihi günlerden geçerken bir kentimizi daha kadın kenti ilan etmenin heyecanını yaşıyoruz. Sayın Abdullah Öcalan tarafından başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, kadınlara büyük sorumluluk yükledi. Biz de bu sorumlulukla kentlerimizi kadın kenti ilan ediyoruz. Gever’in Kürt halkı tarihinde önemli bir yeri var ve buna göre adım atıyoruz. Gever, tarihi direnişte büyük bir yer alıyor, kadınların direnişi de bu tarihte yer alıyor. Kadın katliamlarına karşı Geverli kadınlar büyük mücadele etti. Asimilasyona karşı büyük mücadele etti. Bu kente savaş ilan edildiğinde Geverli kadınlar topraklarına ve kentine sahip çıktı. Tüm kirli politikalara karşı kadınlar büyük bir mücadele verdi. Gever’de özel savaş politikaları yürütülüyor, genç kadınlar bu politikaların hedefi oluyor. Bugün özel savaşa karşı en büyük cevabı Geverli kadınlar ve anneler veriyor. Sizin bize dayattığınız yaşamı kabul etmiyoruz, kentlerimizi yeniden kendimiz inşa edeceğiz” dedi.   ‘Jin Jiyan Azadî felsefesiyle kentlerimizi inşa edeceğiz’   Neslihan Şedal şöyle ekledi: “Erkek şiddetine karşı kadınlarla mücadelemizi sürdüreceğiz, ekonomik krize karşı kadınlarla mücadele edeceğiz. Çalışmalarımıza daha fazla yüklenerek büyük bir sorumlulukla çalışacağız. Bu topraklarda şehit düşen arkadaşlarımıza, tutsak arkadaşlarımıza söz veriyoruz; erkek şiddetine, asimilasyona ve özel savaş politikalarına karşı kentlerimizi kadın kenti ilan edeceğiz. Bu sadece belediyenin veya yerel yönetimlerin işi değil. Kadınlar özgür olmadan toplum özgür olmaz. Mahallelerimizin ve kentlerimizin özgürleşmesi için birlikte çalışacağız. Geverli kadınlar kentine, kültürüne ve diline sahip çıksın. Öncelikle yaşamımıza sahip çıkacağız. İstiyorlar ki kentlerimizi bırakıp göç edelim. O yüzden dilimize, kültürümüze ve kentlerimize sahip çıkacağız. Kadın kenti ilan edilmesiyle önümüze büyük sorumluluk düşüyor. Amed’den Nisebîn’e ve Cizîr’den yükselen bu ses, bugün Gever’den yükseliyor. Kentlerimize sahip çıkalım, birlikte çalışıp mücadele edelim. Gever’in köylerini ve mahallelerini kadınların özgürce yaşayabileceği alanlara dönüştürelim. Jin Jiyan Azadî felsefesiyle kentlerimizi özgürleştireceğiz.”   ‘Kürt kadınları birliğini oluşturmalı’   Ardından DEM Parti Wan Milletvekili ve Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit söz alarak şunları söyledi: “Bugün kentleri bizler kendimiz inşa edeceğiz diyorsak, tutsak arkadaşlarımızın bunda payı çoktur. Tarihi günlerden geçiyoruz. 27 Şubat’ta Sayın Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla her günümüz tarihi bir gün. Bugün Kürt kadınlarının öncülüğünde kadınlar, tarihi çalışmalara imza atıyor. Sayın Abdullah Öcalan, tüm halkların önüne bir reçete bıraktı. Silah yakmanın yıl dönümü yaklaşırken devlet hâlâ bir adım atmış değil. Sayın Abdullah Öcalan, İmralı’da büyük bir direniş sergiliyor. Devlet, baş müzakereci olan Abdullah Öcalan’ın statüsünü tanımalı ve fiziki özgürlüğünü sağlamalıdır. Sayın Abdullah Öcalan yıllardır Kürt sorununun çözümü için mücadele ediyor. Kürt kadınları da bunun için büyük mücadele verdi. Her mahalle, sokak; her yer kadının aklı ve rengiyle inşa edilmeli. Bu sadece belediyenin ya da yönetimin işi değil, herkesin sorumluluğudur. Kürt kadınları birliğini ilan etmezse her alanda saldırıların hedefi olmaya devam edecek. Bundan kaynaklı Kürt kadınları birliğini oluşturmalı.”   Konuşmaların ardından Gever Belediye Eşbaşkanı Şadiye Kırmızıgül deklarasyon metnini okudu.    Deklarasyon metni şöyle:   “Bu dünyaya kadın ruhu dokunmalı ya da bu dünya kadın ruhuyla dokunmalı   Gever, Mezopotamya’nın birçok kenti gibi direnişin, başkaldırının kentidir. Coğrafyayla iç içe özgün kültürel ve politik bir kimliğiyle tarihte her zaman yerini korumuştur. Medeniyetlerin merkezindedir ancak yapay sınırlarla kuşatılmıştır. Sınır hattında olmasıyla birlikte bu kuşatılmışlığın sonucu olarak birçok saldırının hedefi olmuştur. Ancak coğrafi olarak bir savunma mekanizması geliştirmiştir. Sırtını Cilo ve Sümbül dağlarına vererek kendini direnişle büyütmüştür. Sarp kayaların arasından uzanan bu ova, birçok halka yurt olmuştur. Yurt olurken direniş mirasını devam ettirmiştir. Geçmişten günümüze bu miras kadınların varlığı, hafızası ve bilgisiyle yoğrulmuştur.   Kentlerin erkek egemen zihniyetle inşa edilmesini reddediyoruz   Bu deklarasyon, tüm tarihsel, politik ve sosyo-kültürel durumu göz önünde bulundurarak Kadın Kentlerine doğru giderken Gever’in kadınlarla yeniden inşa edilmesinin sözüdür. Bu, yapay sınırlar, ulus devlet ve erkek egemenliğiyle kuşatılmış kentlerde şiddet giderek artarken buna geçit vermeyen bir sözdür. Direniş mirasından alınan güçle kolektif akılla kadın iradesi ve duygusuyla oluşur. Çünkü kadın kentleri dediğimizde kentleri özgür, eşit ve güvenli yaşam alanları olarak tanımlıyoruz. Çünkü kadın kentleri dediğimizde kadınlar özgürleşmedikçe toplumların özgürleşmediğini, kadınların özgürleşmedikçe kentlerin de özgürleşmediğini biliyoruz. Kentlerin erkek egemen zihniyetle inşa edilmesini reddediyoruz. Kadın özgürlükçü yerel yönetimler mirasımızı esas alarak ve yıllar önce bu kentte oluşturduğumuz hafızamızdan da beslenerek kadın kentlerine doğru ilerliyoruz. Kadın kentleri dediğimizde sadece kenti, mekânı değil, toplumsal ilişkileri, toplumsal emeği ve ortak yaşamın yeniden inşa edilmesinden bahsediyoruz.   Özel savaş politikaları   Bundan 11 yıl önce kent yıkıma uğradığında, tahrip edilmeye çalışılan sadece mekanlar değil; kent hafızası, kimliği, toplumsal ilişkileri, büsbütün kadın özgürlükçü yaklaşımdı. Bu öyle bir yıkım ve tahribattı ki on binlerce kadın, genç, çocuk, Gever’liler; ağır saldırıların hedefi oldu, yerinden göç etmek zorunda kaldı ya da yaşadığı mekânın yıkılışına şahit oldu. Bu yıkım, şiddeti derinleştirdi. Akabinde atanan kayyımlar ve bugün devam eden süreçte yaşamın her alanına sirayet eden şiddet pratikleri belli bir politikayı açığa çıkardı. Sistematik hale gelen bu politikalar tikel, münferit olarak değil aksine kadınlara ait yapıları hedef aldı. O gün başlayan çatışmalar bugün sessizce devam ediyor. O gün mahallelerde yaşayanların bugün TOKİ konutlarına yerleştirilmesi de yerinden edilmenin ve mekânsal şiddetin sonuçlarıdır. O günden bugüne; şiddetin devam etmesiyle, hafızasızlıkla, özel savaş politikalarıyla, temel insan haklarına erişilmemesiyle sürüyor.   Tüm bu saldırılar sonucunda direniş hafızamız bu deklarasyonun aciliyetini ve önemini önümüze koymuştur. Özeleştirimizin pratiğimizle vermemiz gerektiğine olan inancımızla hareket ediyor, Gever’i hep saklı olan direniş hafızasının gereğince kadın kenti ilan ediyoruz.   *Bu inşa sürecinde temel ilkelerimiz;   *Kadın özgürlüğünü esas aldığımız,   *Eşit temsiliyet ve eşbaşkanlık sistemiyle bunu kurumsallaştırdığımız,   *Demokratik, ekolojik ve komünal anlayışla ilerlediğimiz,   *Şiddetsiz yaşamı savunduğumuz ve onurlu barışı inşa etmeyi amaçladığımız,   *Yoksulluğa ve sınıfsal eşitsizliğe karşı mücadele ettiğimiz,   *Bakımı kolektif bir sorumluluk olarak görerek eşitlikçi sosyal politikaları geliştirdiğimiz,   *Dayanışmacı ve emek odaklı bir yerel ekonomi modeli uyguladığımız,   *Çok dilli, çok kimlikli, çok inançlı yaşamı ve yerel hafızayı koruduğumuz,   *Engelli, göçmen, mülteci ve farklı yaş gruplarından kadınlar için kapsayıcı politikalar ürettiğimiz,   Yerel yönetimler belediyelerden ibaret değil   Yönetimde şeffaflık, hesap verebilirlik ve düzenli izleme mekanizmalarını esas aldığımızdır. Paradigmamız ve ilkelerimiz ile birlikte Anayasa’nın eşitlik ilkesi, CEDAW, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu, İstanbul Sözleşmesi’nin normatif mirası, 6284 sayılı Kanun, Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Yeni Kentsel Gündem’e dayanıyoruz. Yerel kararları bu metinlerin ruhu ve hükümleriyle uyumlu biçimde almayı temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Yerel yönetimleri sadece belediyeden ibaret değil, kentin tüm dinamikleri ve yapılarıyla ortak yürütülen, demokratik ekolojik ve kadın özgürlükçü perspektifle kadınların özne olduğu, ilmek ilmek yaşamı inşa ettiği ve dönüştürdüğü ölçüde var eden bir inşa süreci olduğunu belirtiyoruz.   Bin 317 kadına ulaşıldı   Gever Kadın Kenti Hazırlık Komisyonu olarak bir süredir yapılan çalışmalarda siyasi partilerden Barış Annelerine, dil kurumlarından sendikalara, hukuk örgütlerinden basın kurumlarına, meslek odalarından esnaflara kadar birçok kadın ve kurumla görüşülmüş, kadın kentlerine doğru çalışmaları aktarılmış, tartışılmış ve eleştiriler alınmıştır. Kurumların kadın çalışmalarında ortaklaşması, kadın meclisi oluşturulması, kurumsal bağların geliştirilmesi, istihdam ve sosyal alanların oluşturulması ile anadil ve kültür çalışmalarının geliştirilmesi üzerinden öneriler yapılmıştır. Görüşmelerin ardından kadın buluşması yapılmış ve bu çalışmayla eş zamanlı olarak mahalle çalışmaları gerçekleştirilmiştir. 6 merkez mahalle ve bağlı köylerde yapılan saha ziyaretlerinde bin 317 kadına ulaşılmıştır. Kadın kentlerine doğru giderken Gever’li kadınlarla yaptığımız tüm görüşmeler ve yürüttüğümüz tartışmalar bizim yol haritamızı oluşturmuştur.   Birlikte çözüme ulaşacağız   Klasik belediyecilik olarak nitelendirdiğimiz, temel faaliyet alanları olan altyapı, yol, su, ilaçlama, ulaşım konularında çok ciddi eksikliklerin olduğunu açıkça duyuruyor, kentimizde yaşanan bu eksiklikleri kadınların talepleri doğrultusunda birlikte çözmek için çalışacağımızı deklare ediyoruz. 11 yıl önce yaşanan yıkımla birlikte bugün halen yol, su gibi en temel haklara erişilememesi, cezalandırma sistemine dönüşmüş insanlık onurunu zedeleyen bir durumdur. Gever’de en temel haklar, kadınların öncelikli sorunu haline gelmiştir. Elektrik, doğalgaz, su ve altyapı gibi belediyenin alanına girmeyen konulara dair ilgili kurumları harekete geçireceğimizin sözünü veriyoruz. Ayrıca kadın merkezlerinin kurulması, sosyal ve kültürel alanlar, yeşil alanlar, istihdam alanları gibi taleplerin olduğu tespit edilmiştir. Bu taleplerin kadınların en temel hakkı olduğunu bilerek eksiklikleri gideriyoruz.   Şiddet hatları, psikolojik destek…   Gever’de yaşanan sorunların, kadınları derinleşen şiddet sarmalına sürüklediğini görüyor ve buna karşı şiddeti en temel pratik mücadele alanımız olarak belirliyoruz. Kaldırımlara bırakılan taburelerden kentlerin erkek akılla oluşturulmasına kadar kadınları sınırlayan, kısıtlayan ne varsa bertaraf ediyoruz. Şiddeti sadece evde veya aile içi olarak ele almıyor, kentin her alanında devam eden yapısal bir sorun olarak görüyoruz. Bu kapsamda yaptığımız görüşmelerde dile getirilen temel sorun özel savaş politikalarının tehdit oluşturmasıydı. Özel savaş politikaların beraberinde uyuşturucu ve fuhuş gibi pratikler kenti yaşanılmaz kılıyor, kadınların kentle kurduğu ilişkiyi riskli hale getiriyor. Bunun geçmişten günümüze politik bir şiddet biçimine dönüştüğünü belirtiyor, kadınların toplumsal değerlerinden, kültüründen, dilinden koparma ve hafızasızlaştırma pratiği olarak nitelendiriyoruz. Bu şiddet biçimleriyle mücadele ederek kadınların özgürlüğünü somut politikalarla güvence altına alacağımızın sözünü veriyoruz. Çok dilli kadın dayanışma merkezleri açacağız, 7/24 erişilebilir şiddet hatları kuracağız, özgür yaşam alanları oluşturacağız ve üretim, çocuk bakımı, hukuki ve psikolojik desteği bir arada sunacağız. Kadına yönelik şiddetin önemli bir boyutunu da ekonomik sorunlar olduğu görüşmelerde ifade edilmiş, kadınların yoksullaştırılmasına karşı emek pazarları, kooperatifler ve komünlerin oluşturulması önerileri yapılmıştır. Bu bağlamda kadın istihdamının artırılması ve mesleki becerilerinin geliştirilmesi amacıyla kadın yaşam merkezleri kuracağız. Kendi ürünlerini üreten kadınlar destek olacağız, Pazar alanları oluşturacağız. Ekolojik bir perspektifle kent bostanları oluşturacak, kadınların toprakla, doğayla buluşmasını, yerel ekonominin güçlendirilmesi ve kadınların ekonomiye katılmasını teşvik edecek politikalara özen göstereceğiz.   Toplumsal cinsiyete dayalı bütçe   Eğitim atölyeleri, çok dilli okuma yazma kursları veya kitap okuma atölyeleri gibi yapılan önerilerin ardından kapsamlı eğitim çalışmaları yürüteceğiz. Köylerden kent merkezine gelen kadınların ihtiyaçlarını gidereceği, soluklanacağı dinlenme merkezleri açacağız.   Kentte yaşanan yıkımların ardından sosyal, kültürel alanlar, festival ve etkinlikler, park ve spor alanları gibi sosyal yaşam alanları oluşturacağız. Çocuklu kadınlar için anadilde hizmet veren erişilebilir kreşler oluşturacağız. Mahalle ve köylerde sağlık taramaları ve çalışmaları yapacağız. Ekolojik bir perspektifle temizlik konusunda farkındalık çalışmaları yürüteceğiz, bu konuda ihmal olması durumunda gerekli denetim mekanizmalarını devreye sokacağız.Bugüne kadar erkek egemen bakış açısıyla şekillenmiş kent yapısına karşı, kadın yaşamını merkezine alan, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten, dayanışmacı ve kolektif bir kent modeli öneriyor, bu modelde kadınları yaşamı ve üretimi örgütleyen kurucu özneler olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın hayata geçmesi için kurumsal yapıyı dönüştürecek ve Kent konseyi, mahalle kadın meclisleri gibi mekanizmaları gündemimize alacağız. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemeyle eşitlikçi bir yaklaşımı esas alacağız.   Yaşam alanlarını yeniden inşa edeceğiz   Kadın kenti ilanının ardından Kadın Kenti Eylem Planı hazırlayacağız. Veri paylaşım sistemi kuracağız, park ve altyapı yatırımlarında toplumsal cinsiyet etki analizi zorunlu hale getireceğiz, engelli erişilebilirliği denetimleri yılda en az iki kez yapacağız. Her birimin yıllık faaliyet raporunda kadın çalışmalarını ayrı bir başlık altında sunacağız, kurum içi mobbing ve taciz şikayetlerini takip edeceğiz, engelli erişilebilirliği, şiddet ve güvenlik, bakım ve kadın ekonomisi başlıklarında yıllık Kadın Kenti İzleme raporu yayımlayacağız. Tüm bu çalışmaları takip etmek üzere izleme kurulu oluşturacağız.  Mahalle ziyaretlerimizde kadın arkadaşımızın dediği gibi ‘güzel olan her şeyi istiyoruz’ ve hayata geçiriyoruz. Bu deklarasyonumuz, DEM Partili yerel yönetimler olarak, kentin dinamikleri kadın örgütleri, sendikalar, meslek odaları, ekoloji ve engelli örgütleri, çocuk ve genç platformlarıyla birlikte bu kenti kadın aklıyla, kadın ruhuyla, emeğiyle, hafızasıyla ve kadınların barış ısrarıyla yeniden kurma niyetindeyiz. Ulus devletlerin yapay sınırlarıyla ülkenin en güneydoğusunda görünen ancak en merkezinde yer alan bu kentte, özgür yaşamı kuruyoruz. Kadınların öncülüğüyle bu modeli, toplumun bütün kesimlerine özgürlük temelinde yaşam alanlarını yeniden inşa edeceğimizi ilan ediyoruz.   Jin, Jiyan, Azadi”