DAKB: Katledilen her bir kadın direnişimizin kaynağı

  • 11:35 3 Mart 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında açıklama yapan DAKB, “Her birinin adı hafızamızda yaşar, her biri mücadelemizin hatırlatıcısıdır. Sessizliğe gömülen hayatların hatırası, direnişimizin ilham kaynağıdır” dedi. 
 
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü olmadığı, kadınların yüzyıllardır süren direncinin, hafızasının ve örgütlü iradesinin adı olduğu kaydedildi. 
 
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: 
 
“International Women's Day; kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin evrensel sembolüdür. Alevi kadınların inanç, emek ve cesaretle ördüğü mücadele; bu büyük yürüyüşün onurlu bir parçasıdır. Ancak biliyoruz ki bu yürüyüşte yalnız değiliz. Dünyanın dört bir yanında kadınlar benzer acılarla, eşitsizliklerle ve direnişlerle karşı karşıyadır. Bugün savaşların, otoriter rejimlerin ve eril egemen politikaların en ağır yükünü yine kadınlar taşımaktadır. Özellikle Suriye'de yıllardır süren savaşın yıkımı; kadınların bedeninde, emeğinde ve yaşamında derin yaralar açmıştır. Yerinden edilme, göç yollarında kaybolan hayatlar, zorla evlendirmeler, cinsel şiddet, yoksulluk ve güvencesizlik, Êzidî kadın için bu gün; hayatta kalmanın, hafızanın ve onurun direnişidir; soykırımın tanınması talebidir. Kaybolan kız çocuklarının, esir alınan kadınların akıbetini sorma günüdür; yas ile direnişin, hafıza ile umudun birleştiği gündür.
 
Kadın bedeni savaşın bir cephesi haline gelmiştir 
 
Süryani kadın için geçmişin ve bugünün hesabını sorma günüdür; 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşanan katliamları Seyfo (Kılıç Yılı)'nı unutmama günüdür. İran’da zorunlu kurallara ve toplumsal baskılara karşı direnmenin günlük pratiğidir; devletin kadın bedeni üzerindeki kontrolüne karşı isyandır. Rojava, Türkiye, İran ve Irak Kürdistan’da kadınların örgütlenmesi, kendi karar mekanizmalarını kurması ve toplumsal dönüşüme öncülük ettiği gündür. ‘Jin Jiyan Azadi’ perspektifiyle sadece eşitlik talebini değil; ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük’ felsefesini hayata geçirme günüdür. Savaş yalnızca şehirleri yıkmamış, kadınların yaşam hakkını, güvenliğini ve geleceğini de hedef almıştır. Kadın bedeni savaşın bir cephesi haline getirilmiştir.
 
Acının coğrafyası yoktur 
 
Bizler Alevi kadınlar olarak; acının coğrafyası olmadığını biliyoruz. Bir yerde bir kadın susturuluyorsa, o sessizlik hepimizin yüreğinde yankılanır. İnancımız bize ‘cana kıymamayı’ öğretir. Rızalığı esas alan bir yolun talipleri olarak; kadınlara yönelen her türlü şiddeti insanlık onuruna karşı işlenmiş bir suç olarak görüyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun, ister Orta Doğu’da savaşın ortasında, ister Avrupa’da göçmen kamplarında, ister Latin Amerika’da yoksulluğa karşı direnişte, ister Afrika’da çocuk yaşta evliliklere karşı mücadelede  kadınların talebi ortaktır: onurlu, eşit ve güvenli bir yaşam. Alevi kadınların örgütlülüğü işte bu yüzden yalnızca kendi toplumsal varlığımız için değil; tüm dünya kadınlarıyla dayanışmanın da bir ifadesidir. Cem meydanlarında öğrendiğimiz eşitlik bilinci, kadın meclislerinde büyüttüğümüz söz, sokakta yükselttiğimiz itiraz; sınırları aşan bir vicdan çağrısına dönüşmelidir.
 
Kadın mücadelesi bölünemez 
 
8 Mart bize şunu hatırlatır: Kadın mücadelesi bölünemez. Bir ülkede kadınlar savaşın gölgesinde yaşam mücadelesi verirken, başka bir yerde kazanılmış hakların tehdit altında olması tesadüf değildir. Eril egemen sistem küreseldir; o hâlde dayanışmamız da küresel olmalıdır. Alevi kadınlar olarak biliyoruz ki yol analarla yürür. Ve biliyoruz ki kadınlar yan yana geldiğinde, savaşın, şiddetin ve ayrımcılığın karşısında en güçlü barikatı kurar. Bugün, aynı zamanda: İnançlarının kamusal alanda yok sayılmasına karşı eşit yurttaşlık talebidir.  Cemevlerinin tanınmamasın, kutsal mekânların gaspına karşı kimlik ve inanç özgürlüğü mücadelesidir.  Eril egemen zihniyetin devlette ve toplumda kurduğu tahakküme karşı örgütlü direniştir. Kadınların hem bireysel hem toplumsal özgürlüğe dair iradesini ifade ettiği bir gündür. 
 
Bizleri barışın yanındayız 
 
Bugün ayrıca hayatını kaybeden kadınları anıyoruz. Kadın cinayetleri, savaşlarda kaybedilen kadınlar, zorla evlendirme ve şiddet nedeniyle hayatını yitiren tüm kadınları. Her birinin adı hafızamızda yaşar, her biri mücadelemizin hatırlatıcısıdır. Sessizliğe gömülen hayatların hatırası, direnişimizin ilham kaynağıdır. Onlar için sözümüz var, mücadelemiz var, sessizliğimizi kırma kararlılığımız var. Bizler, eşitliğin, özgürlüğün ve barışın yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Kadınlar için, yaşam için, özgürlük için. Dayanışmayla.”