TJA: Yaşamak için direniyoruz, dönüşmek için yürüyoruz 2020-10-16 14:36:04   DİYARBAKIR - Dünya Kadın Yürüyüşü’nün 5’inci uluslararası eylem yılına ilişkin açıklama yapan TJA, kadın örgütlenmesinin engellenmek istendiğini belirterek, “Tüm bunların farkında, mücadelemizi büyüterek devam etmekteyiz. Yaşamak için direniyoruz, dönüşmek için yürüyoruz” dedi.   Tevgera Jinên Azad (TJA), Dünya Kadın Yürüyüşü’nün 5’inci uluslararası eylem yılına ilişkin Diyarbakır’da açıklama yaptı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Yenişehir ilçe binasında yapılan açıklamaya TJA aktivistleri katıldı. Açıklamayı kadınlar adına TJA aktivisti Kader Uzun yaptı.   ‘Kadın örgütlenmesi engellenmek istenmektedir’   Açıklamayı bütün dünyada olduğu gibi bölgede de hâkim olan kapitalist modernitenin yeniden ürettiği erkek egemen sisteme karşı yapmakta olduklarını belirten Kader, ırkçı, cinsiyetçi, kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran sistem karşısında demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma ekseninde mücadele etmeye devam edeceklerini belirtti. Kadın mücadelesinin büyük bir saldırı ile karşı karşıya olduğuna işaret eden Kader, “Kadınların sokak sokak örgütlendiği, kendi örgütlü ağlarını oluşturduğu, hak talebinde bulunduğu, direnip kazanımlar sağladığı, hak ihlalleri karşısında gidebilecekleri ve dayanışabildikleri büyük emekler ve çabalarla kurduğumuz kadın kurumları kapatılmıştır. Böylece kadınların örgütlenmesi engellenmek istenmektedir” diye ifade etti.   ‘Eşitsizliğin artmasına neden oldu’   Saldırıların siyasette de kendini gösterdiğini söyleyen Kader, yıllarca mücadelesi verilen eşit temsiliyeti sağlamak amacıyla oluşturulan, kadın kotasının yetmediği yerde ortaya çıkan eşbaşkanlık sisteminin de defalarca kez hedef alındığını vurguladı. Kader siyasette, yerel yönetimlerde, yaşamın bütününde, kadın erkek eşitliğini sağlamak için oluşturdukları ve toplum tarafından benimsenip sahiplenilen eşbaşkanlık sisteminin kayyımlar ile saldırıya maruz bırakıldığını söyleyerek, “Belediyelerimizde eşbaşkanlık sistemi ile beraber tüm belediyelerde kadın birimleri, kadın kooperatifleri, kadın danışmanlık merkezleri, kadın sığınma evleri,  şiddet hattı, kadın müdürlükleri kurulmuştu. Böylece bölgede, kadınlara yönelik şiddet oldukça azalmıştı.  OHAL ile birlikte kayyımların atanması, kadın kurumlarının kapatılması; bölgemizde kadına yönelik şiddetin tekrar tırmanmasına, kadın cinayetlerin artmasına, taciz ve tecavüzün tırmanmasına, kadın erkek eşitsizliğinin artmasına neden olmuştur” sözlerine yer verdi.   ‘İstanbul Sözleşmesi, insan hakları sözleşmesidir’   Kader, kadınların kamusal alandan koparılarak eve hapsedildiğini belirterek, “İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti ortadan kaldırmayı hedefleyen, bununla mücadelede önlem, destek ve koruma mekanizmalarını ve devletlerin konuya ilişkin yükümlülüklerini belirleyen uluslararası bir insan hakları sözleşmesidir” dedi.   ‘Yaşamak için direniyoruz’   Kader sözlerine şöyle devam etti: “1 Ağustos 2014’te Türkiye Parlamentosu’nun onayından geçmiş, devlet tarafından imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nin, kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadele sözleşmesinin uygulanmasının gerektiğini vurgulamaktayız. İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar gündeme oturması ve saldırıya uğramasının nedeni cinsiyet odaklı şiddette gerçek sorumluların açığa çıkartılıp cezalandırılmasıdır. Çünkü bu kişiler sistemin uzantısı durumundadırlar ve onların yargılanması aynı zamanda ataerkil zihniyetteki sistemin de yargılanmasıdır. Tüm bunların farkında mücadelemizi büyüterek devam etmekteyiz. Yaşamak için direniyoruz; dönüşmek için yürüyoruz.”   Açıklama “Jin jiyan azadî” sloganları ile sonlandı.