‘Sadece gazeteciler değil, tüm toplum nefessiz bırakılmak isteniyor’ 2021-07-10 09:04:02   Gülistan Azak   DİYARBAKIR - Gazetecilere dönük yoğun hak ihlallerinin devam ettiğine dikkat çeken DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüğolu, “Sadece gazeteciler değil, tüm toplum nefessiz bırakılmak isteniyor” dedi.   Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), 2021 Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre 180 ülke arasında 153’üncü  sırada bulunan Türkiye’de Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nin (DFG) 2021 Yılı  Haziran Ayı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu’na göre en az 68 gazeteci tutuklu bulunuyor. En çok gazetecinin tutuklu bulunduğu Türkiye’de gazetecilerin yaşadığı hak ihlallerini ve basın özgürlüğünü DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu değerlendirdi.    ‘Hak ihlalleri gizlenmeye çalışılıyor’   Basına dönük hak ihlallerinin gazetecilere ve habere erişim hakkı engellenen topluma ceza amacı taşıdığını belirten Dicle, gazetecilere dönük polis şiddetiyle aslında toplumun nefessiz bırakılmak istendiğini vurguladı. Dicle, “Gazetecilere dönük baskıların nedeninin dayatılan yoğun hak ihlallerinin gizlenme çabası olduğunu görüyoruz. AFP muhabiri Bülent Kılıç’ın çekim yaptığı sırada polis tarafından boğazına basılmak suretiyle nefessiz bırakılmaya, öldürülmeye çalışılması, Van’da helikopter’den atılan yurttaşların haberini yapan muhabirlerin tutuklanması ve yine Bitlis Tatvan'da bir çocuğun cinsel istismara maruz bırakılmasını haberleştiren gazeteci Sinan Aygül’ün tutuklanması basına dönük baskıların örneklerini oluşturuyor.  Türkiye’de gazetecilik öldürülmek isteniyor. Nefessiz bırakılma tablosu tam da budur” dedi.   ‘Yayınladığımız rapor buz dağının görünen kısmı’   Gazetecilere yönelik saldırılar, engeller, açılan davalar, verilen cezalar ve yine basın organlarına getirilen erişim engellerinin Haziran ayında da devam ettiğine dikkat çeken Dicle, “Gazeteciler hakkında açılan soruşturmalar ve davalar hızından bir şey kaybetmedi. Yine RTÜK tarafından 2021 yılının ilk yarısında iktidarı eleştiren yayınlar yapan kanallara toplam 22 ceza kesilirken iktidara yakın kanallar tek bir ceza dahi almadı. RTÜK’ün muhalif basına dönük ceza kurumuna dönüştü.  Haberlere getirilen erişim engellerinin ise cinsel istismar failinin ve devlet yetkililerinin suçlarını gizlemeye yönelik olduğunu görüyoruz. Her ay yeni bir hak ihlali dizisiyle karşılaşıyoruz. Yayınladığımız rapor buz dağının görünen kısmı. Eminiz ki, artan baskılar nedeniyle dile getirilmeye çekinilen birçok hak ihlali yaşanıyordur” ifadelerini kullandı.   ‘Saldırılara karşı tek çıkış yolu dayanışmadan geçer’   Yaşanan saldırılara karşı tek çıkış yolunun dayanışmadan geçtiğini vurgulayan Dicle son olarak şunları belirtti: “Kürt basınına dönük saldırılar 90’lı yıllardan bu yana sürüyor. Bu saldırılara karşı baskı çemberi büyüdükçe dayanışmanın önemi ve ihtiyacı daha da açığa çıktı. Bunu birçok gazeteci de gördü. Geçtiğimiz gün gazetecilerin kameralarını, fotoğraf makinelerini, mikrofonlarını, kalemlerini ve not defterlerini yere bırakarak polis şiddetine, baskı ve saldırılara karşı birlikte tepki göstermesi mutlu edici bir durumdu. Bu birlikteliğin sürdürülmesi gerekir. Aksi takdirde biz gazetecilerin haberlerine erişim engeli gelmeye, kameralarımız kırılmaya, polisler tarafından şiddete maruz kalmaya, boğazımızdan tutularak nefessiz bırakılmaya devam edeceğiz. Bu saldırıların yalnızca gazetecilere değil, toplumun tamamına dönük olduğu gerçeği mücadeleyi ortaklaştırmamızı zorunlu kılıyor. Aslında kesilmek istenen toplumun nefesidir. Soruna bu temelde yaklaşmak gerek.”