Diyarbakırlılar soruyor: 90’lı yıllara geri mi dönüyoruz 2021-07-23 09:04:24     Derya Ren-Rozerin Gültekin   DİYARBAKIR - Kürtlere yönelik ırkçı saldırılara ilişkin mikrofon uzattığımız Diyarbakırlılar, 90’lı yıllarda yapılan saldırıların tekrarının günümüzde de yaşatıldığının altını çizerek, “Özel savaş politikası uygulanıyor. Sistemin değişmesi gerekiyor” dedi.    Kürtlere yönelik ırkçı saldırılar her geçen gün artmaya devam ediyor. Son olarak 20 Temmuz tarihinde Ankara'nın Altındağ ilçesine bağlı Kavaklı Mahallesi'nde Kürt bir aileye ırkçı saldırı gerçekleştirilmişti. 21 Temmuz'da ise Konya'nın Meram ilçesi Çarıklıköy Mahallesi'nde, mahalle muhtarının da içerisinde bulunduğu 60 kişilik grubun Diyarbakırlı aileye saldırması sonucunda Hakim Dal isimli yurttaş yaşamını yitirdi.   Artan bu saldırılara yönelik devletin failleri değil de katledilen kişilerin yakınlarını fail sıfatı ile yargılaması ise dikkat çeken bir nokta oldu.   Artan saldırılara karşı Diyarbakırlılara mikrofon uzattık. Yaşanan saldırıların altında iktidarın ayrımcı dil kullanması olduğunu belirten yurttaşlar, saldırılara karşı Kürtlerin birlik içerisinde olması gerektiğini ifade etti.    ‘Eğer kardeşsek eşit haklara sahip olmalıyız’   Sevda İzol: Kürtler yeni birlikte yaşamaya başlamadı. Bir şeylerin alt yapısını oluşturuyorlar. Durduk yere bu saldırılar başlamadı. Bunları bilinçli olarak hazırlıyorlar. Bu böyle devam ederse Kürtler kendini savunmaya geçecek. Kürt, Türk sorunu diyoruz ama bu sorunu yaratanlar var. Ben Kürdüm bana kardeşliği diretmeyin. Eğer kardeşsek eşit haklara sahip olmalıyız. Bu saldırıların boyutu farklı. Geçtiğimiz aylardan Erbil’den Mersin’e gelen Kürtler 60 kişinin saldırısına uğradı. Daha sonra vali açıklama yaptı, 'adli bir olay' diye. Ama hayır adli bir olay değil, bilinçli bir şekilde planlanmıştı. Bu saldıranlar asla sıradan insanlar değiller, organize hareket ediyorlar. Kürtler de organize olmalı. Sıradan Türk saldırısı olayı değil. Bu olaylar daha da büyüyecek. Bu sorunu siyaset alanında olanlar düzeltecek. 40 yıldır bize kardeşliği dayatanlar sorunu çözsün. Benden oy isteyenler çıksın bu sorunu çözsün.    ‘Muhatap siyasetçiler’   Yaşanan sorunun muhatabı siyasetçilerdir. Bir taraf kardeşliği reddediyor, diğer tarafa yakasına yapışmış kardeşinim diyor. İstemiyorlar, zorla mı kardeş olacağız. Haklar eşit olduğu zaman diğer sorunlarda çözülür. Bizi ötekileştiriyorlar. Kimliğim yasak, Kürtçe bile konuşamıyoruz. 90’lı yıllarda kasetler gizleniyordu şimdi tekrar 90’lara dönüyoruz. Kürtlerin oyunu isteyenler Kürtlerin kanını yerde bırakmasınlar.   ‘Özel savaş politikası uyguluyorlar’   Merve Mutlu: Yıllardır Kürtlere farklı bir gözle bakılıyor. Bunu yapan da Türk milliyetçiliğidir. Bu olaylar devletin yönlendirmesiyle gerçekleşiyor. Devlet tarafından bir cezalandırma söz konusu değil alkış tutuyor olanlara. Onlar da iyi bir şey yaptıklarını düşünüyorlar ve yapmaya devam ediyorlar. Burada çalışma imkanları varsa burada çalışsalar daha iyi olur. Özel savaş politikası uyguluyorlar.     ‘Nedeni medya’   Zeynep Özkul: Bu olayların büyük nedeni medya.  Çünkü doğu için sürekli çatışma, terör haberleri yapıyorlar.  Buradaki güzel olayları haber yapmıyorlar. Batıya bizi böyle lanse ediyorlar. Batıda olan sadece güzel gelişmeleri gösteriyorlar. Bu olaylar belki orada da oluyor ama bilmiyoruz. Bu aslında psikolojik savaş. Oraya giden insanlar çöküyorlar. Bunun neden böyle olduğunu devlete sormak gerekiyor.   ‘Sistemin değişmesi gerekiyor’   Nedim Evran: Ayrımcılığa karşı bir insanım. İnsanlar eşit olmalı. Herkesin birbirine saygılı davranması gerekiyor. Gördüğüm görüntüler beni her zaman üzüyor. Kim olursa olsun eşit davranılmalı. İnsan gözüyle bakmalı herkes birbirine. Ben, sen, o fark etmiyor. Sistemin değişmesi gerekiyor. Toplum olarak herkese kucak açılmalı. Herkes kendi çıkarı için uğraşmamalı. Hep bana hep bana denilmemeli.     ‘Şaşırmamak lazım’   Merve Özer: Yapılanlar hiç hoş değil. Herkes ekmeğinin peşinde. Bu durum sabote edilemez. Onlara yapılan haksızlıktır. Yetiştirilme tarzından kaynaklı bunları yapıyorlar. Demek ki bu şekilde büyütülüyorlar.  Devlet neyi cezalandırıyor ki bunu da cezalandırsın. Bu duruma şaşırmamak lazım. Bu olayların içine girip ailelerle uğraşmak devletin işine gelmiyor. Göz yumuyor hiçbir şey yapmıyorlar.   'Herkes kendi milletini savunuyor'   Ayşe Kızıltoprak: Herkes kendi milletini savunuyor. Ancak bizim bir devletimiz yok. Bizim halkımıza çağrımdır gidip onların işlerini yapmamalılar. Eğer bizim halkımız oraya gitmez ise onlar bize muhtaç kalırlar. Ancak biz sürekli insanlık diyoruz. Bizler her zaman onlara hoşgörü ve anlayış ile giderken, onlar bizim bu durumumuzu suiistimal ediyor. Yapılan ırkçı saldırıların altında da bu yatıyor. Bu saldırıları hiçbir şekilde hak etmiyoruz. Batı bizim yaşadığımız bölgeleri iğrençleştiriyor.   'Devletin iş imkanı sunması gerekiyor'   Gülşah Demir: İnsanların daha bilinçli olması gerekiyor. Özellikle de kendi topraklarından yollara düşerek, onların topraklarını sürmeye çalışan insanlar için bunu yapmaları lazım. İnsanlar kendi memleketlerinde çalışacak bir iş ya da yer bulamadıklarından kaynaklı farklı şehirlere gidiyor. Devletin buralarda da insanlara iş imkanı sunması gerekiyor.   İsmini vermek istemeyen genç: İnsanların kendi şehirlerinden başka şehre gitme zorunluluğunu neden kimse açıklamıyor? Yurt dışından gelen insanlar burada gayet rahat yaşayabiliyorlar. İlk önce kendi ülkelerindeki insanlar için refah sağlamaları lazım. Televizyonda Diyarbakır için sürekli savaş olduğu ve kötü bir yermiş gibi lanse ediyorlar. İnsanlar gelip gördüğünde aslında öyle olmadığını görüyor.   ‘Ordulu olarak burada ırkçı muamele görmedim’   Ayşe Demirci: Ben bir Ordulu olarak insanların bir arada yaşaması gerektiğini düşünüyorum. Ben burada böyle ırkçı muameleler ile karşı karşıya kalmadım. İnsanlar birbirilerine saygı duymak zorunda. Dil, din, ırk ayrımı yapmadan birbirileri ile dayanışma içerisinde yaşamalıdır.