Tutsak aileleri Çağlayan’da: Ölüme terk edilmelerine izin vermeyeceğiz! 2022-02-10 14:32:51     İSTANBUL - “Ölümlere izin vermeyeceğiz” şiarıyla İstanbul Adliyesi önünden seslenen tutsak aileleri ve Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi, “Artık yeter, çocuklarımız cezaevinde olduğu sürece biz hep ayakta olacağız. Hasta tutsakların ölüme terk edilmesine izin vermeyeceğiz” diyerek Adalet Nöbetlerine devam edeceklerinin mesajını verdi.   Tutsak yakınları ve Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nin (TDİ), "Hasta tutsaklara özgürlük" talebi ve “Ölümlere izin vermeyeceğiz” şiarıyla Yenibosna’da bulunan Adli Tıp Kurumu (ATK) önünde başlattıkları eylemi Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önüne taşındı. Aileler, iki hafta boyunca maruz kaldıkları polis engeli, saldırısı ve gözaltılara rağmen ATK önünde gerçekleştirdikleri eylemlerini kararlılıkla bu hafta adliye önüne taşıma kararı aldı.   Güçlü katılım   Çok sayıda tutsak ailesinin katıldığı eylemde Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, Birleşik Mücadele Güçleri (BMG) bileşenleri, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Eşbaşkanı Arzu Kayaoğlu ile çok sayıda ÖHD’li avukat, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy ve Musa Piroğlu da dayanışma gösterdi. Eylemden önce adliye önü çok sayıda polis, gözaltı aracı ve zırhlı araçlarla ablukaya alındı. “Hasta Tutsaklara Özgürlük” pankartının açıldığı eylemde, “Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük”, “Baskıya işkenceye tecride son”, “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Politik tutsaklara özgürlük”, “Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük”, “İletişim yasaklarına son” dövizleri taşındı.   ‘Yaşam haklarını ortadan kaldıran bir çağ’   İlk olarak söz alan HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, cezaevlerinin bu ülkenin kanayan yarası olduğunu söyledi. Oya, “Türkiye’de demokrasinin kırıntılarının kalmadığı bir ortamda cezaevlerinde yaşanan ihlaller Türkiye tarihinde görülmemiş bir boyuta ulaşmış durumda” dedi. Tutsakların cezaevlerinde ölüm oruçlarında olduğuna değinen Oya, “Siyasetçiler, sivil toplum örgütleri, hukukçular haykırıyor tutsakları serbest bırakın diye ama bunu duyan bir iktidar yok. Her hafta cezaevlerindeki ölümlerle karşılaşıyoruz nerdeyse, yaşam haklarını tamamen ortadan kaldıran bir çağın içerisinden geçiyoruz” sözlerini kullandı.   ‘Mahpusları serbest bırakın!’   Tüm halklara seslenen Oya, “Sözümüz iktidarı geçti, eğer eşit, özgür, kardeşçe yaşamak istiyorsak mahpuslarla ilgili sesimizi yükseltmek zorundayız. Son üç ayda sekiz mahpusun cenazesi çıkarıldı. Bir kez daha sesleniyoruz mahpusları serbest bırakın” çağrısını yaptı.   ‘Siyasi tutsakların cezaevinde olduğu ülkede özgürlük yoktur!’   Ardından konuşan HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu da, bebeklerin cezaevlerinde doğmaya zorlandığı bir ülkede hiç kimsenin can güvenliğinin olmadığını, siyasi tutsakların cezaevinde olduğu bir ülkede de özgürlüğün olmadığını vurguladı. Cezaevlerinde hasta tutsaklara eziyet etmenin dışarıdakilere eziyet etmek olduğunun altını çizen Musa, “Hiç kimsenin ses çıkarmasını istememek demektir bu. İktidarın herhangi bir vicdanından söz edilmeyecekse, yapılması gereken toplumun vicdanına seslenmektir. Gazeteciler, öğrenciler, siyasetçiler tutsaklar için tutuklanmasın diye ortak harekete geçmemiz gerekiyor, iktidarı adalete zorlamak gerekiyor” sözleriyle seslendi. Musa son olarak hasta tutsakların derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.   ‘Çocuklarımız için hep ayakta olacağız!’   Bu esnada kitle, “Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük” sloganı attı. Daha sonra söz alan tutsak yakını Fince Akman ise, “Çocuklarımızı sebepsiz yere cezaevinde tutuyorlar, psikolojik şiddet uyguluyorlar, onları orada öldürüyorlar, işkence ediyorlar” diye konuştu. Tutsakların intihar ettiğinin söylendiğini belirten Fince, “Eğer onlar kendilerini öldürüyor olsalar bile bu yine onların suçudur. Çocuklarımız için her şeyi yapacağız, siz devletsiniz, biz çocuklarımız için yalnızca hak, hukuk ve adalet istiyoruz. Hak hukuk ve adalet neredeyse biz de gidip orada onu arayacağız” dedi. Devletten hiçbir şey istemediklerini paylaşan Fince, “Biz dilimizi, hakkımızı istiyoruz, biz kimseyi öldürmüyoruz. Çocuklarımızı sebepsiz yere cezaevinde tutuyorlar, artık yeter, çocuklarımız cezaevinde olduğu sürece biz hep ayakta olacağız, evlerimizde oturmayacağız” sözlerini kullandı.   ‘Ne doktor ne de hastane yüzü görebildiler’   Ardından basın açıklamasını okuyan TDİ üyesi ve avukat Yağmur Kavak, pandemi bahanesiyle tutsakların dışarıyla olan tüm iletişim kanallarının kısıtlandığını ve tecridin hiç olmadığı kadar derinleştirildiğini paylaştı. Tutsakların pandemi bahanesiyle hastaneye götürülmediğini söyleyen Yağmur, “Karantina hücresinde tecritte kaldılar ama sık sık kalabalık gardiyan gruplarıyla yapılan baskın aramalarına maruz kaldılar. Spor alanı dahil tüm sosyal alan kullanımları yasaklandı, iki ayda bir sadece bir koli açma dayatmasıyla karşılaştılar ve daha saymakla bitmeyecek irili ufaklı hak gaspıyla karşılaşıldı” dedi. Hasta tutsakların durumunun her geçen gün daha da ağırlaştığını sözlerine ekleyen Yağmur, pandemi başladığından beridir tutsakların ne doktor ne de hastane yüzü görebildiğini ifade etti.   ‘Siyasi tutumla karar veriliyor’   Yağmur, doğru ve sağlıklı bir yöntemle yürütülemeyen pandeminin tüm faturasının cezaevlerindeki tutsakların canı ve sağlığıyla ödendiğine dikkat çekti. Yağmur, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Onlarca ağır hasta tutuklu ve hükümlü, sağlık heyetlerinden ‘hapishanede kalamaz’ raporları çıkmadığı için hapishanelerde ölüme terk edildi ya da tahliye edildikten kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Gerekli tedbirler alınmadığı için hapishanelerde yüzlerce tutsağa Kovid-19 bulaştı. Hasta tutsakların tahliyeleri ya hastane ya ATK ya da savcılık engeline takılıyor. Hastanelerden tutsakların onca zorlukla alabildikleri raporlar çoğu zaman siyasi tutumla karar veren ATK tarafından kabul edilmiyor. Kabul edilse ve ATK raporu alınabilse dahi bu raporla verilmesi gereken tahliye kararı ‘toplum güvenliği bakımından tehlike’ bahanesiyle uygulanmayabiliyor.”   ‘Ölüme terk edilmelerine izin vermeyeceğiz!’   Siyasetçi ve hasta tutsak Aysel Tuğluk'un hayatının tehlikede olduğunu dile getiren Yağmur, “Adını sayamadığımız onlarca ağır hasta tutsağın sağlığı tehlikededir. Tutsakları ölüme terk edenler, hapishanelerden tabut çıkmasına neden olanlar, bizim Adli Tıp Kurumu önünde yapacağımız eylemleri yasaklıyor, eylemlerimize saldırıyor” şeklinde konuştu. Herkesi tutsakların sesi olmaya çağıran Yağmur, kamuoyuna şu sözlerle seslendi: “Tutsak aileleri, yakınları, yoldaşları olarak bir kez daha söylüyoruz: Hasta tutsakların ölüme terk edilmesine izin vermeyeceğiz. Hapishanelerdeki baskı, saldırı ve işkenceye karşı toplumun her kesimini içerideki tutsakların dışarıdaki sesi olmaya, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Hasta tutsaklar serbest bırakılsın, zindanlar yıkılsın, tutsaklara özgürlük.”   “Anaların öfkesi katilleri boğacak” sloganının ardından eylem sona erdi.