HDP’den Şengal ve Maxmur raporu: MİT Şengal halkını arayarak tehdit etti 2022-02-16 12:33:34   ANKARA - Şengal ve Maxmur’u ziyaret eden HDP heyeti, bölgedeki gözlemlerine dönük raporu kamuoyuyla paylaştı. Raporda MİT’in Şengal halkını arayarak tehdit ettiği belirtilerek, Maxmur halkının da taleplerine yer verildi.   Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dış İlişkiler Eşsözcüsü Feleknas Uca, partili milletvekilleri Hüda Kaya, Murat Çepni ve Hasan Özgüneş, Şengal ve Maxmur ziyaretlerine dönük hazırladıkları raporu Genel Merkez binasında düzenledikleri basın toplantısı ile paylaştı.   ‘Bölgesel istikrarsızlığı derinleşiyor’   Toplantıda konuşan HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, AKP iktidarının içeride ve dışarıda gerilim ve savaş politikalarında ısrar ettiğini belirtirken, “İktidarın, doğrudan sebebi olduğu bu yıkıma yönelik tek çözümü ise daha çok savaş, daha çok güvenlikçi politikalar, daha çok cezaevi, daha çok ırkçılık ve Kürt düşmanlığıdır. Bu politikalar, sarayı ve yandaşlarını zenginleştirirken milyonlarca emekçiyi açlığa, halkları ise geleceksizliğe mahkûm ediyor. Bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor. HDP olarak varlık sebebimiz; ezilen halklar adına bu sistemin karşısında durmak; eşit, özgür, demokratik, insan onuruna yaraşır yeni bir yaşamı inşa etmektir. Yalan perdesini kaldırmak, hakikati açığa çıkartmak, sorunların çözümünde inisiyatif almak bizim görevimizdir. Çünkü bu siyaset ilk önce gerçeklere savaş açar. Gerçek hapsedilebilirse her türden kötülüğün ve zulmün önü açılmış olur. HDP’nin bu mücadeleyi yürütürken maruz kaldığı saldırı ve linç kampanyalarının sebebi de budur” dedi.   ‘IŞİD’in en fazla güç aldığı ülke Türkiye’dir’   HDP’nin 8-12 Şubat tarihleri arasında Türkiye tarafından bombalanan Şengal ve Maxmur Kampı’na gerçekleştirdiği ziyaretlere dair raporun detayları şöyle:   “Heyetimizin karşılaştığı en çarpıcı gerçek; Türkiye’nin IŞİD ile mücadelenin koca bir yalan olduğu ve uluslararası toplumun bu kritik meseleye karşı yetersiz kaldığıdır. Açıkça ifade etmek isteriz ki; artık dünyanın da bildiği üzere, IŞİD’in en fazla güç aldığı, güç topladığı, lojistik temin ettiği ülke, ne yazık ki Türkiye’dir. En son, basına da yansıdığı üzere, kendisini IŞİD’in Türkiye emiri olarak tanıtan bir şahıs, ülkede pek çok şehre silah gömdüklerini, yeni üs bölgelerinin Türkiye olduğunu açıkça ifade etmişti.   IŞİD eliyle Kürtlerin kazanımları yok edilmek isteniyor   Kürtlerin elde ettiği ya da edebileceği tüm kazanımlar bu taşeron örgüt tarafından yok edilmek isteniyor. Kuzey Suriye-Rojava’da büyük halk direnişiyle yenilgiye uğratılan IŞİD, yeniden işgal hazırlıkları yapabilmekte ve kapasitesini arttırmaktadır. Hasekê cezaevine yapılan ve 121 Rojavalı insanın yaşamını yitirdiği saldırıyı tüm uluslararası güçlerin, Türkiye, Irak ve Suriye’nin gözü önünde gerçekleştirebilmiştir.   Şengal halkı Saray’ın saldırılarına maruz kalıyor   Tarih boyunca 74 fermana (katliam) maruz bırakılan Êzidî halkı, 3 Ağustos 2014’te IŞİD barbarlarının Şengal’e saldırmasıyla tarihin en büyük soykırımlarından birine daha maruz kaldı. Bu kıyım sonrası binlerce Êzidî öldürülmüş, yüz binlercesi topraklarından edilmiş, en az 7 bin kadın ve çocuk, IŞİD tarafından kaçırılmış ve köle pazarlarında satılmıştır. Bugün halen 2 bin 800 Êzidî kadın ve çocuğun akıbeti bilinmemektedir. Öte yandan; Şengal’de açığa çıkarılmamış toplu mezarlar bulunmaktadır. Bu kıyımdan sonra yeniden yaşamlarını kurmak için topraklarına geri dönen Êzidî halkı, şimdi de uluslararası toplumun gözüönünde Saray Rejimi’nin hava bombardımanlarına maruz kalması, son derece çarpıcıdır.    9 Ekim’de imzalanan Şengal Anlaşması ile saldırılar arttı   Bağdat ile Erbil arasında 9 Ekim 2020'de BM, ABD ve Türkiye'nin de desteğiyle ‘Şengal Anlaşması’  imzalandı. Anlaşmadan sonra ise Şengal ve Êzidî halkı üzerindeki baskılar ve saldırılar artmaya başladı. Tüm bunların neticesinde heyetimiz, Şengal bölgesinde gözlemlerde bulundu. Şengal Özerk Demokratik Yönetimi, Şengal Özgür Kadın Hareketi, Kadın Meclisi, Şengal ŞİA halkı temsilcisi Seyid Mahmud, Êzidî Aşiret Meclisi, IŞİD’in işgal saldırısı sonrası halkın sığındığı Serdeşti alanı, Şubat ayı başında Türkiye tarafından havadan bombalanan Hanasor Halk Meclisi binası, PADE (Demokratik Özgür Êzidî Partisi) ve IŞİD’in katlettiği 400 Êzidî’nin gömüldüğü toplu mezar ziyaret edildi.   MİT Şengal halkını arayıp tehdit ediyor   Şengal’de 200 bin insan yaşıyor. Bir o kadar insan da Avusturalya, Amerika, Kanada’nın da içinde bulunduğu onlarca farklı ülkeye göç etmiş durumda. Bir kısmı da BM’nin denetiminde KDP’ye bağlı kamplarda yaşamaya mecbur bırakılıyor. Toplamda 13 kamp bulunmaktadır. Şengal halkının beyanına göre; İnsanların kamplardan ayrılmaları engelleniyor, dini ve kültürel açıdan yoğun bir asimilasyon politikasına maruz bırakılıyorlar. Ailelerin bir araya gelmesi zorlaştırılmakta ve parçalanmış durumdadırlar. Yaptığımız görüşmelerde bize iletilen en dikkat çekici bilgilerden biri de; MİT adına insanların telefonla arandığı, ajanlık dayatmasında bulunulduğu, yapmamaları halinde de öldürüleceklerinin söylendiği bilgisi oldu. Edindiğimiz bir diğer önemli bilgi de; Şengal Savunma Güçleri’nin Türkiye tarafından  ‘terörist’ olarak görülmesine karşın, Irak Devleti tarafından 80. Tugay olarak resmî bir güç kabul edilmesi ve tüm ihtiyaç ve teçhizatlarının da devletçe karşılanıyor olması oldu.   Şengal halkı özsavunmasını almak zorunda kaldı   Irak Hükümeti’nin ve Irak Kürdistan Federal Hükümeti’nin IŞİD saldırılarından koruyamadığı,  Şengal halkı IŞİD’in olası bir saldırısından korunmak ve tekrar bir kıyıma maruz kalmamak için kendi öz savunmasını oluşturmak zorunda kalmıştır. Şengal’e yönelik tüm saldırılarda siviller yaşamını yitirmekte ve halk zarar görmektedir. Êzidîler bir taraftan IŞİD tehdidi altında yaşamaya çalışırken, diğer taraftan da Türkiye’nin bombalamalarına maruz kalmaktadır. Êzidîsiz bir yaşam dayatılmaktadır. Fermanlar üzerinden gerçekleştirilemeyen kırımlar, siyaset ve kirli anlaşmalar üzerinden yapılmaya çalışılmaktadır.   Şengal halkının talepleri   Şengal halkı, Şengal üzerindeki savaş uçaklarının ve SİHA’ların uçuşlarının yasaklanmasını istiyor. Şengal’in tüm dünyaya çağrısı, bu zulmün son bulması için harekete geçilmesidir. Bombalar ve abluka altında yaşamaya çalışan Şengal halkı, Türkiye ve tüm dünya halklarından destek beklemektedir. Demokrasi güçlerini, kadın örgütlerini, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, ekoloji örgütlerini, aydın ve sanatçıları Şengal’i ziyaret etmeye davet ediyorlar. Şengal halkı, Êzidî soykırımının tüm devletlerce tanınmasını talep ediyor. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, uluslararası ilgili güçlerin duruma dair söz kurmasını, saldırıları engellemede inisiyatif almalarını talep ediyorlar.   Maxmur Kampı’na dair izlenimler   Tamamı 90’larda köyleri yakılan ve göçe zorlanan Türkiye vatandaşı köylülerimizin göç etmek zorunda kaldıkları ve yaşamlarını son derece ağır koşullarda sürdürmek zorunda oldukları Mahmur Kampı’na yaptığımız ziyarette; Genel Halk Meclisini, İŞTAR Kadın Meclisini, Gençlik Meclisini ve Yerel Belediyeyi ziyaret ettik, gözlemlerde bulunduk ve halkı dinledik.   Maxmur Kampı hakikati    Heyetimiz Şengal sonrası Mahmur Kampını bu perspektifle ziyaret etti ve gözlemlerini ortaya koydu. Mahmur Kampı, 93-94 yıllarında Kürt illerinde yaşanan gözaltında kayıplar, 4 bin köyün katliamlarla, işkencelerle boşaltılması sonrasında binlerce Kürt köylüsünün sığındığı BM sorumluluğunda kurulan bir kamptır.   *27 yıl içinde bu kamp insanların el emekleriyle yaşanabilir bir alana dönüştürüldü.   *Kampta yaklaşık 13 bin insan yaşamaktadır.   *Kamp en az 5 anaokulu, 4 İlkokul, 1 lise, 1 down sendromlu çocuk okulu, sağlık ocağı ve sivil yerel yönetim-Belediyesi olan, sivil bir yaşam alanıdır.   *2018’den beri halk, çalışmak için Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi kentlerine sokulmuyor. Hatta hastalar hastaneye bile gidemiyor.  Hastanelere ulaşamayan birçok kadının da düşük yaptığı bilgisi iletildi.    *IKBY yönetimi tarafından Mahmur’a ambargo uygulanıyor. Sadece Bağdat’a gidebiliyorlar. Oradan da geri dönmekte sıkıntı yaşıyorlar.   Gençler, 2018’e kadar BM’nin de onayıyla, tüm üniversitelere ve Erbil’e de kabul ediliyorken, son üç yıldır üniversite sınavlarına kabul edildikleri ve iyi dereceler aldıkları halde, hak ettikleri Üniversitelere kabul edilmiyorlar. Binlerce genç üniversite eğitimi haklarından mahrum durumda ve çözüm arıyorlar. Erbil’e gidebilen gençler ise Mahmur’a tekrar dönemiyorlar. Bir kısmı iki senedir ailelerini görmediklerini beyan ettiler.   Bombalanan alanlar yerleşim yerleridir   Kamp IŞİD saldırılarına maruz kalmaya devam ediyor. Halk tümüyle kendi imkânlarıyla güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Neredeyse her aşiretin silahlı gücünün olduğu, IŞİD saldırılarının sürdüğü bölgede, kampta yaşayan Kürtler yirmi dört saat tehdit altındadırlar. Kamp aynı zamanda Türkiye’nin de hava saldırılarına maruz kalıyor. “Terör noktaları” vuruluyor diye açıklanan noktaların yerleşim yerleri olduğunu bu ziyaretimizle bir kez daha gözlemledik.   Maxmur halkından gelen talepler   *Bombalamalar son bulmalı.   *Uygulanan ambargo kaldırılmalı.   *Seyahat ve çalışma yasakları kaldırılmalı.   *Üniversite eğitimi önündeki engeller kaldırılmalı.   *Kamp üzerinde askeri uçuşlara izin verilmemeli.   *BM’nin kampta kalan insanların temel haklarının korunmasına karşı harekete geçmesi ve saldırıların engellenmesine yönelik çalışmaların yapılması.”   YNK’ye ziyaret   DAİŞ’in Hesekê cezaevi saldırısı sonucunda yaşamını yitiren 121 insan için Süleymaniye’de bulunan Özerk Yerel Yönetim Ofisi’ne taziye ziyaretinde bulunan heyet, ardından yine Süleymaniye’de Kürdistan Yurtseverler Birliği Partisi (YNK)  milletvekillerini ziyaret etti.   ‘Ziyaretler çarpıtıldı’   Raporun sonuç kısmında ise, ziyaretlerinin bazı medya kuruluşunca ve dijital medya hesaplarından heyetin Şengal, Maxmur ve Süleymaniye ziyaretlerinin “PKK Kampı ziyareti” olarak lanse edildiği ifade edildi.  Raporda,  “Kullanılan görseller, heyet temsilcilerimizin Kuzey ve Doğu Suriye Yönetimi'nin Süleymaniye'deki temsilciliğine yapılan taziye ziyaretinden alınmış ve kamuoyuna açık biçimde zaten tarafımızca paylaşılmıştır. Irkçı ve IŞİD yanlısı hesaplardan bu görseller tekrar dolaşıma sokularak IŞİD'e karşı çatışmalarda hayatını kaybeden SDG üyelerinin fotoğrafları ‘PKK kampı ziyareti’ şeklinde çarpıtılmıştır. IŞİD'e karşı dış destekli Hasekê saldırısı nedeniyle 121 Kuzey Suriyelinin hayatını kaybetmesinden dolayı gerçekleştirilen taziye ziyaretimiz, insani ve vicdani sorumluluğumuzun bir gereği olarak yapılmıştır” denildi.   Uluslararası kamuoyuna çağrı: Raporu dikkate alın   Başta DAİŞ’e karşı koalisyon güçleri olmak üzere uluslararası toplumun başsağlığı mesajlarının iletildiği bir süreçte Türkiye’de ırkçı ve DAİŞ yanlısı hesaplardan haberlerin yapılmasının son derece manidar olduğu vurgulanan raporda, “Sözde IŞİD’e karşı büyük mücadele verenlerin, IŞİD’in nasıl oluyor da bu saldırıyı yapabildiğini ve 121 insanı katlettiğini sormak yerine, cani sürüsünün propaganda organı gibi çalışmasını da kınıyoruz. Tüm uluslararası kamuoyunun bu raporu dikkate alarak gereğini yapmasını talep ediyoruz” çağrısı yapıldı.