İntihar etti denilen tutuklu: Ölümümden cezaevi idaresi sorumlu 2022-03-18 16:40:55   İZMİR - Iğdır S Tipi Cezaevi’nde yaşamını yitirmiş halde bulunan adli tutuklu Sezer Alan’ın ailesi otopsi raporunun verilmediğini ve ölümden cezaevi yönetiminin sorumlu olduğunu söyledi.    Iğdır S Tipi Cezaevi’nde 20 Şubat günü şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulunan adli tutuklu Sezer Alan’ın ailesi, İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’nde basın toplantısı gerçekleştirdi. 2011 yılında İzmir’de tutuklanan Sezer Alan, daha sonra çeşitli suçlardan kaynaklı hüküm giydi. Önce Buca Kırıklar F Tipi’ne gönderilen Sezer daha sonra Şakran, Menemen, Ödemiş ve Elazığ’a sürgün edildi. Sezer, son olarak 2021 Ağustos ayında Iğdır S Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Gittiği her cezaevinde psikolojik baskı ve fiziki şiddet gördüğünü ailesine aktaran Sezer, ailesiyle son olarak 19 Şubat günü görüştü. Bu görüşmeden 1 gün sonra aileyi arayan cezaevi yönetimi Sezer’in intihar ettiğini söyledi. Ancak Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ölümü “şüpheli ölüm” olarak kayıtlara geçti.   ‘Bir şey olursa hakkımı ara dedi’   Açıklamada konuşan anne Selma Karadere, devletin cezaevlerinde yaşanan şiddeti görmezden geldiğini buna karşılık sürgünlere ilişkin Adalet Bakanlığına çokça dilekçe yazdığını belirtti. Selma “Ama bir yararı olmadı. 7 yıldır oğlumun yüzünü görmedim. Oğlum sürekli görüş yasağı olduğunu söylüyordu. Oğlumun verdiği dilekçeleri okuyup baskıyı daha fazla arttırmışlar. Verdiği dilekçelere hiçbir cevap verilmiyordu. Çoğu zaman dilekçeleri işleme bile alınmamış. Her telefonda ‘Anne hakkını helal et. Bana çok psikolojik baskı yapıyorlar. Bana bir şey olursa hakkımı ara’ diyordu. Oğlumu sürgün gönderdiklerinde haber bile vermiyorlardı. Aylarca konuşamadığım oluyordu” diye konuştu. Cenazeyi maddi durumu olmadığı için üç gün alamadılar Oğlunun cenazesini Iğdır Devlet Hastanesinden maddi durumu olmadığı için alamadıklarını belirten Selma “3 gün sonra savcılığa faks çektik, cenazesini öyle verdiler. Siyasetçiler birbirlerini eleştirmeyi bıraksınlar. Yoksul insanların evine ne giriyor, cezaevlerinde neler oluyor biraz da bunlarla ilgilensin” diye konuştu.     Otopsi ve ölüm raporu verilmedi   Daha sonra konuşan kardeşi Yasemin Alan ise, kardeşinin ölüm sebebine dair hiçbir bilgi verilmediğini belirterek kendilerine otopsi ve ölüm raporunun verilmediğini aktardı. Yasemin “Sadece kardeşime ‘boğazına poşet geçirip, öldü’ demişler. Savcılığı arayıp ‘Ölüm nedeni nedir’ diye sorduğumuzda bize bilgi verilmedi. Kardeşim zaten cezasını dört duvar arasında çekiyordu. Neden gardiyanlar özellikle böyle davranıyordu” diye tepki gösterdi.    Otopsi talebi reddedildi   Kardeşi için İzmir’de tekrar otopsi yapılmasını istediklerini kaydeden Yasemin kendilerine olumsuz cevap verildiğini ifade etti. Yasemin “Savcılığı aradığımızda ‘neden bu kadar üsteliyorsunuz. 6 ayda 5 senede çıkar’ diyorlar. Otopsi geç çıkabilir ama ölüm raporunun gelmesi gerekiyor. Cinayet şüphesi olduğunu söylüyorlar, eğer böyleyse haklarında davacıyız. Ölüm sebebi intihar değil de cinayetse cezalarını çeksinler. Kardeşimi kim, ne şekilde öldürdüyse cezalarını çekmelerini istiyoruz. Hiçbir anne, baba, kardeş böyle bir acıyla karşılaşmasın” diye konuştu.   Cezaevi yönetimini işaret etti   Sezer Alan ölümünden bir gün önce annesiyle yaptığı son görüşmede şunları söyledi: “Bu kurumda Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı’nın bizlere vermiş olduğu kanuni haklarımızın uygulanmasını talep ettiğimiz halde olumlu cevap alamadık. Grup öğretmeni tarafından yalan beyanlarda bulunuyormuşum gibi üzerime ifade verildi. Bu kendimi kesmeme ardından ölüm orucuna girmeme sebep oldu. Bundan da başta kurum 1’inci müdürü sorumludur. Benim ölümümden kurum amiri, cezaevi yönetimiyle kurum öğretmeni sorumludur. Bunlar beni intihara yönlendirme işlemi uyguluyor. Kendisini Pazar günü saat 11’den itibaren ulaşmaya çalışmış, kurum vardiya baş memuru ile görüşmüştüm. Kurum vardiya baş memuru ile görüşüp ‘hafta içi dilekçe yazsın görüşelim’ demiş. Zaten hafta içinde yazmış olduğum bir sürü dilekçe var. Hiçbirine cevap verilmedi.”   Yasal haklarımı istedim   İki gündür idrarımdan kan geliyor. Sancı yapıyor. Elden, ayaktan düşeceğim farkında değiller. Bugün kendime öldüreceğim. Ölümümden bu kişiler sorumludur. Adalet Bakanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığına duyurmak istedim. Bu kurumda bulunan bütün eşyalarımı ve Elazığ’da kalan eşyalarım var. Onları da iste. Anne böyle bir şey yaşatmak istemezdim. Ben normalde sabrı olan bir insanım. Ama ağzımdan bir kelime çıktığı zamanda dönmem. Ant içtim. Sen gereken yerlere başvur. Arkasını araştır. Gereken yerlere ulaş. Ben yasal olmayan hiçbir şey istemedim. Yasal haklarımı istedim. Şahsi hiçbir kazanç elde etmek istemedim. Böyle söylemlerde kendilerini haklı çıkarmak istiyorlar. Bunların hepsi Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Müdürlüğü Kanununun 63’üncü maddesinde olan haklarıma bakarak haklı isteklerde bulunduğum anlaşılacaktır.”