Tutsaklara 8 Mart kartı 2026-03-03 14:31:25      İSTANBUL - 8 Mart etkinlikleri kapsamında İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, kadın tutsaklara kart gönderdi. TUHAY-DER ve Barış Anneleri İnisiyatifi de Bakırköy PTT önünde yaptıkları açıklamanın ardından tutsak kadınlara örgülü saç figürünün işlendiği fularlar yolladı.   İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında kadın tutsaklara kart gönderdi. Kart göndermeden önce Beyoğlu'nda bulunan İHD binası önünde yapılan açıklamaya çok sayıda hak savunucusu katıldı. Açıklamada, "Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" pankartı açılırken, "Yaşasın 8 Mart", "Kadın mahpuslar yalnız değildir" sloganı atıldı. Açıklamada basın metnini İHD üyesi Meral Nergis Şahin okudu.   'Hak ihlalleri ağırlaşıyor'   Meral Nergis Şahin, cezaevlerinin de ataerkil sistemin yoğun biçimde uygulandığı yerler olduğunu vurguladı. Meral Nergis Şahin, "Hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri, kadın mahpuslar özgülünde misliyle katlandığı gibi cinsel taciz, kimi zaman cinsel şiddet boyutlarına varıyor. Yakın bir zamanda (1 Aralık 2025) yine yüreğimizin burkularak tanık olduğu, Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde tutuklu bulunan trans mahpus Poyraz’ın şüpheli ölümü intihar varsayımıyla kapatıldı. Trans mahpus Poyraz’ın revir dönüşü asılı bulunduğunu belirten arkadaşları, sağlık ekibinin uzun süre gelmediğini, savcılık ve olay yeri incelemesinin de ancak iki gün sonra hapishaneye geldiğini ve tanık ifadelerinin alınmadığını, ası ipinin de daha önce koğuşta bulunmadığını ve Poyraz’ın saçlarının kazınmış olduğunu, son dönemde belirgin bir şekilde zayıfladığını ve olayın intihar olarak geçiştirilmesinin kabul edilemezliğini aktararak olayın ciddiyetine dikkat çekmişlerdir. Hapishaneler de kadın mahpusların hijyen ürünlerini elde etmesi kelimenin tam anlamıyla işkenceye dönüştürülüyor. Koğuş, hücre aramaları toplam olarak onur kırıcı bir şekilde yapılırken, kadın mahpuslara yönelik arama cinsel tacize vardırılıyor. Mahpusların yaşamına yönelik taciz için uygulanan kameralar ise kadın mahpuslara dolaysız olarak cinsel taciz boyutunda uygulanmaya çalışılıyor. Örnekler sayfalarca çoğaltılabilir, hapishanelerdeki her hak ihlalinin kadın mahpuslara yönelik daha ağırlaştığına tanık oluyoruz" ifadelerini kullandı.   'Dayanışma’ vurgusu    Meral Nergis Şahin, "Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle kadın mahpuslara kart göndererek, hak ihlallerine olan tanıklığımızı, bir nebze de olsa kadın mahpusların ihlallere karşı verdiği mücadeleyle dayanışmaya evriltiyoruz. Kamuoyunu da bu dayanışmaya ortak olmaya çağırıyoruz" dedi.   Cumartesi Anneleri'nden Hanife Yıldız da bütün tutsak kadınlarla dayanışma çağrısında bulundu.   Ardından cezaevlerine PTT yoluyla kartlar gönderildi.   TUHAY-DER’den 8 Mart eylemi    Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUHAY-DER) öncülüğünde, Barış Anneleri İnisiyatifi’nin katılımıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında cezaevinde bulunan tutsak kadınlara örgülü saç figürünün işlendiği renkli fularlar gönderildi. Bakırköy’de bulunan PTT binası önünde bir araya gelen kadınlar, “Tutsak kadınların özgürlüğü için yaşamı örüyoruz” pankartı açtı. Açıklamada “Jin, jiyan, azadî” sloganları atıldı. Açıklamayı TUHAY-DER yöneticilerinden Sevgi Çoban okudu.    Sevgi Çoban, 8 Mart’ın tarihsel sürecini hatırlatarak “8 Mart; 1857’de New York’ta eşit işe eşit ücret talebiyle direnen işçi kadınların anısıyla tarih sahnesine yazılmış bir mücadele günüdür” dedi. 8 Mart’ın yalnızca bir tarih olmadığını söyleyen Sevgi Çoban, “Erkek egemen sisteme, sömürüye, savaşa ve inkâra karşı kadınların yüzyıllardır büyüttüğü direnişin adıdır. Susturulmak istenirken sözünü yükseltenlerin günüdür” diye aktardı.   ‘Tesadüf değil eşitsizlik düzeninin sonucu’   Sevgi Çoban, “Kadın emeği ucuz ve sınırsız bir kaynak gibi görülürken karar mekanizmalarından dışlanmamız tesadüf değil; bilinçli bir eşitsizlik düzeninin sonucudur. Kadınlara yönelen şiddet münferit değil, erkek egemen sistemin süreklileştirdiği bir saldırı biçimidir” diye konuştu.   ‘Kürt kadınının mücadelesi evrenseldir’   Kürt kadınların mücadelesine dikkat çeken Sevgi Çoban, “Bu coğrafyada Kürt kadının mücadelesi, 8 Mart’ın direniş ruhunu somutlaştıran en güçlü örneklerden biridir. Kürt kadınları hem ataerkil zihniyete hem inkâr ve imha politikalarına hem de savaşın yıkıcı sonuçlarına karşı direndi” dedi. Rojava’daki kadın öncülüğünü hatırlatan Sevgi Çoban, “Kadınlar yalnızca itiraz eden değil, yaşamı yeniden kuran özne olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Kürt kadınının mücadelesi yerel değil; evrensel kadın özgürlük mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.   ‘Kadınların mücadelesi kriminalize edilmek isteniyor’   Cezaevlerindeki kadın tutsaklara da değinen Sevgi Çoban, “Cezaevlerinde kadınlar; keyfi disiplin cezaları, sürgün sevkler, sağlık hakkının engellenmesi, iletişim ve savunma hakkının kısıtlanması ve tecrit uygulamalarıyla karşı karşıyadır. Kadınların iradesi kırılmak, mücadeleleri kriminalize edilmek istenmektedir. Tecride rağmen dayanışma büyür. Baskıya rağmen direniş sürer. Susturulmak istenirken söz daha da gürleşir” diye konuştu.   Barış ve demokratik toplum tartışmalarına değinen Sevgi Çoban, “Kadınların özgürlüğü güvence altına alınmadan gerçek bir barıştan söz edilemez. Demokratik bir toplum, kadınların eşit, özgür ve örgütlü olduğu bir zeminde mümkündür” diye belirtti. Sevgi Çoban, “8 Mart’a giderken; içeride ve dışarıda direnen tüm kadınların mücadelesini selamlıyoruz. Kadınlar özgürleşmeden toplum özgürleşmez” dedi.   ‘Direnmekten vazgeçmiyorlar’   Ardından konuşan Barış Annesi Sultan Bozkurt şunları kaydetti: “Yıllardır Kürt kadınları, Kürt halkının özgürlüğü için cezaevlerindedir. Kürt Halk Önderi, 27 Şubat 2025 ve 2026’da kadınlara mesaj gönderdi. Biz Serok Apo’nun özgür olmasını istiyoruz. Bugün cezaevlerinde çocuklarımıza pişmanlık dayatılıyor ancak çocuklarımız direniyor.”   Açıklamanın ardından kadınlar “Jin, jiyan, azadî” sloganı atarak fularları göndermek için postaneye girdi.