‘Çocukların güvenliği için çözüm yasal düzenleme’ 2026-05-13 09:02:12   Öznur Değer    WAN - Okul saldırılarıyla yeniden tartışılan güvenlik politikalarını değerlendiren Sosyolog Aslı Taşdemir Özkan, Türkiye’de milyonlarca silahın dolaşımda olduğuna dikkat çekerek, “Kadınlar ve çocuklar çok rahat bir şekilde öldürülebiliyor. Çözüm için yasal düzenleme yapılmalı” dedi.    Türkiye ve Kürdistan’da okullara yönelik saldırılarda artış yaşanırken,  toplumsal çürümenin geldiği boyut, başta çocuklar olmak üzere toplumun genelini etkilemeye devam ediyor.  Devletin eğitim sistemine dönük politikaları da şiddeti etkileyen faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Okul saldırılarıyla açığa çıkan şiddet sarmalı, toplumun olumsuz politikalarla yönetildiğini bir kez daha açığa çıkarırken, demokratik kurumlar ise acil eylem planı ve şiddeti önleme çağrısı yapıyor.    Haber dizimizin ikinci bölümünde Sosyolog Aslı Taşdemir Özkan, okullarda yaşanan saldırıların sosyolojik arka planını değerlendirdi.    Çocukları adli sürece iten nedenler    Okulların toplumun mikro hali olduğunu söyleyen Aslı Taşdemir Özkan, “Mekanizmaların görevini ve işlevini yerine getirmemesiyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Çocuklar içinde müthiş bir hiyerarşi oluşmuş durumda. Okullarda ‘popüler’ olanlar olmayanlar, zengin olanlar, fakir olanlar bunlar güçlü ve güçsüz olmak üzere gruplandırılıyorlar. Bunlar çocuklara yansıyor. Ortaokula kadar düşmüş bir şiddet var. Bu da çocuklarda zengin olma, ünlü olma, güçlü olma gibi özenme durumlarını açığa çıkarıyor. Çocuklar daha çok medyadan etkileniyor. Televizyonlarda neler veriliyorsa çocuk en çok onu alıyor. Genelde şiddet içerikli, madde bağımlılığına özendirici ve oradaki karakterlerin hem katil hem ünlü hem de kariyer sahibi olduklarını görüyor. Kendilerinin de görünür olabileceği düşüncesiyle bu tür faaliyetlere giriyorlar” şeklinde konuştu.     Ebeveynlerin düştüğü yanlışlar    Okullardaki saldırıların sadece güvenlik üzerinden ele alınamayacağını kaydeden Aslı Taşdemir Özkan,  “Çocukların güvenli bir şekilde yaşamalarının tek koşulu güvenliğin sağlanması değildir. Temelden çocukların yetiştirilmesi gerekiyor. Güvenlik var ve içeri girince bu eylemi gerçekleştiremeyecek belki ama çocuk aynı şeyi dışarıda da yapabilir. Çocuğun neden bu hale geldiğini derinlemesine incelemek gerekiyor. Çocuk okulda eğitime başlamadan önce ailede eğitim görüyor. Anne babanın maneviyatı nedir? Çocuklara doğruyu yanlışı öğretebiliyor ve ilgilenebiliyor mu? Ya da sadece çocuğu sosyal medya ile baş başa mı bırakıyor da çocuklar bu hale geldi? Bunlar çok önemli konular. Çocuklarla yüz yüze konuşma azaldı. Ergenlik döneminde çocuklarda zaten bir kimlik krizi yaşanıyor. Bu kimlik krizlerinde aile rolünü oynayamıyor. Çocukları daha çok kendi haline bırakarak çocuğun kendisini izole etmesine neden oluyor. En büyük eksikliğimiz ilk olarak bu. İkincisi de çocuklara yapılan eleştiriyi kabul etmiyoruz. Bütün anne ve babalar kendilerine göre en iyi çocukları yetiştirmiş durumda. Bu şekilde daha gelişim çağında olan çocuklar kendilerini ‘en iyi’ zannediyorlar ve her şeye yetebileceklerini, güçlü olduklarını, bir şey yaptıkları zaman ceza almayacaklarını düşündükleri için daha fazla aktiviteye geçiyorlar. Bu durum, içe kapanarak da açığa çıkabiliyor” sözlerine yer verdi.    Çocukların birbiriyle teması    Ailenin çocuğu odaya bilgisayar başına hapsederek toplumdan uzaklaştırdığını söyleyen Aslı Taşdemir Özkan, toplumsal çürümenin burada başladığının altını çizdi. Toplumsal çürümede yüz yüze görüşmelerin olmadığını vurgulayan Aslı Taşdemir Özkan, “Toplumsal çürümede çocukların birbiriyle temas halinde bir oyunları yok. Oyunları sanalda oluyor. Temas yok, karşılıklı konuşma yok. Yan yana olmalarına rağmen iletişimleri yok. 10-15 yıl önce internet bu kadar gelişmemişken çocuklar akşama kadar dışarda oyun oynardı ve bu onların ruh sağlığını da olumlu etkiliyordu. Çocuklar yoruldukları için erkenden uyuyorlardı. Şu an çocuklar uyumuyor. Bu da toplumsal bir gerçeklik. Oyunlara takıntılı oldukları için oyunu bitirmeden uyumuyor. Burada da ailelerin kendini sorgulaması gerekiyor. Neden telefonu çocukların elinden alamıyoruz? Çocuklarımıza sağladığımız bu konfor büyüdüklerinde akranlarına zorbalık yaparak açığa çıkıyor. Bizim de kendimizi bu noktada eleştirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.    Devlet politikalarının okullar üzerindeki etkisi   Öğretmenlik mesleğinin de hedef alındığı bir sürecin yaşandığına dikkat çeken Aslı Taşdemir Özkan, “Bu anlamda öğretmenlik mesleği de değersizleştirilip eritildi. Özellikle özel okulların ve rantın ortaya çıkması öğretmenliği eritmeye başladı. Çünkü özel okullarda para konuşuyor, öğretmen konuşamıyor. Öğretmen öğrenci hakkında herhangi bir olumsuzluğu bildirdiğinde öğretmen hakkında CİMER’e yazı yazılıyor. Öğretmen de işini kaybetmemek için cevapsız kalıyor. İçi boşaltılmış bir Milli Eğitim Bakanlığı var. Okullarda verilen bir eğitim yok. Fen Bilimleri, matematik gibi dersler en aza indirgenerek daha çok din dersleri verilmeye başlandı. Bu çocuklarda da öğrenme isteği yok. Öğretmen çocuğu çalıştıramıyor çünkü çalıştırdığı zaman karşısında veliyi, müdürü ya da daha üst bir amiri görebiliyor. Bu anlamda öğretmen de çekiniyor. Özel okulların yaygınlaşmasıyla çocukların not kaygısı da ortadan kalktı ve öğretmene ‘Çocuğa geçeceği not ver’ deniyor. Burada da eğitimsizlik açığa çıkıyor. Devlet mekanizmalarının işlemeyişinden kaynaklı denetim yok. Biz de bu duruma sessiz kalıyoruz” diye konuştu.    ‘Türkiye’de 36 milyon ruhsatsız, 6 milyon da ruhsatlı silah var’   Bireysel silahlanmanın sorgulanması gerektiğini söyleyen Aslı Taşdemir Özkan, “Ailesi güvenlik görevlisi ama daha kendi çocuğunu koruyamıyor. Böyle bir ülkede biz güvenliği kimden bekleyeceğiz? Kendi çocuğunu koruyamayan bir güvenlik görevlisi benim çocuğumu koruyamaz. Türkiye’de 36 milyon ruhsatsız, 6 milyon da ruhsatlı silah var. İnsanlar silahlara çok rahat erişebiliyor ve silahı olanlar ‘güçlüdür’. Güçsüz olanlar ise kadınlar ve çocuklardır. Kadınlar ve çocuklar da çok rahat bir şekilde öldürülebiliyor. Devlet mekanizmaları ruhsatsız silahları sorgulamıyor mu? Bu kadar silah nereden geldi ve insanlar nasıl ulaşıyor? Toplumsal olarak da yalnızlaştık. Çocuklar ve bireyler yalnız. Okulların önünde uyuşturucu tacirleri çocuklara uyuşturucu satıyor. Toplumsal çürüme buradan başlıyor. Bunu denetleyen bir mekanizma yok. Çeşitli rehabilite yöntemleriyle çocuklar topluma kazanılmalı. Aile ve sağlık emekçileri ile de ortak hareket edilmeli. Bunlar yapılmadığı müddetçe okullara istediğimiz kadar polis X-Ray cihazı koyalım bunların bir önemi yok” dedi.    ‘Toplum olarak biz de rolümüzü oynamıyoruz’   Toplumun rolünü oynamadığını belirten Aslı Taşdemir Özkan şöyle devam etti: “Bir olay karşısında sessiz kalıyoruz, müdahil olmuyoruz ve çocuklarımıza da olmamalarını söylüyoruz. Bunları da tetikleyen şeyler devlet politikalarıdır. Çünkü bir erkek bir kadına şiddet uyguladığında toplumsal bir içgüdüyle bir yurttaş araya girdiğinde şiddet uygulayan erkek ceza almıyor ve araya giren kişi suçlu görülüyor. Bunun birçok örneği var. O nedenle insanlar da artık araya girmek istemiyor. Teoride olup pratikte olmayan, işlenmeyen mekanizmalar var. Kadınlar ve çocuklar için protokoller var ancak hepsi teoride. Bu olmayınca da içi boşaltılan bir toplum haline geldik. İnsanlar görevlerini yapmak istese bile yapamıyor. Bunun çözümü yeni politikalar üretilmesi ve eğitimlerin verilmesi. Yetişkinlerin de bir eğitim ve iyileşme sürecine girmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde çocukları iyileştirebiliriz. Çocukların bu hale gelmesi ve saldırılar yeni değil, artan bireysel silahlanma ile bunun yaşanacağı çok açıktı. Ben bir vatandaş olarak bunu öngörebiliyorsam, devlet çok daha net görebilmeliydi. Açık bir şekilde ‘geliyorum’ dedi ve geldi. Bundan sonrası da gelecek eğer önlemler alınmazsa. Bu kişileri kahraman ilan eden akran grupları var ve önlem alınmazsa bunlar büyüyerek devam edecek.”    Çözüm önerileri: En önemlisi yasal düzenleme    Aslı Taşdemir Özkan, çözüm önerilerini şu sözlerle özetledi: “Öğretmenler ve velilerin dahil olabileceği eğitimler verilmeli. Psikolojik bir bütünleşme sağlanabilir. Çocuklara farklı eğitimler verilebilir. Çocukların toplumdan izole edilmemesi için farklı okul veya şehirlerdeki çocuklar bir araya getirilebilir. En önemlisi de yasalarda düzenleme olmasıdır. Ateşli silahla yaralayan kişilerin cezası ikiye katlanabilir. Ya da çocuğu, kadını taciz eden, yaralayan insanlara yönelik cezalar artırılabilir. Bunlar küçük ama yapılabilecek adımlardır. Devletin yapması gereken işlemlerden biri de bazı internet oyunlarına sınırlamalar getirmesidir. Bazı oyunların üretilen ülkelerde oynanması yasak. Çocukları internet ve bu tür oyunlardan uzaklaştırmamız gerekiyor. Bunlardan uzaklaşan çocuklar hayatın gerçekliğini, sokakta oyun oynamanın ne olduğunu görecekler. Mutlu bir çocuk yetiştirirseniz mutlu bir gençlik yetiştirirsiniz. Bununla birlikte de şiddete karşı yönelim azalacaktır.”