Evvel Temmuz'da demokrasi paneli 2026-07-14 18:26:19   HATAY - Evvel Temmuz Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenen panelde konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, devletin barış sürecine ilişkin hukuki güvence sağlayacak adımlar atmadığını belirterek, "Kürt sorunu güvenlikçi politikalara hapsedilemez" dedi.   Hatay’ın Samandağ ilçesinde düzenlenen 26’ncı Evvel Temmuz Kültür ve Sanat Festivali kapsamında, Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği ile Samandağ Kalkındırma Derneği öncülüğünde “Derinleşen otoriterlik, süreç ve demokratikleşme olanakları” başlıklı panel gerçekleştirildi.   Bir otelde düzenlenen panelin yapıldığı salona, “Doğayı, hafızayı, yaşamı savunuyoruz; 26’ncı yılda yine omuz omuzayız” pankartı asıldı. Mehmet Karasu’nun moderatörlüğünü yaptığı panele DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, SODAP Sözcüsü Sevtap Akdağ, SYKP Parti Meclisi Üyesi Kenan Kalyon, Kaldıraç Hareketi Temsilcisi Hakan Dilmeç, Halkevleri Genel Başkanı Linfa Sevinç Hocaoğulları, SMF Dönem Sözcüsü Oya Nur ve gazeteci-yazar Ercüment Akdeniz konuşmacı olarak katıldı.   14 Temmuz direnişini andı   Konuşmasına 14 Temmuz 1982 Amed Cezaevi ölüm orucu direnişinde yaşamını yitirenleri anarak başlayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Bugün 14 Temmuz. Amed Cezaevi'nde Kürt halkının haklı ve onurlu mücadelesinin kazanımları ve varlığının ispatı için büyük bir ölüm orucu direnişi sergilendi. Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek şahsında, bu mücadeleye yön veren ve yaşamını yitiren tüm mücadele arkadaşlarımızı saygıyla anıyorum. Bugün yürüttüğümüz siyasetin ve bu buluşmaların arkasında onların bıraktığı tarihsel miras var" dedi.   'Otoriterlik kendini yeniden üretiyor'   Dünya nüfusunun yüzde 72'sinin otoriter rejimler altında yaşadığını kaydeden Çiğdem Kılıçgün Uçar, günümüz otoriterliğinin yalnızca klasik devlet baskısıyla değil, sermaye, teknoloji ve bilgi rejimleri üzerinden yeniden inşa edildiğini dile getirdi. İktidarların güvenlik politikaları üzerinden toplumsal rıza üretmeye çalıştığını ifade eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Otoriterliğin halklara söylediği tek şey var; 'Terör var, göçmen sorunu var, iç ve dış tehditler var, sizi bunlara karşı koruyoruz.' Oysa bu tehditleri yaratan mekanizma bizzat mevcut iktidar aklıdır. Bizden istenen ise siyasetsizlik, sessizlik ve biattır" diye belirtti.   'Devlet hukuki güvence sağlamadı'   "Terörsüz Türkiye" söylemiyle Kürt sorununun güvenlik eksenine sıkıştırıldığını söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, barış ve demokratik toplum sürecine ilişkin şunları söyledi: "Hukuki güvence şart. Devlet açısından silahların bırakılması tek başına çözüm olarak sunuluyor. Peki silahlar bırakıldıktan sonra Kürtler, diğer halklar ve inançlar için anayasal ve hukuki güvence yönünde tek bir adım atıldı mı? Asıl ertelenen mesele budur. 27 Şubat çağrısı hem Kürt halkına hem devlete yapılmış tarihsel bir çağrıydı. Sayın Abdullah Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi üzerlerine düşen adımları attı. Ancak süreç, adım atmayan devlet gerçekliğine takıldı. Kürtlerin, kadınların, Alevilerin, Ermenilerin ve Arapların anayasal olarak tanınmadığı bir yerde gerçek demokrasiden söz edilemez."   'Barışı birlikte inşa edeceğiz'   İmralı Cezaevi'nin Kürt sorununun hukuksuzlukla kilitlendiği merkez haline getirildiğinin altını çizen Çiğdem Kılıçgün Uçar, tecridin derinleştiği dönemlerde hak ihlallerinin arttığını ve kayyım politikalarıyla halk iradesinin gasp edildiğini vurgulayarak, "Devlet bu sürecin toplumsallaşmasını engellemek istiyor. Bizim görevimiz ise devlete rağmen bu süreci sahiplenmek, barış ve demokrasi mücadelesini toplumun bütün kesimleriyle birlikte inşa etmektir" ifadelerini kullandı.   'Bu sürecin öznesiyiz'   Halkevleri Genel Başkanı Linfa Sevinç Hocaoğulları ise sürecin yalnızca izleyicisi olmadıklarını belirterek, "Biz bu sürecin öznesiyiz. Kurmak istediğimiz bir ülke var. Bugün burada bunun nasıl inşa edileceğini konuşuyoruz" dedi.   'Öz dönüşüm toplumsal muhalefeti de ilgilendiriyor'   SYKP Parti Meclisi Üyesi Kenan Kalyon, Kürt Özgürlük Hareketi'nin öz dönüşüm sürecinin yalnızca Kürt halkını değil Türkiye'deki toplumsal muhalefetin tamamını ilgilendirdiğini dile getirerek, silahlı çatışmanın sona ermesine yönelik adımların önemli olduğunu belirtti.   Birleşik mücadele vurgusu   Gazeteci-yazar Ercüment Akdeniz, Kürt siyaseti ile sosyalist hareket arasındaki ilişkinin önemine dikkat çekerek, ezilen halkların geleceğinin ortak mücadeleden geçtiğine dikkat çekerek, Hatay ve deprem bölgesindeki hakikatlerin görünür kılınmasının önemine işaret etti. Ercüment Akdeniz, "Özgür basın olmadan barış, demokrasi ve adalet olmaz" diye kaydettiv  gbd   'Kayyım rejimi faşizmi kurumsallaştırıyor'   SMF Dönem Sözcüsü Oya Nur ise ekonomik kriz, kayyım politikaları ve emek sömürüsüne dikkat çekerek, şöyle konuştu: "Kayyım rejimi faşizmin kurumsallaştırılma çabasıdır. Buna karşı mücadele, halk meclisleri ve taban örgütlenmeleriyle büyütülmelidir."   Panel, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.