Erkeklerin kadına yönelik şiddet yorumu: Ben bilmem Cumhurbaşkanı bilir

  • 09:01 10 Nisan 2021
  • Güncel
 
ANKARA - Kadına yönelik artan şiddete ilişkin mikrofon uzattığımız erkeklerin çoğu, klasikleşmiş erkek argümanlarını kullanarak şiddeti adeta meşru kıldı. İstanbul Sözleşmesi’nin feshini de olumlayan erkekler, kadını ya “bedava hizmetkar” olarak gördü ya da “karı” olarak tanımladı.
 
İstanbul Sözleşmesi, 19 Mart gecesi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile feshedilmesinin ardından temel tartışma gündemlerinden biri haline geldi. Yaklaşık 2 haftadır gündemdeki yerini koruyan sözleşmenin feshine yönelik tepki, eylem ve etkinlikler devam ederken, eril zihniyetin sürdürücüleri ise sözleşmenin feshini meşru kılma çabasında. Kadınların direniş alanı haline bürüdüğü sokakları ve yaşamın tüm alanlarını erkekler ise tehdit ve tehlike alanına çeviriyor.
 
Erkekler şiddeti nasıl görüyor?
 
Yönetim sisteminin eril politikaları ve eril yargı aklı, erkeğin kadına yönelik şiddetini desteklemeye devam ederek şiddetin önünü açıyor. İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin hemen ardından 12 saat içinde 6 kadının katledilmesi, sözleşmenin feshinin yaratacağı ağır sonuçları da gözler önüne seriyor. Gündemdeki sıcaklığını koruyan konuya ilişkin Ankara’da yaşayan erkeklere mikrofon uzatarak “şiddet”i nasıl tanımladıklarını ve kadına yönelik şiddeti nasıl yorumladıklarını sorduk.
 
Kadın kimdir?
 
Mikrofon uzattığımız erkeklerin çoğu şiddeti çeşitli gerekçelerle meşrulaştırarak kadını bir meta, cinsel bir obje, bedava hizmetkar veya çocuklarının annesi olarak tanımladı. İstanbul Sözleşmesi’ni “sapkın” olarak gören erkekler ise erkek-iktidar, erkek-devlet ilişkisini bir kez daha somutlamış oldu.
 
Çeşitli mesleklerden erkeklerin verdikleri yanıtları okurken, kadınların süre gelen direniş ve mücadelesindeki haklılığına bir kez daha tanıklık etmiş oluyoruz.
 
‘Kadın hayvan değil, vurulmaz’
 
Serbest meslekle uğraşan Mehmet Çallı: İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesine karşıyım. Kadın erkek eşittir. Erkekler öfkelerine dikkat etmeliler. Babam, “Kadın hayvan değil, vurulmaz” derdi. Kendi kültürümüzü bazı kesimler tarafından kaybettiğimiz için şiddet arttı. Arap kültürü geldikten sonra kültürümüz yobazlaştı. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi şiddeti artırmaz. İktidar imam nikahını serbest bıraktığı için şiddet arttı.
 
‘Karın lafını dinlemiyorsa oturtturacaksın’
 
Sanayici Berat Sağlam: Aile çocuğunu nasıl yetiştirirse öyle gider. “Karın lafını dinlemiyorsa oturtturacaksın” diyen aile de var, “Karına ve çoluk çocuğuna iyi bak” diyen aile de var. Kadınların şiddete maruz kalması hakimleri veya Cumhurbaşkanı’nı ilgilendiren bir konu, beni ilgilendirmiyor.
 
‘Bayan’ ‘erkek’ kadar güçlü değil’
 
Öğrenci Uğur Kurt: Şiddet kişinin vicdanına kalmış bir şeydir. Kişi empati kurduktan sonra kendine hakim olur. Şiddetle bir yere varılamaz. Sabır çok önemli bir şey. Erkek sabırlı olmalı. Bir “bayan” bir “erkek” kadar güçlü değil, kendini savunamaz.  Erkek, “Kadını niye şiddete maruz bırakıyorum” diye düşünmeli. Şiddetin önlenmesi çok zor bir şey. Kişi, hayatına girecek insanı çok iyi tanımalı. Hiç tanımadan etmeden bir insanı hayatına koyarsan elbette sıkıntıların olur. Bu durum şiddeti meşrulaştırır. Her şey sözle ifade edilmiyor.
 
‘Bedava hizmetkar’
 
Eski TSK personeli Mehmet Yavuz: Şiddet kavga tarzındaki şeylerdir. Kadın, Tanrı’nın bize emaneti olan kutsal varlıklardır, değerini bilmek lazım, hayat onlarla güzel. Kimi bulamıyor, kimi buluyor bunuyor. Yobaz insanlar olduğu sürece, “bayan”lara “bayanmış” gibi davranılmadığı, “bayanın” kıymetini bilmediği sürece şiddet sürekli devam eder. Evlenirken “bayan” gözüyle değil de kendi kızın gibi seversen, “bayanın” dilinden anlarsın. Kızına nasıl davranıyorsa ona da öyle davranmalı. Eşime bir tokat atarsam önce “Kızıma atarsam ne olur?” diye düşünüyorum. Sonrasında kendimi ister istemez frenliyorum. Anne olduğu için dövülmemeli. “Hanım” olmasa kıyafetleri yıkamıyorum. Eşim yıkıyor, giydiriyor. Bunu parayla yapsanız maaş yetmez. Bu kadar hizmet ediyor. Bedava hizmetkar, karşılığında bir şey istemiyor. Çocuklarımıza dört dörtlük bakıyor. Daha ne isteriz “bayandan?” Allah yokluğunu vermesin.
 
‘Ülkede şiddet yasayla önlenemez’
 
Öğrenci Fatih Emre Örgü: Şiddet, insanların fiziksel olarak birbirine uyguladığı güç gösterisidir. Hem dini açıdan hem insani açıdan şiddet en son çözümdür. Şiddetin artmasını bir anlaşmaya yormamak gerekiyor. Anlaşmanın yararı varsa ve kaldırılması zararsa neden kaldırılıyor? Bundan önce neden kaldırılmadı da şimdi kaldırılıyor? Böyle bir kanun gelmeyebilirdi. Ülke anlık reaksiyonlarla yönetiliyor. Ülkede şiddet yasayla önlenemez. Yasayla insanın yapmaması gereken şeyi yapası geliyor.
 
‘Caydırıcı cezalarla şiddet azalır’
 
Öğrenci Uğur Mete: Ruhsal, fiziksel her türlü şiddetten nefret ediyorum. Kadına yönelik şiddet sıralamasında birincilerdeyiz. Bu kadar gelişmişken imkanlarımızı şiddete kullanıyoruz. Kadınlar yasal haklarını kullanarak eylem yapıyorlar “Neden yapıyorlar?” diye soruyorlar. Kadını öldürürsen, tecavüz edersen kadınlar da eylem yapar. Topluma bir düşünce kazandıramazsanız bu artmaya devam eder. Aldattı diyerek öldürüyor kadını. Böyle bir şeye hakkı yok. 3 gün sonra da gülerek çıkıyor. Bizim annemiz, kardeşimiz var. Onlar bu sokakta nasıl yürüyecek? Mağara devrinde bile kadına saygı varmış. 2 bin yıl sonra daha geriye gitmişiz. Politika getirilmeli. Neden İstanbul Sözleşmesi kabul edilmiyor? Caydırıcı cezalarla şiddet azalır. Kadını sevmeyen insanlara sosyal destek sağlanmalı.
 
‘Bir okul yapın bir hapishane eksiltmiş olursunuz’
 
Memur Pamir Türkoğlu: Şiddet, bir canlıya karşı yaptığımız olumsuz davranışlardır. Şiddet bir virüs gibi yıldan yıla yayılmaya başladı. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini doğru bulmuyorum. Ülke, kadına yönelik şiddet konusunda çok da ilgili şeyler yapmıyor. Ataerkil sistemin doğurduğu olumsuz yanlar var. Ülkede şiddet caydırıcı yasalarla önlenebilir. Eğitimle önlenebilir. Victor Hugo’nun da dediği gibi “Bir okul yapın bir hapishane eksiltmiş olursunuz.”   
 
‘Kaybedecek bir şeyi kalmayan insan her şeyi yapıyor’
 
Elektrik mühendisi Mehmet Eşkol: Şiddet, bir insana kendi rızası dışında yapılan her şeydir. Türkiye’de her şey siyasete bulaştığı için samimiyetsiz. Her şeyi oy almak için yapıyorlar. Şiddet, eğitim ve refah seviyesini artırarak önlenebilir. Kaybedecek bir şeyi kalmayan insan her şeyi yapıyor.
 
‘Kadın ‘Kadın gibi’ erkek ‘erkek gibi’ olursa sorun olmayacak’
 
İsmini paylaşmak istemeyen erkek: Her çeşit şiddet vardır ama biz sadece fiziksel şiddet olarak algılıyoruz. İstanbul Sözleşmesi, medyada kadına yönelik şiddeti önlemek olarak lanse ediliyor ama bence içinde sapkınlık ve milletimize uymayan kelimelerin geçtiğini düşünüyorum. İstanbul Sözleşmesi şiddeti azaltmadı. O yüzden ben “Anadolu Sözleşmesi”ni tavsiye ediyorum. Eskilerin sözleşmesi İstanbul Sözleşmesi değildi. Eşler birbirine karşı anlayışlı olursa, kadın “kadın gibi” erkek “erkek gibi” olursa sorun olmayacak. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemiz çok iyi oldu. İstanbul Sözleşmesi erkeği ikinci plana atıyor.
 
‘Yukarıdakinin değişmesi lazım, sistem değişmeli’
 
Barista ve dövmeci Enis (Soyismini paylaşmak istemedi): Kadına şiddete karşıyım ama ülkemizde bu kadar psikopat varken bunun önüne geçilemez. Çocuk tecavüzünü bile önleyemiyoruz. Baştaki adam Osmanlıdan gelme, o gitmeden bu yasa değişmez. Öncelikle yukarıdakinin değişmesi lazım, sistem değişmeli.