ÖHD: Polisin zanlıya yaklaşımı derin yapılanmayı anımsatıyor
- 15:10 19 Haziran 2021
- Güncel
DİYARBAKIR - HDP’li Deniz Poyraz’ın katledilmesine ilişkin ÖHD’nin Koşuyolu Parkı’nda yaptığı açıklamada, “Polisin zanlıya yaklaşımı, çok sıradan alışılagelmiş, arka plandaki derin yapılanmayı anımsatmaktadır” dedi.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Diyarbakır Şubesi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne yönelik yapılan saldırıda Deniz Poyraz’ın katledilmesine ilişkin Diyarbakır Koşuyolu Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya ÖHD üyeleri, HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, Tevgera Jinên Azad (TJA) ve kentte bulunan Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) katıldı. Kitle sık sık, “Deniz Poyraz ölümsüzdür” ve “Şehit namirin” sloganları atılırken açıklamaya katılanlar yakalarına Deniz Poyraz’ın fotoğrafını taktı.
‘Kamp kuran polis vahşeti engelleyemedi’
Kitle adına açıklamayı okuyan ÖHD Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Muharrem Şahin, HDP İzmir İl Başkanlığı’nın saldırı ve tehditlere yönelik defalarca başvurularına rağmen hiçbir önlem alınmadığını söyledi. Muharrem, bu olaydan önce HDP İzmir İl Başkanlığı önünde polislerin kamp kurduğunu ve içeri giren çıkan herkesin gözetlendiğine dikkat çekti. Muharrem,“Teknik ve fiziki takipte bulunan kolluk görevlilerinin ‘geliyorum’ diyen bu vahşeti engelleyememeleri veya bilgi sahibi olmamaları yaşamın olağan akışıyla bağdaşmamaktadır. Nitekim saldırıdan sonra, İçişleri bakanlığınca herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bu demokratik bir toplumda izahı olmayan vahim bir durumdur. Polisin zanlıya yaklaşımı, çok sıradan alışılagelmiş, arka plandaki derin yapılanmayı anımsatmaktadır. Bu olayın tek kişi tarafından planlanıp, gerçekleştirildiğine inanmak basit tabirle saflık olur” dedi.
Devletin yurttaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu ifade eden Muharrem şu ifadelere yer verdi:
“Bunun için, yeterli önleyici tedbirleri alması gerekmektedir. Ancak bu olaya yetkililerin, sorumluların yaklaşımları ve açıklamaları zemin hazırlamıştır. İktidar partisi ve ortaklarının, son dönemdeki açıklamalarının katkıları göz ardı edilemez. Bu duruma katkısı olan bir kısım medyanın rolü de unutulmamalıdır. Yapılan katliamı ‘çatışma’ olarak sunan bir kısım medyayı da sorumluluğa ve basın ahlakına sahip olmaya davet ediyoruz. Yapılan usuli açıklamalara ve timsah gözyaşlarına inanmıyoruz. Burada katledilen, önce bir insan sonra bir kadındır.
Sizi istifaya davet ediyoruz
Toplumsal düzeni sağlamakla mükellef olanlar, toplumsal düzenin bozulmasına öncülük edip, şahısları, kurumları nefret diliyle hedef gösterirlerse, kaos kaçınılmaz sondur. Bu olayların ve tehlikelerin panzehiri; Demokrasi, hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük, umut ve barıştır. Bunlar için seferber olmalıyız. Bu katliamda, başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere, İzmir Valiliği ve İzmir Emniyet Müdürlüğünün sorumluluğu ve ihmali bulunmaktadır. Bu olayı engellemekle yükümlüsünüz. Bu sizin görevinizdir. Hiçbir mevki, hiçbir koltuk, hiçbir menfaat insan yaşamından daha önemli değildir. Siz görevinizi yapmadığınız için, lütfen işgal ettiğiniz o koltukları bırakın. Sizi istifaya, kamuoyunu duyarlı olmaya davet ediyoruz.”







