Binlerce kadın bir kez daha ‘Sözleşmeden vazgeçmiyoruz’ dedi
- 16:30 19 Haziran 2021
- Güncel
İSTANBUL- İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğini belirten binlerce kadın ‘Büyük Kadın Mitingi’nde bir kez daha taleplerini dile getirdi. Mitingde HDP’li Deniz Poyraz’ın katledilmesine öfkesini dile getiren kadınlar, Deniz’in anısını yaşatacaklarını ve barışı getireceklerini kaydetti.
İstanbul Sözleşmesi’nin tamamen yürürlükten kaldırılacağı 1 Temmuz öncesi kadın ve LGBTİ örgütleri Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun ( EŞİK) çağrısıyla “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’ şiarıyla ve binlerce kadının katılımıyla Maltepe Etkinlik Alanı’nda miting düzenledi.
Miting boyunca “Nefrete inat yaşasın hayat”, “Kararı geri çek sözleşmeyi uygula” sloganlarının yanı sıra kadınlar hep bir ağızdan “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” diye haykırdı. Kadınların konuşmalarının ardından şarkıcı Pınar Aydınlar sahne aldı.
‘Deniz’in anısı mücadelemizde yaşayacak’
Ardından katledilen kadınların isimleri okunarak hep bir ağızdan “burada” diye haykırıldı. HDP İzmir il Örgütü binasına yapılan saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ın adının anıldığı sırada kitle defalarca “burada” dedi. Kadınlar “Hem bir siyasi suikastın hem kadın cinayetinin kurbanı Deniz’in anısı mücadelemizde yaşayacak. Barışı ve özgürlüğü kazanacağız” mesajı verdi.
Ortak metin 4 dilde okundu
Ortak basın açıklaması Arapça, Türkçe, Kürtçe ve İngilizce olmak üzere 4 dilde okundu. Kürtçe metni TJA adına Suna Kaymaz okurken Türkçe metnin her bir paragrafını ise aralarında katledilen kadınların yakınlarının da bulunduğu kadınların yanı sıra, oyuncu, aktivist, yazar ve öğrenci kadınlar okudu.
‘Karar isyanımızı, öfkemizi büyüttü’
Metnin ilk paragrafını okuyan yazar Ayşen Şahin, Meclis’te oybirliği ile kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nden tek kişilik Cumhurbaşkanı kararı ile çıkılamayacağını ve Meclis’in iradesinin tek kişiye devredilemeyeceğini belirtti. Ayşen, “Bu hukuksuz, bizim için geçersiz karar, isyanımızı, öfkemizi büyüttü” dedi.
‘Suçlara zemin hazırlıyor’
Tiyatrocu Ayşegül Yalçıner de şiddetin, kadın katliamının, tecavüz ve tacizlerin artarak sürdüğü ve kadına karşı tüm şiddet biçimlerinin sıradanlaştırıldığı bir süreçte LGBTİ+’ların sistematik olarak hedef gösterildiğini kaydetti. Ayşegül, sözleşmenin kaldırılmasını gündeme getirmenin söz konusu tüm bu suçlara zemin hazırlayacağını kaydetti.
Onur Haftası Komitesi üyesi Sidar, “Biz haklarından, hayatlarından, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyen milyonlarız… Haklarımızı güvenceye alan yasaları hayatı pahasına kazananlarız. Ve daha nice hakkımızı mücadelemizle kazanacak olanlarız” diye konuştu.
‘Şiddetsiz yaşamın garantisidir’
Sinbo İşçisi Dilbent Türker, İstanbul Sözleşmesi’nin eşit ve şiddetten uzak hayat hakkının güvencesi olduğunu belirterek, “İstanbul Sözleşmesi, din, dil, ırk, sınıf, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, yaş, medeni hal, doğum yeri, göçmenlik gibi nedenlerle ayrımcılığa uğramaksızın şiddetten uzak bir hayat yaşama hakkının garantisidir” ifadelerini kullandı.
‘Failler korunup kollanıyor’
Ablası Mutlu Kaya katledilmeye çalışılan ve diğer ablası Dilek Mutlu ise astsubay olan fail tarafından katledilen Songül Kaya ise şöyle konuştu: “İstanbul Sözleşmesinin ardından, mücadelelerimiz sonucunda 6284 sayılı yasayı çıkardık, bu kanun etkin uygulandığında nice kadın hayata tutundu. Etkin uygulanmadığında niceleri aramızdan erkek şiddetiyle ayrıldı. Her gün işkence edilen, dövülen, öldürülen, taciz edilen, kaybedilen kadınların ve LGBTİ+’ların haberlerini alıyoruz. Faillerin saklandığını, korunup kollandığını, delillerin karartıldığını, kaza ve intihar süsü verilerek, yüksekten düştü denilerek kadın cinayetlerinin şüpheli hale getirildiğini görüyoruz.”
Sağlık Emekçisi Yasemin Bakır, İstanbul Sözleşmesi’nin şiddetin önlenmesi, şiddet görenlerin korunması, en temel ihtiyaçlarının karşılanması için tüm kamu görevlilerinin etkin görev yapmasını sağladığını dile getirdi.
‘Failler serbest bırakılıyor’
Katledilen Seda Kurt'un annesi Bedia Akar, kadınların en çok boşanmak istedikleri erkeklerden, ayrılmak istedikleri partnerlerinden veya en yakın ve akrabaları olan erkeklerden şiddet gördüğünü ifade etti. “Aile içi diye üstü örtülen, karakollarda uzlaştırılan, yargıya taşınmayan şiddet vakaları bizi yaşamdan koparıyor” diyen Bedia, “Görevlerini yapmayan kolluk güçleri bizi şiddet ile baş başa bırakırken, erkek yargı failleri aklarken, siyaset cezasızlığı beslerken faillerin sırtı sıvazlanıyor. Hayatını savunmak için şiddet gördüğü erkekleri öldürmek zorunda kalan onlarca kadın, binlerce düşünce suçlusu hala cezaevlerindeyken, çıkarılan aflar, yapılan infaz yasası düzenlemeleriyle binlerce şiddet faili erkek serbest bırakılıyor” diye ekledi.
‘Kampüsler, derslikler ve yurtlar taciz ile gündeme geliyor’
Boğaziçi Üniversitesi Direnişçisi Özlem Damla Arık okulların, kampüslerin, derslik ve yurtların taciz haberleriyle, şiddet olaylarıyla, kadın ve LGBTİ+ düşmanı söylemlerle gündeme geldiğini belirterek, “Eşitlik mücadelesi veren üniversite kulüplerinin kapısına vurulan mühürlerle, tacizi önleme birimlerinin işlevsizleştirilip kapatılmasıyla, eğitimin tüm kademelerinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin adının bile geçmemesi için müfredatlara, mevzuatlara yapılan müdahalelerle dolup taşıyor” diye konuştu.
Müzisyen Nuray Balık, bölgesel savaşlar, ekolojik afetler, ekonomik çöküşün göçü giderek daha fazla zorunlu hale getirdiğini; göçmen kadın ve çocukların şiddete karşı korunmasının daha da önem kazandığını belirtti.
Lise öğrencisi Gülşah Fadime Akşahin de İstanbul Sözleşmesi’nin devletlere “her türlü şiddet eyleminin çocuklar üzerindeki etkisinin önlenmesi için sen sorumlusun! Çocukları korumak, şiddete karşı bariyer olmak için ulusal insan hakları kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve özellikle de kadın örgütleriyle işbirliği yapmalısın” dediğini hatırlattı.
Aylin Sözer’in öğrencileri: Acil eylem planı açıklansın
Katledilen İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim üyesi Aylin Sözer’in öğrencileri adına söz alan Revşan Aydınarığ şunları dile getirdi: “Sözümüz açık, kararımız net: Biz yalnızca İstanbul Sözleşmesi’ne dokunulmamasını değil, Sözleşmenin tüm gereklerinin acilen yerine getirilmesi için acil eylem planı açıklanmasını istiyoruz.”
‘Birbirimize, birliğimize güveniyoruz’
Erkek şiddetinden hayatta kalan Öznur Salar, Polonya’dan Macaristan’a, Arjantin’den Sudan’a kadar mücadelelerinin yaygınlaştığını vurgulayarak, “Yarınlarından umut duyulan bir hayat, neşemizi, arzularımızı, hayallerimizi, sevincimizi doya doya yaşadığımız bir dünya için, rengarenk var oluşumuzda bir tek rengimizi soldurmamak, aramızdan bir tek kişinin eksilmeyeceği bir yaşamı inşa etmek için sınır tanımayan mücadelemize güveniyoruz! Birbirimize güveniyoruz, birliğimize güveniyoruz” diye konuştu.
Miting müzisyen Rewşan Çeliker’in stranları ile devam etti.







