Tutsak aileleri: Çözümün anahtarı İmralı’dır

  • 09:01 12 Ağustos 2021
  • Güncel
 
Rojda Aydın
 
ŞIRNAK - İmralı tecridine ve cezaevlerinde artan hak ihlallerine karşı açlık grevine giren tutsakların aileleri, “Çözümün anahtarı İmralı’dır. Çocuklarımızın talebi bizim talebimizdir” dedi.
 
Türkiye ve bölge cezaevlerinde sistematik şekilde sürdürülen hak ihlalleri ve PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde ağırlaştırılmış tecride karşı tutsaklar 27 Kasım 2020’de başlattıkları süresiz dönüşümlü açlık grevi eylemlerini sürdürüyor. Tutsak aileleri çocuklarının taleplerinin kabul edilmesi, artan hak ihlallerinin bir an önce son bulması çağırısında bulundu.
 
‘Özgür bir yaşam istiyoruz’
 
Bandırma Cezaevi’nde olan Mustafa Acet’in annesi Taybet Acet oğluna 60 yıl ceza verildiğini,11 yıldır da tutuklu olduğunu söyledi. Taybet, cezaevlerinde şartların gün geçtikçe ağırlaştığını ifade ederek, “Çocuklarımız hastaneye götürüldüğünde çıplak aramaya maruz bırakılıyor. Kantinde her şey çok pahalı. Aynı zamanda hasta tutsaklar var ve tedavileri yapılmıyor. Hastaneye de götürüldüklerinde kelepçe takılıyor. Çocuklarımız da bunu kabul etmiyor. Bu yapılanlar insanlık dışı bir muamele. Bu işkenceleri, bu zulmü kabul etmiyoruz artık. Özgür bir yaşam istiyoruz” dedi.
 
‘Baskılar arttı’
 
8 yıldır Bandırma Cezaevi’nde tutulan oğlunun görüşüne gitme konusunda zorluk yaşadığını dile getiren Taybet, “Çocuklarımızı bizden uzak tutuyorlar. Yakın olmamızı istemiyorlar. Bunu yapmalarındaki amaçları daha çok zulmetmek istemeleri. Oğlum geçen hafta en son aradı ve baskıların arttığını, bu nedenle telefona çıkmayı boykot ettiklerini söyledi. Sadece beş dakika konuşabildik” sözlerine yer verdi.
 
‘Talepleri talebimizdir’
 
Açlık grevi eylemlerine de dikkat çeken Taybet, şunları söyledi: “Çocuklarımızın durumu iyi değil. Baskılar çok artmış durumda. Çocuklarımız Önderlik üzerindeki tecridin kaldırılması ve baskıların son bulması için açlık grevindeler. Bu zulmün son bulmasını istiyorlar. Fakat zulüm her geçen gün aksine artıyor. Daha kötü olmadan acilen talepler kabul edilmeli. Çocuklarımızın talebi bizim talebimizdir. Fakat dışarıda büyük bir sessizlik var. Bu sessizlik kırılmalı. Herkes tutsakların sesine ses olmalı.  Sessizlik ölümü beraberinde getirir.  Leyla Güven açlık grevine girdiğinde oğlum da 3 ay boyunca girdi. Bu yüzden durumları kötü.”
 
Taybet, Abdullah Öcalan üzerinde yürütülen ağırlaştırılmış tecridin Türkiye ve Kürdistan’a yayıldığına işaret ederken, “Savaşın, zulmün durdurulması için önce Önder Apo üzerinde tecrit kaldırılmalı. Çözümün adresi İmralı’dır. Bu yüzden zulüm son bulmalı. Devlet adım atmalı. Bu baskı bitsin artık” diye konuştu.
 
‘Oğlum bana yakın olsun’
 
Ahlat Cezaevi’nde tutulan Naif İşçi’nin annesi Nebahat İşçi de oğlunun 14 yaşında tutuklandığını ve 24 yıl ceza verildiğini dile getirdi. 11 yıldır oğlunun cezaevinde olduğunu ifade eden Nebahat, “Ahlat’ta siyasi tutsaklar yok. Oğlum tek başına bir odada bulunuyor” dedi. Nebahat, 11 yıldır oğlunun ayağında platin olduğunu ve çıkartılmadığını belirterek, “Oğlum alınmadan önce kaza geçirdi. Ayağında platin var. Kazadan sonra tutuklandı. Doktorlar 6 aydan sonra platinin değiştirilmesini söylemişti ve değiştirilmezse zarar vereceğini belirtmişti. 11 yıldır hala çıkarılmadı ayağından. Bir ayağı kısalıyor. En son telefonda zorlandığını söyledi. Ne hastaneye götürülüyor ne de tedavi ediliyor. Aynı zamanda tutuklandıktan sonra farklı hastalıkları da başladı” ifadelerini kullandı. 
 
‘Başlarına bir şey gelirse sorumlusu devlettir’
 
Cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine ilişkin konuşan Nebahat, “Çocuklarımız tecridin kaldırılmasını istiyorlar, bu nedenle açlık grevindeler. 2019 yılında da oğlum açlık grevine girdi. O zamanlar birçok cenaze çıktı cezaevlerinde. Bir an önce talepler kabul edilmeli. Çocuklarımızın başına bir şey gelirse sorumlusu devlettir. Söz konusu Kürtler olunca en ağır cezalar veriliyor.  Hiçbir zaman bu davadan ve dilimizden vazgeçmeyeceğiz” dedi. 
 
Nebahat şunları söyledi: “Bu sessizlik son bulsun. Çocuklarımızın talebi bizim talebimizdir. Ölene kadar da taleplerine sahip çıkacağız.  Tecrit kırılmalı biran önce zulüm son bulmalı.”