‘Katliamlara karşı birlikte ve daha etkili ses çıkarmalıyız’

  • 09:04 12 Ağustos 2021
  • Güncel
 
Gülistan Azak
 
ADANA/HATAY - AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 20 Mart gecesi feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nden kadınlar vazgeçmiyor. Kadınlar artan katliamlarını işaret ederek, “Birlikte ve daha etkili ses çıkarma” çağrısında bulundu.
 
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 20 Mart gecesi feshedilen
İstanbul Sözleşmesi’nden kadınlar vazgeçmiyor. Kadınlar alanlarda İstanbul Sözleşmesi’ni savunurken, kadına yönelik saldırılar da dur durak bilmeden devam ediyor.
 
Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesiyle birlikte artan erkek şiddetinin yanı sıra iktidarın söylemleri sonrası yaşanan ırkçı saldırılar sonucunda katledilirken, faillere dönük cezasızlık politikaları ise sürüyor.
 
‘Karar geçerli değildir’
 
Kadınların yaşamlarını ilgilendiren İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi’nden Emine Adıbelli, “Kadınları ilgilendiren bir konu yalnızca bir kişinin kararıyla kaldırılamaz. Biz kadınların fikri alındı mı? Fesih kararı mantıktan ve aynı zamanda ahlaktan uzak bir durum. Biz kadınların örgütlü bir gücü var. Hakkımızı kolay almadık ki kolay veremeyiz. Onun içinde direnmeye devam ediyoruz. Fesih kararı bizler için geçerli değildir. İstanbul Sözleşmesi bizlerin mor çizgisidir. Kazanana kadar da direneceğiz. Haklarımız, yaşamlarımız için var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’ni hiç kimse bizden alamaz” dedi.
 
‘Alanlarda olmaya devam edeceğiz’
 
İktidarın ülkenin en dinamik yapısı olan kadınlardan korktuğunu ve bu nedenle saldırılarını arttırdığını belirten HDP Kadın Meclisi’nden Hediye Biter, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesindeki amacın kadınları sindirmek olduğunu kaydetti. Hediye, “İstanbul Sözleşmesi örgütlü kadın için çok önemlidir. Daha fazla örgütleyerek, bilinçlendirerek dayanışmamızı büyütmeliyiz. Ancak o zaman kadınlara dönük amaçlanan kötü emelleri boşa çıkarabiliriz. Tayyip Erdoğan yönetiminin kadınları yok saydığını görüyoruz. Amaçladıkları ise yok saymalarının ötesinde toplumdan da uzaklaştırmaktır. Zaten siyasal islami rejimi getirerek kadını daha çok içeriye kapatmaya çalışıyorlar. Kadının kendi belirledikleri kalıplar içine sıkıştırmaya çalıştıkları ortada. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilme kararı sonrası katliamların arttığı gözler önünde. Bu örgütlü kötülüğe karşı alanlarda olmaya devam edeceğiz. Sonuna kadar direneceğiz” ifadelerini kullandı.
 
‘Kadına dönük cinsiyet eşitsizliği derinleşti’
 
İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesiyle kadına dönük cinsiyet eşitsizliğinin derinleştiğine ve buna bağlı olarak yoksulluğun ve katliamların arttığına dikkat çeken Büro Emekçileri Sendikası üyesi Sabahat Mutluay şunları belirtti: “Kadın güvencesinin ne boyutta olduğunu ülkemizde burnumuzun dibinde canımız yanarak, yaşayarak görüyoruz. İstanbul Sözleşmesi bütün bunların teminatı olarak dururken böyle kazanılmış gibi düşündüğümüz bir sürü haklarımızın elimizden kayıp gitmesi bundan sonraki kayıplarımızın da önünü açacağının bir ifadesidir. Bu yüzden İstanbul sözleşmesine sahip çıkmak ve mücadelesini sürdürmek çok anlamlıdır. Kadın üzerinden birçok şey şekillendirilecektir. Toplumu şekillendiren kadındır. Kadının olmaması elbette yoksulluğu meydana getirecektir. İstanbul sözleşmesinin feshedilmesi sonucu evlere hapsedilen kadınlar ekonomiyi etkileyecektir. Bu da kadının ekonomik özgürlüğünün elinden alınması demektir. ‘Ekonomik olarak özgür olmayan bir kadının  üretimdeki payı ne kadar olacaktır?’ Bu durumda eve hapsolmuş bir kadın topluluğu oluşmuş olacaktır. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz, ses çıkarmaya devam edeceğiz.”
 
‘Birlikte ve daha etkili ses çıkarma’ çağrısı
 
İstanbul Sözleşmesi’nin önemine dikkat çeken bir diğer isim Eğitim Sen üyesi Sevilay Elmas ise, fesih kararıyla birlikte toplumda katliamların arttığını kaydetti. Sevilay, “İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına neden karşı çıkıyoruz çünkü devlete toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı sorumluluk yüklüyor. Sözleşme yalnızca kadınlar değil, toplumun birçok kesimi için önemli bir sözleşme. Bu nedenle haklar temelinde eşitliği zorunlu kılan, yaşam alanını güvenceye alan İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilmek akıl ve mantık dışıdır. Fesih kararı biz kadınlar için kabul edilmeyecektir. Sözümüzü söylemeye, mücadele etmeye devam edeceğiz. Ancak en önemli konu ise dayanışmayı büyütmek. Çünkü dayatmalara karşı gelmenin tek yolu güçlü bir dayanışma ile mümkün olabilir. Bu nedenle tüm kadınları sözleşmeye sahip çıkmak üzere birlikte ve daha etkili ses çıkarmaya çağırıyorum” diye konuştu.