Ebru Günay: Barzani ile Erdoğan’ın fotoğrafı katliamın göstergesi

  • 12:04 3 Şubat 2022
  • Güncel
ANKARA - Neçirvan Barzani ile AKP’li Cumhurbaşkanı’nın birlikte verdiği fotoğraf karesinin katliam politikalarının göstergesi olduğunu söyleyen HDP Sözcüsü Ebru Günay, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne “Tavrınızı, AKP’nin savaş siyasetinden yana değil Kürt halkının geleceğinden, kazanımlarından ve barışından yana kullanın” diye seslendi. 
 
 Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay,  partisinin Genel Merkez binasında yaptığı basın toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. 
 
‘Failler hesap vermedi’
 
Şırnak’ın Cizre ilçesinde 7 Şubat 2015 tarihinde Cizre bodrumlarında yaşanan katliamın yıl dönümünün yaklaştığını hatırlatan Ebru, başta Asya Yüksel ve Mehmet Tunç olmak üzere katliamda yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başladı. Katliamın üzerinden 6 yıl geçtiğini belirten Ebru, “Failler hesap vermedi. Katliamı yapanlar yargılanmadı. Aynı zihniyet halen iş başında, katliamlar yapmaya, Kürtleri katletmeye, Kürtlere düşmanlık yapmaya devam ediyor” dedi.
 
‘Bu saldırıların hepsi aynı zihniyet’
 
Heseke’de DAİŞ’in saldırısı sonucunda yaşamını yitiren 121 kişiyi anan Ebru, yaşamını yitirenlerin insanlık değerini savunduğu için katledildiklerini vurguladı. Ebru “Aynı zihniyet Federe Kürdistan Bölgesindeki BM denetimindeki Maxmur Kampına, Şengal bölgesi ve Kuzey ve Doğu Suriye topraklarındaki Derik kentine saldırılar gerçekleştirdi. Bu saldırıların hepsi aynı zihniyet, hepsi birbirinden güç alan zihniyetin ürünüdür. Bizler HDP olarak bu katliamları kınıyoruz ve bu saldırıların arkasındaki bütün güçleri kınıyoruz” diye belirtti. 
 
‘AKP savaş ve insanlık suçu işlemeye devam ediyor’
 
AKP sözcüleri ve iktidar yetkililerin saldırıya ‘terör’ adı altında meşruiyet yaratma peşinde olduklarına dikkat çeken Ebru, “Ama herkes çok iyi biliyor ki AKP-MHP iktidarı sivil yerleşim yerlerini bombalıyor. Sivil yerleşim yerlerinde sivil katliamlar gerçekleştiriyor. Savaş ve insanlık suçu işlemeye devam ediyor. Dünyanın hiçbir yerinde sivillere yönelik saldırılar hiçbir ahlak, hukuk ve siyasi ilke norm asla meşruiyet kazandıramaz. Asla kabul edemez asla bunları, tanımaz. Sivil katliamları hiçbir hukukta kabul edilemez. AKP iktidarı savaş suçu işlemeye devam ediyor. HDP olarak tezkere her gündeme geldiğinde çokça anlatmaya çalıştığımız bir gerçek vardı. Bu tezkerelerin iktidar tarafından savaşçı ve keyfi bir düşmancı politikalara alet edileceği gerçeğiydi. Bu saldırılar bu gerçeği bir kez daha gösterdi. Bu tezkerelerin yarattığı savaş yıkıcılığına, keyfi düşman hukukuna sadece AKP- MHP iktidarı, dışarıda ise DAİŞ çeteleri seviniyor. AKP’nin tüm bu saldırılarına ve politikalarına karşı tüm Türkiye halkları demokratik güçleri demokratik ve özgürlükçü bir Türkiye için AKP’nin bu politikalarına karşı durmaya ses vermeye davet ediyoruz” şeklinde konuştu.
 
Ebru’nun konuşmasından satır başları şöyle:
 
 O fotoğraf zımni desteğin açık göstergesidir 
 
“Tüm bu saldırdılar gerçekleşirken Kürdistan Bölgesel Yönetimi ise sessizliğini koruyor. Bu saldırılar devam ettikten hemen sonra Neçirvan Barzani, Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Saray’dan bir fotoğraf verdi. İşte o fotoğraf Kürtlere saldırıya onay vermenin fotoğrafıdır. AKP’nin savaş siyasetine, Kürt düşmanlığına, sınır ötesi diye gerçekleştirdiği bütün savaş, yok etme ve katliam politikalarına onay fotoğrafıdır. O fotoğraf zımni desteğin açık göstergesidir ve asla kabul edilebilir değildir. Burada Kürdistan Bölgesel Yönetimine sesleniyorum. Tavrınızı, Kürt tavrınızı AKP’nin savaş siyasetinden yana değil Kürt düşmanlığından yana değil Kürt halkının geleceğinden, kazanımlarından ve barışından yana kullanın. 
 
3 kentte IŞID’e karşı insanlık mücadelesi verdi 
 
 AKP iktidarının DAİŞ’le olan ilişkisi ve yakınlığı bütün dünya tarafından biliniyor. Bütün bu saldırıların hemen Heseke’den sonra gerçekleşmesinin tesadüf olmadığını bütün dünya biliyor. Bu saldırılar Heseke’den sonra gerçekleştirildi. Tercih edilen yerler Şengal, Maxmur ve Dêrik. Her 3 kentte IŞİD’e karşı insanlık mücadelesi verdi. Her üç kentte IŞİD’in bütün barbarlıklarına ve zorbalıklarına rağmen direnerek kazanımlarını korumaya çalıştılar. AKP hükümeti ne yaptı. IŞİD’in tamamlayamadığını, yapamadığını adeta tamamlarcasına, yapmak istercesine adeta intikam alırcasına yüz binlerce sivilin yaşadığı bu kentleri bombaladı ve savaş suçu işlemeye devam etti. 
 
Ortadoğu’da düşmanlık politikası yürütülüyor
 
Çünkü AKP iktidarı aynı bu zihniyetten bu savaş politikalarından beslenerek Ortadoğu'da bir barış ve kardeşlik politikası değil bir düşmanlık politikası yürütmeye çalışıyor. Çünkü AKP iktidarı kendi geleceğini savaşta yıkımda ve ölümde görüyor. Ama Türkiye halkları bu savaşı ve yıkımı kabul etmeyecektir. Türkiye’nin bütün demokrasi güçleri AKP’nin yürüttüğü bu savaş politikalarından ve AKP iktidarından rahatsızdır.
 
 Öcalan’a yönelik mutlak tecrit ile barış umudu bitirilmeye çalışılıyor
 
Türkiye’de birçok sorunun kaynağı olan Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin demokrasi, hukuk ve özgürlük gibi yapısal sorunlarına karşı geçmişin bütün karanlık zihniyetiyle hareket eden bir AKP MHP iktidar gerçekliği var. İşte geçmişin bütün karanlık ve kirli yöntemlerini kullanan AKP- MHP iktidarı ülkeyi felakete sürüklüyor. Kürt sorununda çözüm ve diyalog yerine çözüm aktörü olan Sayın Öcalan’a yönelik mutlak tecrit ile barış umudu bitirilmeye çalışılıyor, savaş siyaseti tırmandırılıyor. Çünkü AKP ve MHP iktidarı savaş ve çatışmadan ölümden besleniyor. 
 
 Öcalan üzerindeki mutlak tecrit kaldırılmalıdır
 
Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin tarihsel sorunlarına ilişkin konuşan herkes siyasi çıkarı aşan ciddiyetle meseleye yaklaşması önem taşımaktadır. Bu ciddiyeti taşımayan her söz her değerlendirme bu tarihsel sorunları ağırlaştırmaktan öteye gidemez. Sayın Öcalan ve Kürt sorunu üzerine yapılan tartışmalar hem iktidar cephesinde hem de maalesef muhalefet açısından da demokratik çözümden yoksunlukta adeta birbiriyle yarışıyorlar. Kürt sorunu ve Türkiye’nin demokratikleşmesi hususunda Öcalan'ın ağırlığı iyi anlaşılmalı ve basit hesaplarla daha önemlisi milliyetçi hamasetlere başvurmak sorunu çözmez. Basit siyasi hesaplar ve milliyetçi hamasetler bu ülkeye çözüm getirmez. Kürt sorunun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için Sayın Öcalan üzerindeki mutlak tecrit bir an önce kaldırılmalı ve Öcalan'ın fikirlerinin kamuoyu ile doğrudan paylaşılmasının önü açılmalıdır.  Bunlar Kürt sorunun demokratik çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından olmazsa olmazlardandır. 
 
 3’ncü yol’un genişlemesi için seçenekleri büyüteceğiz
 
Parti Meclisimiz bir toplantı gerçekleşti ve etraflıca ele aldığımız konulardan biri de HDP ve demokrasi güçlerinin öncülük ettiği gerçek çözüm alternatifi olacak demokrasi ittifakıydı. Türkiye halkları faşist uygulamalarla toplumu bezdiren iktidara rağmen her türlü çözüm projelerini ortaya koymayan yeri gelince AKP’nin iktidarına ve değirmenine su taşıyan bir muhalefete mecbur değildir. İşte HDP bu iki seçeneğe karşı mücadele birliğini büyüterek 3’üncü yolu ve Türkiye halklarına gerçek bir seçenek sunmaya dönük seçeneğini büyütmeye devam edecektir. 
 
 Emekçilerin direnişleri
 
 Kuşkusuz AKP’nin yarattığı yönetememe krizi ve ekonomik kriz her alanda sonuçlar yaratmaya, toplumun her kesimindeki vatandaşı etkilemeye devam ediyor. AKP ve MHP ittifakının sömürü çarkındaki en büyük mağdurları ise ezilenler, emekçiler işçilerdir. Uzun çalışma saatleri, güvencesiz iş koşulların ve buna rağmen çalışmak zorunda kalan kuryeler, emekçiler günlerdir direniş halindeler. Günlerdir alın terlerine sahip çıkmak için alanlardalar. İktidarın tüm baskılarına rağmen direniyorlar. İktidarın onlara reva gördüğü sömürü düzenini, açlık ve yoksulluk sınırını kabul etmiyorlar. Güvencesiz çalışma koşullarını kabul etmediklerini söylüyorlar. Emekçilerin direnişlerini, alın terlerine ve emeklerine sahip çıkarak yürüttükleri bütün kazanımları selamlıyoruz. Sahada, falanlarda, fabrikalarda direnen bütün emekçilerle yan yana omuz omuza mücadele ettiğimizi ve dayanıştığımızı belirtmek istiyorum. Bütün grev alanlarında direnen emekçilerle vekillerimiz, il ve ilçe örgütlerimiz direnmeye devam etti. Bir kez daha direnen bütün işçi ve emekçilerin direnişlerini selamlıyorum. 
 
 TÜİK’in enflasyon rakamları
 
 TÜİK enflasyon rakamlarını açıkladı. Enflasyon aylık bazda yüzde 11.10 oranında artarken yıllık bazda ise yüzde 48,7’ye yükseldi. Oysa gerçekler ve halkın enflasyonu bambaşka. Bunu bütün Türkiye yaşayarak sonuçlarını görerek yaşıyorlar. Enflasyon Araştırma Grubu ENAG’a göre Türkiye tüketici fiyat endeksi ocak ayında yüzde 115,52, son 12 aylık artışta korkunç bir düzeye çıkarak yüzde 114.87 oranına ulaştı. ENAG ile Saray’ın hesap makinesi ile TÜİK rakamları arasındaki fark iki katından fazla. Çiçeği burnunda ilk TÜİK Başkanı ise ilk enflasyon verisiyle, algılarla oynamaktan ne kadar muhtaç olduklarını, sorunları çözmekte ne kadar aciz olduklarını ve iktidarın sorunları çözemeyeceğini gösterdi. Hepimiz neden TÜİK başkanının neden bir hafta önce değiştirildiğini anlamış olduk. TÜİK Başkanının değişmesi bir algı operasyonu yaparak enflasyon ve ekonomi değerlerinin iyi olduğuna halkımızı inandırmaya çalıştılar. Halkımız cebine, mutfağına, yanmayan sobasına, gelmeyen doğalgazına bakarak bu sonuca varıyor. Bugün Saray’ın algı operasyonları enflasyonu kaç gösterirse göstersin halkın enflasyonu 3 haneli rakamlara yükselmiştir. Bu ülkede enflasyonun üç haneli olduğunu inkar edenlerin halkla, sokakla bir bağı kalmamıştır. Sırça  saraylarında gerçeklerden uzak halkın gerçeklerinden uzak yalan dünyalarında bir hayat sürdürmeye çalışıyorlar. Gerçekler halkımızın yaşadıkları ve halkımız bu gerçekleri sandıkta onlara elbette gösterecektir. 
 
 Mülteci sorunu
 
Tabii ki Türkiye’de aynı zamanda göçmen ve mültecilerin yaşadığı sıkıntılar da söz konusu. İki gün önce Edirne sınırında 12 göçmen yaşamını yitirdi. Burada yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı diliyoruz. Şu bir gerçek, şeffaf, etkin bir sığınma prosedürü uygulanmalıdır. Mülteciler, göçmenler iktidarların siyasi pazarlıklarına alet edilecek meseleler değildir. İnsanların hayatları yaşadıkları sıkıntılar iktidarın pazarlıklarına konu edilemez. HDP olarak yabancı düşmanlığına ve ırkçı saldırılara maruz kalan göçmenlerle ve mültecilerle dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim. Esas yapılması gereken mültecilerin yaşayabileceği daha sağlıklı, şeffaf bir sığınma prosedürlerin oluşturulması ve güvenli bölgelere geçişlerinin daha güvenli sağlanmalıdır.”