DİP’ten Demokrasi Kürsüsü: Zamlara sessiz kalmıyoruz
- 12:28 10 Şubat 2022
- Güncel
İSTANBUL - Temel ihtiyaç malzemelerine gelen zamlara karşı Demokrasi Kürsüsünü kuran DİP, yurttaşların yaşadığı zorluklara dikkat çekerek zamların bir an önce geri alınmasını istedi.
Demokrasi İçin Birlik (DİP), temel ihtiyaç malzemelerine gelen zamlara karşı Beşiktaş'ta bulunan Kartal Heykeli önünde “Demokrasi Kürsüsü” kurdu. Demokrasi Kürsüsü’ne DİP üyeleri, ev emekçisi kadınlar ve çok sayıda yurttaş katılırken "Eşitsizliğe, sömürüye sessiz kalmayacağız" pankartı açıldı.
Her ay kurulacak
Demokrasi Kürsüsü’nde konuşan DİP Eşsözcüsü Ayşegül Devecioğlu, temel gıda maddelerine ve elektrik ve doğalgaz faturalarına gelen zamlara karşı her ayın 2’nci Perşembesi Demokrasi Kürsüsü’nü kuracaklarını söyledi. İnsanların artık geçinemez hale geldiğini ifade eden Ayşegül, bu durumun devam etmesi halinde insanların evine ekmek dahi götüremeyecek duruma geleceğinin altını çizdi.
Yurttaşlar yaşadıkları zorlukları anlattı
Demokrasi Kürsüsü’ne katılıp söz alan yurttaşlar da bu süreçte yaşadıkları zorlukları anlattı. Geçinmekte zorlandıklarını kaydeden yurttaşlar, gelen zamların bir an önce alınmasını istedi.
‘Toplumsal buhranın tam göbeğindeyiz’
Konuşmaların ardından Ayşegül Devecioğlu ve DİP üyesi Mert Büyükkarabacak hazırlanan ortak basın metnini okudu. Toplumsal bir buhranın tam göbeğinde yaşadıklarını ifade eden Ayşegül, ülkenin tüm yükünü sırtlayan, pandemi koşullarında dahi ölümüne çalıştırılan emekçilerin, kadınların ve gençlerinin bir kez daha açlık ve yoksullukla sınandığını belirtti. İktidarın ekonomi politikalarının, AKP'yi 20 sene önce iktidara getiren krizden çok daha büyüğünü yarattığını dile getiren Ayşegül, “Evet bu kriz sermayenin krizi değil. Türkiye kağıt üstünde büyümeye; bankaların, şirketlerin karları rekor üstüne rekor kırmaya, yaklaşık 360 bin hesaptan oluşan kaymak tabakasının dolar hesaplarıysa şişmeye devam diyor. Ancak çok iyi biliyoruz ki hepimiz aynı gemide değiliz, hiçbir zaman da olmadık. Ekonominin büyümesinden milyonların payına açlık sefalet düşüyor bir kez daha. Canları pahasına çarkları döndürenler, evlere siparişleri soğumadan yetiştirebilmek için hayatlarını ortaya koyanlar bir sonraki günün sonunu nasıl getireceğini bilemediği bir yıkımın içine sürüklendi” dedi.
Enflasyonun durumu
Türkiye tarihinin en yüksek enflasyon artışının yaşandığı belirten Ayşegül, şöyle devam etti: “Gıda enflasyonu kontrolden çıktı. Asgari ücretli bir işçi, göz boyayıcı zamma rağmen maaşının tümüyle geçen yıla göre yüzde 37 daha az margarin alabiliyor. Bir önceki yılın aynı ayına göre zamlı asgari ücretin alım gücü gıdada yüzde 8,3 daha az. Son bir yılda un yüzde 72, ekmek yüzde 60, şeker yüzde 52 zamlandı. 2020 yılında başında 4 lira 83 kuruş olan benzinin fiyatı 15 lirayı geçmiş durumda. Enflasyon yoksullara ve emekçilere uygulanan bir servet vergisi gibi çalışıyor ve herkesin gözü önünde yürütülen bir soyguna dönüşüyor. Türkiye gelir eşitsizliğinde Avrupa’da ilk sırada. İktidarın tüm kaynakları bir avuç sermayeye aktarma telaşıyla hayata geçirilen ekonomi politikaları sonucunda kişi başına gelir Cumhuriyet tarihinde ilk kez üst üste 7 yıl azaldı! Ülkenin tüm tarihsel birikimini yağmalayan 2000’li yılların özelleştirme politikalarının etkilerini bugün yaşanan büyük yıkımlarla ve elektrik, doğalgaz gibi temel tüketim maddelerine yapılan fahiş zamlarla yaşıyoruz. Milyonlarcamızın hayatını cehenneme çeviren bu gidişe mahkûm değiliz!”
‘Demokratik bir yaşam kurmaya ihtiyaç var’
Açıklamanın geri kalanını DİP Üyesi Mert Büyükkarabacak okudu. Emekçilerin, kadınların, gençlerin ve toplumun kendisini devlet ve sermaye karşısında güçlendirmek için örgütlenmeye, kendi yaşamlarına sahip çıkmaya ve demokratik bir yaşamı kurmaya ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Mert, “Bu karabasandan kurtulmak için geniş halk örgütlenmelerinin güç vereceği bir demokrasiyi kurmalıyız. Halkın örgütlendiği, halkın konuştuğu, gündemi halkın belirlediği bir demokraside bu açlık bu yoksulluk bu eşitsizlik olmaz. İnsanların özgürce örgütlendiği ve konuştuğu bir ülkede çalışırken her gün onlarca insan ölmez, hakkını arayan insanlar işten atılmaz. Bugün kurduğumuz Demokrasi Kürsüsü bu amaçla, bu bilinç ve iradeyle kuruldu. Sesi duyulmayanın sesi olacak bu kürsüler çoğaldıkça halk olarak geleceğe daha güvenli bakacağız” şeklinde konuştu.
Talepler
Hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği ve güvencesizliğin kader olmadığının altını çizen Mert, bu sorunların çözümünün kolay olduğunu belirterek taleplerini şöyle sıraladı:
“* Yüksek enflasyon koşullarında asgari ücret 3 ayda bir belirlenmeli, emekçilerin yaşam pahalılığı karşısında ezilmesinin önüne geçilmelidir.
*En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine yükseltilmelidir.
*Başta akıl almaz elektrik ve doğalgaz zamları olmak üzere tüm zamlar geri alınmalı; elektrik, su, doğalgaz gibi temel hizmetler belli bir kota dahilinde halka ücretsiz sağlanmalıdır. Yaşamsal önemdeki temel hizmetler ticaretin konusu edilemez. Başta elektrik dağıtım şirketleri olmak üzere temel hizmetler alanında iş yapan tüm şirketler kamulaştırılmalıdır.
* İşçilerin örgütlenmesi ve haklarını alması önünde engel olan tüm Anayasa’ya aykırı uygulama ve tutumlara son verilerek işyerlerinde demokratik bir işleyişin hâkim olabilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır. İşçiler sermaye sahibinin kölesi değildir, işçilerin vatandaşlık haklarının askıya alınması kabul edilemez, haklarını arayan işçiler işten atılamaz.”







