Cezasızlık, cezaevi idarecilerini cesaretlendiriyor
- 09:04 21 Nisan 2022
- Güncel
Şirin Çınar
URFA - Cezaevlerinde uygulanan tecrit politikalarıyla birlikte artan hak ihlallerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan ÖHD Urfa Şubesi Hapishane Komisyonu Eşsözcüsü Avukat Ayşe Şehriban, CPT’nin cezaevlerinde yaşanan sorunlara çekimser yaklaştığını belirtti.
İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecritten en çok etkilenen yerlerin başında gelen cezaevlerinde işkence uygulamaları sürüyor. Son olarak Silivri 5 Nolu Cezaevi’nde yaşanan işkence sonucu Ferhan Yılmaz isimli tutuklunun yaşamını yitirmesi ile bir kez daha gündeme gelen cezaevi koşullarının araştırılması için birçok çevreden çağrılar yapılıyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) ise bu çağrıların yanında cezaevlerine ziyaretler gerçekleştirerek, ihlallerin son bulması için girişimlerde bulunuyor.
Cezaevinde hak ihlalleriyle beraber tutsakların maruz kaldıkları sorunlara ilişkin Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Urfa Şubesi Hapishane Komisyonu Eşsözcüsü Avukat Ayşe Şehriban Demirel, değerlendirmede bulundu.
‘Siyasi tutsaklar ayrımcılığa maruz kalıyor’
Son süreçte cezaevinde artan hak ihlallerinin yeni bir durum olmadığını söyleyen Ayşe, cezaevindeki sürecin, siyasetten bağımsız olmadığını belirtti. Pandemi dönemiyle beraber hak ihlallerinin daha fazla arttığının altını çizen Ayşe, “Cezaevinde ayrımcılık da yaşanıyor. Bu ayrımcılığa en çok maruz kalanların başında ise siyasi tutsaklar geliyor. Bu ayırımcılıklar bir yana siyasi tutsaklar hakkında iddia edilen suçlarla suçlanmaları ise daha fazla hak ihlallerine maruz kalmasına neden oluyor. Tutsakların bunlara karşı göstermiş oldukları hak arama mücadelesi ise cezaevi yönetimi tarafından kabul edilmiyor. İhlallerine karşı başvuruda bulundukları yerlerde görev yapan idareciler de haklarında açılmayan soruşturmalar karşısında cesaret alıyorlar” sözlerine yer verdi.
‘ATK kendi ilkesine aykırı davranıyor’
Ayşe, cezaevinde yaşanan en büyük sorunlardan birinin ise durumu ağır olan hasta tutsakların serbest bırakılmaması olduğunun altını çizdi. Hasta tutsakların tahliye edilmesinin önündeki en büyük engelin ATK’nin tıp etiğine aykırı hazırladığı raporlar olduğunu dile getiren Ayşe, “Cezaevinde tutulan hasta tutsakların yaşamını idame ettiremediği görülmesine rağmen ATK kendi ilkesine aykırı davranarak ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu düzenliyor. Bu yüzden hasta tutsaklar daha fazla hak ihlaline maruz kalıyor. Bunlardan biri de Aysel Tuğluk. Şu anda hem Aysel Tuğluk’a yapılanlar hem de hasta tutsaklara yapılan uygulamalar çözüme kavuşturamayacağımız uygulamalardır. Bu sorunların çözülebilmesi için de ATK’nin bilimsel ve siyasetten bağımsız raporlar düzenlemesi gerekiyor” diye vurguladı.
Tutsaklara disiplin cezaları ile tehdit
Cezaevi yönetimi tarafından tutsaklara yönelik uygulanan tecrit politikasına da işaret eden Ayşe, hak ihlallerinde en çok öne çıkan suçun disiplin cezaları olduğunu kaydetti. Ayşe, tutsakların sürekli disiplin cezalarıyla tehdit edildiğini belirterek, “Tutsakların cezaevinden tahliye edilmesi koşullarının oluşturulmasına rağmen, cezaevlerinin bahane ettiği disiplin suçları bunların önüne geçiyor. Bu da tutsakların tahliye edilmesinin önüne geçiyor. Tutsakların tahliye edilmesini engellemek tutsakların ‘özgürlük ve güvenlik haklarının ihlali’ni oluşturuyor. Özellikle cezaevi idaresi siyasi tutsakların cezaları bitmesine rağmen tutsakların infazını yakmaya yönelik yoğun bir şekilde disiplin soruşturmaları açıyor. Cezası biten tutsakların çeşitli bahanelerle cezaevinden tahliye edilmemesi cezaevi yönetimi tarafından işlenen bir suçtur” ifadelerini kullandı.
‘CPT çekimser davranıyor’
Ayşe, cezasızlık politikalarına da dikkat çekerken, bunun cezaevi koşullarında, “tutsaklara yönelik hak ihlali gerçekleştiren cezaevi idarecileri hakkında soruşturma başlatılmaması” şeklinde yaşandığına değindi. Cezasızlığın cezaevi idarecilerini cesaretlendirdiğini vurgulayan Ayşe, şöyle konuştu: “Cezaevinde devam eden tecrit ve izolasyon uygulamaları İmralı’da uygulanan ağır tecrit koşullarından bağımsız değildir. Bunun için İmralı’da tutulan Sayın Abdullah Öcalan’ın ve diğer tutsakların avukatlarıyla görüşmeleri sağlanırsa, diğer cezaevlerindeki tecrit uygulamaları son bulacaktır. Türkiye'deki insan hakları ve hukuk kurumlarından ziyade uluslararası mücadele yürüten kurumların da cezaevlerinde uygulanan hak ihlallerine ilişkin bir girişimde bulunması gerekiyor. Ancak özellikle Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CTP) bu konuda çok çekimser davranıyor. Bunun için başta CPT’nin cezaevinde uygulana tecride karşı girişimde bulunması gerekiyor.”







