Cumartesi Anneleri’nden AKP’ye: Taahhüdünü yerine getir

  • 13:32 15 Ekim 2022
  • Güncel
 
 
İSTANBUL- Cumartesi Anneleri, 916’ncı hafta eylemlerinde dosyaları zaman aşımı bahane edilerek kapatılan Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir için “Fehmi Tosun’un gözaltında kaybedildiğini uluslararası mahkeme önünde kabul eden AKP hükümetini, verdiği taahhüdü yerine getirmeye ve bir an önce gerekli adımları atmaya çağırıyoruz” sözleri ile yetkililere seslendi. 
 
Kayıplarının akıbetini sormak, faillerin açığa çıkarılıp yargılanması için her hafta Galatasaray Meydanı’na çıkarak adalet talep eden ve 217 haftadır meydan kendilerine yasaklanan Cumartesi Anneleri, 916’ncı hafta basın açıklamalarını da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde online gerçekleştirdi. Bu haftaki açıklamada, 19 Ekim 1995 yılında İstanbul’un Avcılar ilçesinde evden çıktıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir’in akıbetleri soruldu. 
 
Açıklamaya Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun ve İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin de katıldı.
 
Bu haftaki basın metnini Leman Yurtsever okudu. Leman, Türkiye’de yüzlerce insanın gözaltında kaybedilmesine rağmen, bu insanlığa karşı suçun, yönetenler tarafından yok sayılmaya devam edildiğini belirtti. Cezasızlık uygulaması sonucu, kayıplara ve adalete ulaşamadıklarını kaydeden Leman, “Kayıp yakınlarının ‘sevdiklerimizin biz öldükten sonra bulunmasını istemiyoruz’ haykırışı ise 916 haftadır karşılık bulmuyor” diye ekledi.
 
Geçtiğimiz günlerde 27 yıllık arayışını miras bırakarak yaşamını yitiren Hüseyin Aydemir’in babası Selahattin Aydemir'i  de anan Leman,  Fehmi ve Selahattin’in hikayesini paylaştı:
 
Evden beraber çıktılar, gözaltına alındılar
 
“35 yaşındaki 5 çocuk babası Fehmi Tosun ve 34 yaşındaki 6 çocuk babası Hüseyin Aydemir Liceliydiler. Yaşadıkları ağır baskılar nedeniyle Lice’yi terk ederek aileleriyle birlikte İstanbul’a taşınmak zorunda kaldılar. 19 Ekim 1995 sabahı Fehmi Tosun ve arkadaşı Hüseyin Aydemir, birlikte kahvaltı ettikten sonra Tosun ailesinin Avcılar’daki evinden çıktılar. Fehmi Tosun; akşam saatlerinde, silahlı ve telsizli sivil polisler tarafından, 34 UD 597 plakalı beyaz Toros bir araçla evinin önüne getirildi. Kendisini gören eşi ve çocuklarına ‘Gözaltına alındım, beni öldürecekler!’ diye bağırdı. Onlar Fehmi'nin yanına koşunca, zorla araca bindirilerek evinin önünden götürüldü. Olaya çevredeki komşular da tanık oldu.
 
Gözaltında oldukları inkar edildi
 
Hemen Avcılar Karakolu’na giden Hanım Tosun olanları anlattı, aracın plakasını verdi ve duruma müdahale edilmesini istedi. Plakayı kontrol eden ve telefonla görüşmeler yapan görevliler ‘Bizim yapacağımız bir şey yok’ dedi. 
 
Hüseyin Aydemir'in İstanbul Aksaray'da sivil polisler tarafından gözaltına alındığını öğrenen Aydemir Ailesi de, tüm yasal yollara başvurdu. Her yerde oğullarını arayan aile, Hüseyin'in polisler tarafından Ankara’ya götürüldüğü, Ankara emniyetindeyken de askeri yetkililerce teslim alındığı bilgisine ulaştı. Tosun ve Aydemir Aileleri tüm yasal yollara başvurdu, ancak Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir’in gözaltına alındığı devletin bütün kademelerince inkar edildi.”
 
Türkiye ihlali kabul etti
 
Leman devamında da ailelerin hukuksal girişimlerini aktardı. Dosyanın Hanım Tosun tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındığını söyleyen Leman, 2003 yılında sonuçlanan davada, hükümetin AİHM’e verdiği savunmada “Hükümetimiz Fehmi Tosun'un kaybolması olayının meydana gelmesinden dolayı üzgündür. Bir kimsenin kaybolması olayı hakkındaki soruşturmanın eksik yapılmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesinin ihlalini oluşturduğu kabul edilmektedir” yanıtını verdiğini ve yaşam hakkı ihlallerinde gerekli tüm önlemleri alıp, etkili soruşturmaların yürütülmesini zorunlu kılan talimatları vermeyi taahhüt ettiğini hatırlattı.
 
‘AKP hükümeti taahhüdünü yerine getirsin’
 
Zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı verilen Fehmi Tosun dosyasının İHD avukatı Eren Keskin tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındığını belirten Leman, “Hükümetin taahhüdüne rağmen cezasızlık geleneğini bozmayan Anayasa Mahkemesi de zamanaşımı gerekçesiyle dosyayı kapattı. Aile, Fehmi Tosun’un götürüldüğü aracın araştırılması ve tanıkların dinlenerek yeniden soruşturma yapılması talebiyle 31 Mayıs 2022 tarihinde Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Fehmi Tosun’un gözaltında kaybedildiğini uluslararası mahkeme önünde kabul eden AKP hükümetini, verdiği taahhüdü yerine getirmeye ve bir an önce gerekli adımları atmaya çağırıyoruz” dedi.
 
‘Vazgeçmiyoruz’
 
Yetkilileri etkin soruşturma ve kovuşturma faaliyeti yürütmeye çağıran Leman, “Kaç yıl geçerse geçsin; Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 217 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.
 
‘Vicdanımızı kapatamazsınız’
 
Ardından Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun söz aldı. Hanım, Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasaklanmasına tepki göstererek, “İster içeride ister dışarıda bizim için önemli olan basına ve dünyaya sesimizi duyurmak. Devlet yetkililerine sesleniyoruz; bir an önce bize Galatasaray’ı açın. Açıklamamızı orada yapmak istiyoruz. Galatasaray Meydanı’nı kapatarak ağzımızı kapatamazsınız. Vicdanımızı ve içimizi kapatamayacaksınız. Kayıplarımızı aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Bir kayıp kalana kadar devam edeceğiz. Devlet bize hesap verene kadar aramaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
 
Hanım son olarak da Selahattin Aydemir’i anarak, “Gözün arkada kalmasın senin bıraktığın yerden biz devam ediyoruz” diye seslendi.
 
Suçun üstü örtülüyor
 
Daha sonra söz alan İHD Eş Genel Başkanı ve aynı zamanda Fehmi Tosun’un aile avukatı Eren Keskin, kayıp dosyalarında yazılı hukukun suçun üstünü örtmek için kılıf olarak kullanıldığını vurguladı. Eren, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Birleşmiş Milletler Zorla Kaybetmelere Karşı Sözleşme’yi imzalamadığını hatırlatarak, “Zorla kaybedilen insanlarımızın dosyalarında cinayet suçuna ilişkin zaman aşımı yani 20 yıl uygulanıyor. 20 yılda hiçbir delil toplanmadan bütün dosyalar zaman aşımından düşürülüyor. Fehmi Tosun dosyası da bunlardan biri” şeklinde konuştu.
 
Devlet suçu ortada
 
Fehmi Tosun dosyasında ailenin en başından itibaren tüm delilleri savcılığa sunduğuna işaret eden Eren, Fehmi’nin kaçırıldığı aracın plakasının belli olduğuna dikkat çekti. Aylar geçmesine rağmen savcılığa plakanın kime ait olduğunun tespiti için yapılan başvurudan sonuç alınamadığını söyleyen Eren, “Deliller var olmasına rağmen bu delillerin değerlendirilmemiş olması zorla kaybedilme olaylarında hukukun bir kılıf olarak kullanılması, bunun bir sistematik olması, sadece gözaltına alan polislerin değil soruşturmayan savcıların, dava açılsa bile karar vermeyen mahkemelerin, hakimlerin bunların hepsinin bir sistematik olduğu yani bunun çok açıkça bir devlet suçu olduğu çok açık net ortada. Bizler insan hakları savunucuları olarak ulusal ve uluslararası hukuku kullanmaya devam edeceğiz” dedi.