‘Kadın Mücadelesinin Kesişim Alanları’ panelinde Abdullah Öcalan vurgusu

  • 15:15 15 Ekim 2022
  • Güncel
 
İSTANBUL - HDK Kadın Meclisleri’nin “Kadın Mücadelesinin Kesişim Alanları" konulu panelinde, Kürt kadın mücadelesinin büyümesinde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın perspektiflerinin önemine dikkat çekildi.
 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisleri, “Kadın ve Barış Tartışmaları” etkinlik dizileri kapsamında Beyoğlu’nda bulunan Genel Merkez binalarında "Kadın Mücadelesinin Kesişim Alanları" konulu panel düzenliyor. “Kadın Mücadelesinin Kesişim Alanları" pankartının açıldığı panelde, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, Havle Kadın Derneği’nden feminist aktivist Zehra Keleş ve bağımsız feminist-yazar-gazeteci Ayşe Düzkan konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü ise HDK Merkez Kadın Koordinasyonu üyesi Arife Çınar yaptı.
 
Çok sayıda kadının katıldığı panel, üç oturum şeklinde gerçekleşiyor. İlk oturumda panelistler “Türkiye’de kadın mücadele tarihi” konusu üzerinde durdu.
 
‘Nagihan kadınları hakikati ile tanıştırıyordu’
 
Açılış konuşmasını yapan HDK Merkez Kadın Koordinasyonu üyesi Arife Çınar, “Kadın ve Barış Tartışmaları” etkinliklerinin ikincisini gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, bu panelde kadın hareketinin dününü, bugününü, yarınını tartışacaklarını dile getirdi. Katledilen Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi Nagihan Akarsel’i ve Jîna Emînî’yi anan Arife, “Nagihan, Jineoloji Akademisi’nde çalışan, kadın mücadelesini yürüten, halkaların eşitliğini, özellikle kadınların özgürlüğünü savunan arkadaşımızdı. Demokratik ulus paradigmasına olan inançla hareket ediyordu. Kadınları, kadın hakikati ile tanıştırıyordu. Karanlıkta kalan kadın tarihini açığa çıkararak toplumu aydınlatma amacı vardı. Süleymaniye’de erkek egemen zihniyetti onu katleden. Yine Kürt kadın olan Jîna arkadaşımız ‘ahlak polisleri’ tarafından katledildi. Ama bugün Jîna’nın arkasında bıraktığı başkaldırıyı görüyoruz. Molla rejiminin varlığını sarsacak eylemler gerçekleştiriliyor” sözleri ile kadın mücadelesine dikkat çekti.
 
Feminist kadın hareketinin gelişimi
 
Daha sonra panalistlerden bağımsız feminist-yazar-gazeteci Ayşe Düzkan söz aldı. Feminist hareketin gelişimine dikkat çeken Ayşe, “1989 senesinde Ankara’da feminist hafta sonu düzenlendi. Kadınların Kurtuluşu metni çıkartıldı. Bu metin politik olarak anlamlıydı. O gün için farklı bir metindi.  Metinde bedenimize, kimliğimize, emeğimize el koyulmasına değiniliyor. Nasıl giyineceğimize karar verilmesi, güzel olma dayatması, soyadımızın verilmemesi, evde ücretsiz emek sömürüsü konularına değiniliyor.  Biz yola çıktığımızda politikanın konusu olmayan şeylerden yola çıktık. Ama baskı ve sömürüyü politikanın parçası haline getirdik. Politikanın parçası olan konularda görüş belirtmeye siyaset yapmaya başladık. Kendi politik gündemimizi kurguladık” dedi.
 
‘Sivil toplum feminizmin mücadele ettiği üçgene eklenebilir’
 
Ardından söz alan Havle Kadın Derneği’nden feminist aktivist Zehra Keleş, feminist hareketin devlet, aile ve piyasa ile mücadele ettiğini belirterek, güç ilişkilerini dönüştürmeye çalıştığını kaydetti. Zehra, feminizmin piyasadan bağımsız şekilde yaşam sürmek, aile bağları olmadan insanca yaşam sürmek için mücadele ettiğini dile getirerek, “Feminizm devleti belli alanda büyütmek, belli alanda da küçültmek istiyor. Feminizm olarak şu meseleyi halettik rafa kaldırdık diye bir şey yok ama yöntemler değişti. Bu üçgene dördüncü olarak sivil toplum meselesi eklenebilir. Çünkü Kürt illerinde kamunun boş bıraktığı alanlarda bir kurtarıcı rolü olmuş sivil toplum örgütü ama burada kamunun arkasını toplayan, bir yandan da feminizm hareketin radikalliğini kıran bir şeye dönüştü” dedi.
 
'Dört parçada mücadele sürüyor'
 
Devamında HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, konuşmasına katledilen Deniz Poyraz, Nagihan Akarsel ve Jîna Amînî’yi selamlayarak başladı. Dilan, Kürtlerin asimile edildiğini, yok sayılmaya çalışıldığını belirterek, buna karşı Kürt kadın mücadelesinin dört parçada devam ettiğine dikkat çekti. Bu mücadelenin belli bir döneme sabitlenemeyeceğini ifade eden Dilan, “Kürt kadınların tarihin her döneminde bir deneyim mücadelesi var. 20’nci yüzyılda Kürt kadınların sözünü söylediği gerçekliği söz konusu. Cumhuriyetin ilanıyla beraber asimilasyonun derinleşmesi karşısında gelişen isyan gelişti. İsyan süreçlerinde erkekler öne çıkıyor ama orada da kadınların etkinliği var” diye ekledi.
 
Mücadelede Abdullah Öcalan’ın rolü
 
Dilan aynı zamanda, 1970’lerde dünyada başlayan sınıf mücadelesine karşı Kürt kadın hareketinin sessiz kalmadığını hatırlatarak, tartışmayı Kürdistan’a taşıdıklarını söyledi. Dilan, bu tartışmaların devamında Diyarbakır Demokrat Kadın Derneği’nin kurulduğunu ifade ederek, “İlk defa 8 Mart’ı kutladılar, Leyla Kasım için anma gecesi düzenlendi, örgütleme çalışmaları başladı. Daha sonra haklarında soruşturma açılarak tasfiye edildiler. Bunun devamında 1980’de darbe sürecinde mücadelede kadınlar yer aldı. Cezaevinde kadınlar için koğuş açıldı. Bu cezaevinde Sakine Cansız ve Gültan Kışanak direndi. 90’larda Kürt özgürlük hareketinin ‘kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez’ demesi üzerine birçok kadın bu mücadeleye yönünü çevirdi” sözleriyle Kürt kadın mücadelesinin büyümesinde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın rolüne dikkat çekti.
 
'Abdullah Öcalan’ın perspektifi mücadeleyi büyüttü'
 
Dilan, Kürt kadınların 2000’lerde çok fazla kadın derneğinin kurulmasıyla beraber örgütlenme zeminlerinin açığa çıktığını dile getirdi. Kürt kadınların erkek zihniyeti üzerinde dönüşüm yaratarak kendilerini var ettiklerini ifade eden Dilan, şöyle konuştu: “Türkiye kadın hareketinden farklı olarak sömürge durumuna karşı da mücadele yürütüyoruz. Demokratik Özgür Kadın Hareketi inşa edildi. DÖKH ile beraber kadın mücadelesi derinleşti. Bunu yaparken toplumsal dönüşümün dinamiklerini inşa etti. Bununla beraber Kürt kadınlar, Türkiye feminist hareketinden kadınlarla daha çok bir araya geldi. Kesişim en fazla DÖKH sürecinde gerçekleşti. Sayın Öcalan’ın ‘kadına şiddet uygulayan bir devletin vatandaşı olmam’, ‘kadının olmadığı barış masasında oturmam’ perspektifi sonraki dönemde çok fazla etki alanı yarattı.”
 
İkinci oturuma geçildi
 
Konuşmaların ardından ilk oturum sona erdi. Panel, “Kadın mücadelesinin özgünlükleri ve ortaklaşma deneyimleri” başlıklı ikinci oturum ile sürüyor. “Kadınların ortak mücadele-dayanışma tahayyülleri ve kadın zamanları” konulu üçüncü oturum ile panel sona erecek.