Cumartesi Anneleri Hüseyin Toraman'ın akıbetini sordu

  • 13:07 22 Ekim 2022
  • Güncel
 
İSTANBUL - Gözaltında kaybettirilen ve 31 yıldır haber alınamayan Hüseyin Toraman dosyasının zaman aşımında olduğunu belirten Cumartesi Anneleri, “Korkuyla, baskıyla, bizi Galatasaray’dan koparmak istiyorlar ama 'biz susmayacağız, vazgeçmeyeceğiz’ ısrarının herkesin ısrarı olması gerekiyor” diye seslendi.
 
Cumartesi Anneleri kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması için her hafta Galatasaray Meydanı’nda düzenledikleri eylemin 917’ncisini meydanın kendilerine yasaklanmasından dolayı online gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde 27 Ekim 1991 tarihinde İstanbul Kocamustafapaşa’daki evinin önünden silahlı, telsizli, sivil giyimli ve kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından gözaltına alınarak kaybettirilen 24 yaşındaki Hüseyin Toraman’ın akıbeti soruldu.
 
Beyaz Toros’a zorla bindirildi
 
Eylemde bu hafta açıklamayı okuyan gözaltında kaybettirilen Hasan Ocak’ın yeğeni Dilcan Acer, 31 yıldır adalet beklentisi karşılanmayan Toraman Ailesi’nin mücadelesine eşlik ettiklerini dile getirdi. Hüseyin Toraman’ın 34 ATZ 56 plakalı Beyaz Toros’a zorla bindirilerek götürüldüğünü belirten Dilcan, “Olaya mahalleliler ve Hüseyin’in eşi de tanık oldu. Mahallelinin ihbarı üzerine Çınar Polis Karakolu’ndan gelen polis ekibi işlem yapmadan olay yerinden ayrıldı. Baba Ali Rıza Toraman, Çınar Karakolu amirine ulaşarak, ‘Oğlumu kaçıranlara neden müdahale etmediniz?’ diye sordu” dedi.
 
Gözaltında olduğu inkar edildi
 
Karakol amirinin Hüseyin’in kaçırılmadığını, siyasi polisler tarafından gözaltına alındığını ve bu nedenle müdahale etmediklerini söylediğini aktaran Dilcan, “Baba Toraman karakol amiri ile yaptığı görüşmenin ses kaydını aldı. Aile, İstanbul Emniyetine ve savcılığa başvurdu. Ses kaydı ve tanıklara rağmen Hüseyin’in gözaltına alındığı inkar edildi. Ailenin ısrarlı arayışı olayı basının ve kamuoyunun gündemine taşıdı. Oluşan kamuoyu baskısı karşısında İstanbul Emniyet Müdürlüğü suskunluğunu bozdu. Emniyet Müdürlüğü, 5 Aralık 1991 tarihinde Hüseyin Toraman’ın polis tarafından arandığını ancak kesinlikle gözaltına alınmadığını açıkladı. Hüseyin’in gözaltında kaybedilmesi soru önergesi ile Meclis’e taşındı” diye belirtti.
 
Dosya zaman aşımında
 
Ailenin dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet Ağar, Başbakan Süleyman Demirel ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin ile görüştüğünü dile getiren Dilcan, Meclis’in ve yetkililerin Hüseyin Toraman’ın gözaltına alındığını reddettiklerini söyledi. Dilcan, “Ailenin ve İHD’nin tüm ilgili kurum ve kişilere yaptığı başvurular sonuçsuz kaldı. Hüseyin Toraman’ın gözaltına alındığı inkar edildi. 1991 yılında Fatih Cumhuriyet Savcılığı tarafından açılan soruşturma bir sonuca ulaşmadı. 2011 yılında yapılan başvuru sonucunda İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın başlattığı soruşturma ise ‘zamanaşımı süresi dolduğundan soruşturmaya yer olmadığı’ kararı ile kapatıldı. Yapılan itiraz sonucunda dosya üzerindeki kapatma kararı kaldırıldı. Ancak dosyada bugüne kadar bir gelişme yaşanmadı” şeklinde konuştu.
 
‘Adaleti sağlama görevinizi yerine getirin’
 
Yargı makamlarına seslenen Dilcan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hüseyin Toraman dosyasında etkin soruşturma yürütmeme ısrarına son verecek, fail ve sorumluların yargılanmasını sağlayacak adımları atın. Adaleti sağlama görevinizi yerine getirin. Gözaltında kaybedilişinin 31’inci yılında Hatice Toraman’ın ‘Oğlum gözaltında kaybedildiğinde bir tek benim başıma geldi sanıyordum. Galatasaray’da oturma eylemi başlattık. Yedi kişiyken yüzlerce kişi olduk. Korkuyla, baskıyla, bizi Galatasaray’dan koparmak istiyorlar ama biz susmayacağız, vazgeçmeyeceğiz’ ısrarının herkesin ısrarı olması gerektiğini bir kez daha söylüyoruz. Topluma sesleniyoruz; meşrulaştırılmak istenen hukuksuzluğa, keyfiliğe, yasa tanımazlığa ve yasaklara rıza göstermeyin.”