‘İktidarın başlattığı savaşa karşı ayrı siperlerde durmak tehlikeli’

  • 09:05 4 Aralık 2022
  • Güncel
 
Melek Avcı 
 
ANKARA - İktidarın kadına yönelik bir savaş başlattığını ve bu savaşın yeni olmadığını söyleyen EŞİK Platformu’ndan Özgül Kapdan, “Biz bir savaştayız. Bir savaşta ayrı siperlerde durmak tehlikelidir” diyerek birlikte mücadelenin gerekliliğini vurguladı.
 
Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK), kadınlar için bugüne kadar 30 il ve ilçede gündeme ve kadınların yaşadığı sorunlara ilişkin forumlar düzenledi. Bu forumlarda kadınlar, erkek devlet sistemi, anayasayı, yoksulluğu, siyaseti ve özel savaş politikaları gibi birçok konuyu tartıştı ve acil taleplerini yineledi. AKP-MHP iktidarının kadına yönelik başlattığı bu savaş, yıldırma ve şiddet politikasına rağmen kadınlar forumlarda, sokaklarda ve birçok mücadele alanında bir araya gelmeye devam ediyor. 
 
Gerçekleştirilen forumlar hakkında ve iktidarın kadına karşı 2010 yılından beri başlattığı savaşa dair EŞİK’ten Özgül Kapdan değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Vekillerin kadınlar için ne yaptığını inceledik’
 
Forumların halklara dönük kampanyalar serisinin bir ayağı olduğunu söyleyen Özgül, bütün vekillerin kadınlara dönük ne gibi çalışmalar yaptığını incelediklerini ifade etti. Özgül, “EŞİK, özelde İstanbul Sözleşmesi ile birlikte Meclis’te grubu olan olmayan, esasen Meclis’e yönelik vurgulu kampanyalar serisi yürütmeye çalıştı. Hatta Meclis’i gece gündüz izledik, çünkü bir gece yarısı muhabbeti var. Temel haklarımız, yaşamlarımız ile ilgili tasarılar gece yarısı bir torbanın içine atılıveriyor. Bu nedenle çok sıkı bir Meclis izleme faaliyeti yürüttük, yürütüyoruz. Bu süreçte vekillerin tek tek tek Türkiye’nin bütün kentlerinde izlenmesi, her kentin yereldeki kadın kuruluşlarının aktivistler tarafından takip edilmesi çalışması yaptık. İstanbul Sözleşmesi ve diğer konulardaki tutumlarını anlamaya çalıştık. Üç ay boyunca 20 Mart’tan 1 Temmuz’a kadar bütün Türkiye’de bütün kentlerde ‘vekiller ne yaptı, nereye gitti, hangi STK’yı ziyaret etti, hangi konuşmayı yaptı, konuşmasında neler söyledi, Meclis’te ne yaptı, sosyal medyasında ne gibi bilgiler yaydı’ gözü ile baktık. Raporumuz yayımlandı. Fakat çok çarpıcı sonuçlar çıktı. Bir puanlama üzerinden yürüdük” diyerek bu puanlamalarında düşük olduğunu kaydetti.  
 
‘Sesimiz çıkmasaydı şimdiye kadar birçok şey olup bitmişti’
 
Özgül, raporun sonuçlarına göre, yereldeki aktivistleri ve gönüllüleri, bu etkinliklere dahil etmek ve onlara ulaşabilmek için böyle bir forum fikrinin ortaya çıktığını dile getirdi. Özgül şöyle devam etti: “Her kentte kurduğumuz ilişkilerin biraz daha yaklaşan riskler, tehlikeler konusunda hem görüşlerinin oluşturulması hem de bir işbirliği, birlikte hareket etme mekanizmalarının oluşturulmasına vesile olmak bu forumların amacı. İstanbul Sözleşmesi iptalinden sonra çok ciddi bir şekilde süreç hızlandı. Sesimiz çıkmıyor olsaydı birçok şey şimdiye kadar olup bitmişti. Bu riskleri beraber konuşalım istedik, her kentle bir araya gelebilen, herkes ile orada gerçekten bir ayrım gözetmedik, bütün sivil unsurlar, katılmak isteyen aktivistler, sosyal medyadan görüp gelenler, bütün siyasi partiler, diğer demokratik kuruluşların kadın birimlerinin temsilcileri şeklinde. Kadınların bir araya gelmesi ve yaklaşan riskleri birlikte gözden geçirme ve bunun üzerine ‘yeni’ olabilecek siyasi gelişmeleri konuşabilmek, iktidar değiştiğinde neleri acilen talep ediyoruz. Bu konuyu biz 2020 yılında EŞİK platformu içinde konuşmuştuk. Acil taleplerimizi, acil başlıklarımızı çıkarmıştık; 5 başlık çok kapsamlı. Acil taleplerimizi bütün unsurlarla tartışmak, bunlara ilişkin yerelde kadınlar neler söylüyor, neler öne çıkıyor ve bu sözü yaymaktı amacımız. Buna da ulaştık, çok keyifli geçti forumlarımız.” 
 
‘Hiçbir sorun bir diğerinden daha az önemli değil’
 
Tüm konuların tam bir bütünlük içerisinde konuşulduğunu dile getiren Özgül, anayasa, şiddet, çevre, yoksulluk, özel savaş politikaları, erkek devlet şiddeti gibi pek çok konunun forumlarda gündeme geldiğini aktardı. Algının çok yüksek olduğunu vurgulayan Özgül, şu ifadeleri kullandı: “Kadınların bütün meseleleri hissettiklerini, yaşadıklarını belki ifade kanalları olmadığı için duymadığımız ama çok geniş bir kesimde bütün siyasi görüşlerden kadınların olduğu bir topluluk içinde bu kadar çok çeşitli başlığın konuşuluyor olması çok önemli bir şeyi gösteriyor; Her sorun birbirinin içinde hiçbiri daha önemli, daha büyük, daha az, daha çok önemli değil. Keşke bu yaklaşım bütün topluma hâkim olsa, şu anda sadece ekonomi konuşulmuyor bu ülkede; adalet sorunu konuşuluyor, hukuk sorunu konuşuluyor, yoksulluk konuşuluyor.” 
 
‘Her şeyi bir arada yaşıyoruz’
 
Kadınların ne yaşadığını ve yaşadığını hissetmeyi tarif edebildiğini belirten Özgül, “Fakat bir şekilde bize geri yansıyan duyulma hali ‘birinin diğerinden daha az önemli olduğu’ hissiyatına sürüklüyor bizi. Belki kadın meselesi her zaman ikincil planda olduğu için böyle yansıyor, içinde bulunduğumuz koşullar hakikaten her şeyin altüst olduğu, uyuşturucusundan bilmem nesine kadar hayatımız her alan altüst olmuş durumda. Her şeyi bir arada yaşıyoruz ve nasıl delirmiyoruz dediğimiz günler ama kadınlar akıl sağlığını koruyor, hayata tutunuyor, hayatı sürdürmek için bir yolları var, metotları var bu onu gösteriyor bize. Bütün sorunları bir arada görüyor ve ‘kadınlar delirmedi mücadelenin içinde’ ve bütünlüklü olarak algılayarak mücadele için irade ortaya koyuyor. Bir toplantı çağrısına her şeyi, işini gücünü bırakarak geliyor” sözlerine yer verdi. 
 
Her bölgede kadınlar farklı konuları konuştu
 
Forumlarda kadınlarla buluşmanın önemini vurgulayan Özgül, he şehirde en az 150 kadının bir araya geldiğini söyledi. Toplamda 30’a yakın il ve ilçede forumlar gerçekleştirdiklerini dile getiren Özgül, yaklaşık bin 400 kadına ulaştıklarını sözlerine ekledi. Kadın sorunları ve gündeminin bölgesel olarak farklılık gösterdiğini belirtse de temelde bütünlüklü sorunlar olduğunu kaydeden Özgül, şöyle konuştu: “Mesela Edirne’de eşit temsil meselesi, belli yapılar içerisindeki siyasi partiler içindeki katılımcı kadınların mücadelesi, örgüt içinde demokratik engelleri aşamama hali daha görünür oldu. Giresun’da her katılımcı örgüt içinde sıkıntılarını dile getirdi, şu da dile geldi; her kadın kendi bulunduğu meslek grubu, sosyal yaşam her ne ise örgütünün içinde bir şey yapamıyor olabilir, somut bir fiili aktivite yürütemiyor olabilir, ama bu demek değildir ki mücadeleden kopacak. Öğretmense, öğrencilerine müfredatın da dışında konuşmalar yapabilir, sağlık personeliyse karşılaştığı kadınların daha farklı neleri söyleyebileceğine dikkat kesilebilir. Özetle ‘herkesin durduğu yerde kendi yapabileceği şeyler var’ denildi. Çanakkale’de örneğin kadınların çevre mücadelesindeki aktiviteleri konuşuldu, Van’da daha çok özel savaş politikaları, devlet baskısı konuşuldu, Sinop’ta mekanizmasızlık konuşuldu. Bunları yüzde yüz o kentin içinde bulunduğu özel koşullara bağlayamayabiliriz,  katılımcıların da belirlediği bir ortam olabiliyor.“
 
‘Kutuların dışına çıkma zamanı geliyor’
 
Forumların dışarıdan bir seçim çalışması olarak görüldüğünü ifade eden Özgül, “Elbette önümüzdeki seçimler çok önemli, hayatımızla ilgili bir seçim. Burada kadınların eşitlik yönünde, vatandaşlığın, eşit temsilin ve şiddetsiz bir hayatın nasıl sağlanacağına ilişkin sağlam fikirleri olanları çok iyi bildiklerinin de farkındayız. En azından mücadele içindeki kadınlar neyi nasıl değerlendireceklerini biliyor. EŞİK zoomda kurulmuş bir zemin ve  büyük ölçüde de faaliyetini buradan doğru götürüyor, çalışmasını buradan yapıyor, buluşmasını, karar mekanizmasını, her şeyini. Fakat bu kutuların dışına çıkma vakti de geliyor bazen. Çünkü yetmediği bir nokta var. Forumları, biraz da bu nedenle düşünmüştük” dedi.
 
‘Bu artık başka bir evre’
 
İktidarın kadın mücadelesine yönelik “sert” politikalarının sürpriz olmadığına dikkat çeken Özgül, “Zaten bu, bir süredir devam ediyor. Marjinalleştirme, genel olarak her toplumsal muhalefete yaptıkları gibi terörist ilan etme, toplumun gözünden düşürme hali var. Açıkçası geç bile başladı bu süreç diye düşünüyorum. Çünkü esas büyük dertleri, kadınlar, görülmeyen çok net hissedilmeyen de bu. Bu bir program. 2010’dan beri söylüyoruz, böyle bir program olduğunu. Hatta 2016’da resmi belgesi yayınlandı. Boşanma Komisyonu raporu. O raporda bugün yaşadıklarımızın hemen hemen hepsinin ipuçları vardı, nafaka vardı, 6284 vardı, evlenme yaşı vardı. Buna rağmen marjinalleştirme ve ayrıştırma çabası her zaman vardı, fakat bu boyuta gelmesinde şu nedenle bu bugün oluyor; şu an yaşıyoruz, bütün arkadaşlarımızın son yaşananlara ilişkin görüşleri, ‘Bu artık başka bir evre.’ Evet, bu artık başka bir evreye geçildiğinin işareti. Bu niyet eski, kadın haklarının tırpanlanması, kendi istedikleri toplum sisteminin içinde kadın hakları diye bir şey yok, eşitlik diye bir şey yok. Onun için bunu tırpanlama eski bir niyet.  İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi de tam da bunun bir parçası. Elbette şiddetle mücadele etkisi çok önemli ama çok daha önemli başka bir şeyi gösterdi. Bu da, temel insan haklarını ve kadın haklarını güvenceye alan her şeyden bir gecede vazgeçebilir’in önü açılmış ve bu tescillenmiş olduğunu gösterdi” sözleriyle değerlendirdi. 
 
‘Bin yıllık siyahi öfkeye geri dönüyoruz’
 
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü alanlarda olan kadınlara yönelik şiddete değinen Özgül, kadınların mücadelelerinden vazgeçmediğini söyledi. Özgül, şunları dile getirdi: “Şöyle bir gerçeği görmek lazım; kurtarılmış kadınların başka kadınları kurtarma mücadelesi değil bu. Bizler her birimiz, kendimiz özneyiz. Her birimizin kendi canı yanıyor ve ne söylerlerse söylesinler, kadın hareketinin mücadelesini marjinalleştiremeyecekler. Çünkü çok haklı bir mücadele bu. Kadını da, erkeği de bunu hissediyor, görüyor, her gün yaşıyor. Şiddete uğramamış kadın yoktur. Onun için eşitlik ve kadınların özgürlüğü için mücadele asla marjinalleştirilemez. 25 Kasım’da yaşananlar için söyleyecek çok laf bulamıyorum. Bir nefret ölçüsü haline getirilmiş, siyasallaştırılmış ve biz arkadaşlarımızın anlatımlarından bin yıllık siyahi öfkeye geri dönüyoruz. Dizlere, boyuna basmalar, saç çekmeler, yerde saatlerce yatırmalar. Korkunç bir şey bu. Dehşet verici. Bunları okumak bizleri korkutuyor sanıyorlar, tıpkı yüzyıllardır siyahiler mücadeleden vazgeçmediği gibi kadınlar da bu mücadeleden vazgeçmezler. Elbette hepimiz korkarız, o gün yürüyen arkadaşlarımız da korkuyordu ama önemli olan bu korkuya rağmen mücadeleden kopmamak ve kadınlar bunu bin kere gösterdi.” 
 
‘Ayrı siperlerde durmak tehlikelidir’
 
Kadın mücadelesinin önünün kesilemeyeceğinin altını çizen Özgül, “Birlikte mücadele önemli. Yaşadığımız şey şu anda bir savaş, kadınlara karşı da bir savaşın başlatıldığını düşünüyorum. Şu anda bu savaşın el yükselttiğini de düşünüyorum. Bunu çok inanarak söylüyorum. Bir savaşta ayrı siperlerde durmak tehlikelidir. Bunu bir militarist savaş kültürü üzerinden anlatmak bir yandan üzüyor beni, ama yaşadığımız şey bu. Biz bir savaştayız, kadına karşı bir savaş başlatılmıştır. Ülkenin her yerinden farklı türden olabilir bu. Başka başka nitelikleri de olabilir bu savaşın. Ama temelde kadına karşı bir savaş başlatılmıştır ve ayrı siperlerde durmak kesinlikle iyi bir fikir değil” diye konuştu.