Kürt Halk Önderi’nin İran-İsrail değerlendirmeleri
- 12:44 1 Mart 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ- Abdullah Öcalan, İran ile İsrail arasındaki anlaşmazlığın köklü ve tarihsel olduğunu ve İsrail’in Orta Doğu’da karşısında İran gibi engellerle karşılaşmak istediğini belirtiyor. Abdullah Öcalan, bir görüşmede PJAK’a da çağrıda bulunuyor.
İran’da çetin bir savaş başladı. İsrail ve Amerika, İran’a karşı kapsamlı bir saldırı başlattı. Bu savaşla birlikte anlaşılıyor ki İran’da 1979 yılında Humeyni liderliğinde kurulan rejimi sona erdirmeyi istiyorlar. İran mola rejimi, şiddet ve katliamcı politikalarıyla biliniyor. Özellikle Rojhilat Kürdistanı’nda Kürtlere karşı büyük bir baskı uygulanıyor. Bu nedenle, PKK’nin öncülüğünde yürütülen Kürt Özgürlük Mücadelesi İran ile de bir kriz halindeydi. Geçmişten günümüze birçok Kürt örgüt ve hareketi İran rejimine karşı kendisini örgütledi. Bu örgütlerden en etkili olanlardan biri de Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’dir (PJAK). PJAK, İran’a karşı silahlı bir mücadele yürütüyor; çoğu zaman da demokratik yöntemlerle halkı örgütleyerek mücadele ediyor.
İran üzerine değerlendirmeler
Rojhilatê Kürdistan’ın bu özelliklerinden dolayı, geçmişten bugüne sürekli Kürt Halk Önderi’nin gündeminde yer aldı. Abdullah Öcalan, “Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü” adlı dördüncü savunmasında ve “Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü: Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak” isimli beşinci savunmasında demokratik modernite çözümü ve İran’ın durumuna ilişkin önemli değerlendirmeler yapıyor.
Daha o zamandan Abdullah Öcalan, İran’ın durumunu görüyor ve önemli uyarılarda bulunuyor: “İran ve İsrail arasında bugün gözlemlediğimiz kriz, sadece iki ulus devlet arasındaki sorun değildir; iki hegemonya peşinde koşan iki güç arasında ortaya çıkıyor. Çünkü İran hegemonya peşinde koşuyor ve hegemon bir güç olmak istiyor. Bu yüzden İran’ın durumunu yakından izlemek gerekiyor. Rıza Şah Hanedanlığı, İran kültür geleneğini bir tarafa bırakan Batı taklidi bir modernite programı uyguladı. Önce İngiltere, sonra ABD ve hatta İsrail’in uydu bir rejimi olarak ayakta tutulmaya çalışıldı.”
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, sadece savunmalarında değil, kendisiyle görüşmeler yapıldığı dönemlerde de sürekli olarak İran ve İsrail’in Orta Doğu’daki hegemonyasına karşı değerlendirme ve uyarılarda bulundu. Geçtiğimiz yıl “Barış ve Demokratik Toplum” Manifestosu’nda Abdullah Öcalan, İran’ın tarihi üzerine önemli değerlendirmeler yapıyor ve Kürt-İran ilişkilerini yorumluyor. Abdullah Öcalan, Manifesto’da Kuzey Kürdistan için devlete önerdiği modelin İran ve Rojhilat Kürdistanı için de geçerli olduğunu söylüyor.
‘İran 40 yıldır ne yaşamamıza izin veriyor ne de bizi öldürüyor’
Abdullah Öcalan, İran ve Rojhilat Kürdistanı üzerine değerlendirmelerini DEM Parti Heyeti ile yaptığı görüşmelerde de dile getiriyor. Abdullah Öcalan, Mayıs ayında yapılan bir görüşmede Amerika’nın İsrail’i Orta Doğu’da hegemon bir güç yapmak istediğini söylüyor ve İran’a karşı tutumun da beş aşamalı bir planın dördüncüsü olduğundan bahsediyor. Abdullah Öcalan şunları belirtiyor: “Bakın, 40 yıldır İran bizi yaşattı ne de bizi öldürdü. İran bizi tetikte tutuyor. İsrail 40 yıldır sorunu çözmedi ve bizi yok etmedi. İsrail, Araplar, İran, Avrupa, İngiltere hepsi bu temelde bir denge oluşturdu. Karmaşa devam ediyor. PKK savaşsın ve Türkiye sorunu çözmesin.”
İran ve İsrail’in tarihi çelişkisi
Yine Haziran ayında yapılan görüşmede Abdullah Öcalan, bir kez daha İran ve İsrail arasındaki tarihi çelişkiye dikkat çekiyor ve şunları belirtiyor: “İsrail-İran çelişkisi tarihidir. Önceleri İsrail’in Orta Doğu’da Türkiye ile stratejik bir ilişkisi vardı ki bu bir proto İsrail idi. Şimdi İsrail, Orta Doğu’da daimi varlığını oluşturuyor ve İran da dahil olmak üzere engelleri aşmak istiyor. Ve Türkiye’ye dayanmak yerine Kürtlere dayanmak istiyor. Bu süreç 7 Ekim’de başladı. Ben bunu gördüm ve bu yüzden de müdahale ettim. Bu Kürtlere hiçbir fayda sağlamayacaktı.”
‘Kürtler kendilerini iyi korumalı’
Aynı görüşmede Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, PJAK’a da çağrı yaparak şu uyarıları yapıyor: “PJAK’a şunu söylemek istiyorum: Eğer İran ile burada Türkiye ile yaptığımız gibi demokratik entegrasyona dayalı bir zemin ortaya çıkarsa, diyaloğu geliştirmeleri gerekir. Ancak eğer inkâr, soykırım ve düşmanlık devam ederse kendilerini korumalılar. Kuşkusuz dikkatlice hazırlıklarını yapacaklardır. Ancak İran hafife alınacak bir devlet değil, bu tehlikelidir. Çok reçete sunmak istemiyorum. Ancak savunmalarını kapsamlı yapmalılar, kendilerini iyi korumalılar.”
‘Ben başlangıçta gördüm’
Abdullah Öcalan, Kasım ayında yapılan görüşmede de İsrail ve İran arasındaki gerilimi değerlendirdi ve bunu baştan gördüğünü söyledi. Abdullah Öcalan şöyle dedi: “Gördüğünüz gibi İsrail ve İran çatışma içinde. Ben daha başlangıçta bunu gördüm. Kürdistan üzerinden stratejik oyunlar oynanıyor. QSD meselesi orada; onlar Paris’teler. Uluslararası alan da hareketli. Tam da bu süreçte diyoruz ki biz Kürtler ve Türkler yan yana getirelim. Bunun dışındaki, on kat büyük bir çatışmaya götürür. O zaman öne çıkacak olan da İsrail-İran-Çin eksenine doğru olur. Savaş daha da derinleşir. Ben bunun sorumlusu değilim.”
İran’da kadınların öncülüğü
Yakın zamanda Ocak ayında yapılan görüşmede de Abdullah Öcalan, İran’dan bahsediyor ve kadınların öncülüğü üzerinde duruyor. Abdullah Öcalan şu değerlendirmeyi yapıyor: “İran’da şu anda eylemler var. Buradaki gücümüzün rejime mi bağlı olduğunu, yoksa muhalefetle mi hareket ettiğini bilmek istiyorum. Buranın durumunu anlamak istiyorum. Kadınlar İran’daki devrime öncülük etti. Kadınlar Qendîl’de de güvenilir. Kendilerini şiddetle savunmalılar. İran devrimine öncülük eden kadınlar, kendi içlerinde de fedakârca sorumluluğu geliştirmeleri gerekir. Kadınlar barış ve demokratikleşmeye öncüsü olacak. Bu, Suriye, İran ve Türkiye için geçerli.”
‘İran’ın durumunu önemsiyorum’
Abdullah Öcalan, Şubat ayında yapılan görüşmede Rojava ve Suriye’nin durumu üzerinden de İran’a dikkat çekiyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor: “Yarın ya da öbür gün İran’da da böyle durumlar yaşanabilir. Halkların haklarının ulusal güvenliği tehdit eden hiçbir yanı yok. Eğer biz bir koridor üzerine konuşacaksak, bu ne İsrail ne de Arap koridoru olur. Bu, Kürtler ve Türkmenler için demokratik bir koridor olur. (…)"
Kürt birliği zorunlu
Abdullah Öcalan, aynı görüşmede İsrail’in Suriye’de belli bir düzeye kadar kontrol sağladığını belirtiyor ve şunları dile getiriyor: “Görülüyor ki İsrail, Paris Antlaşması ile Golan’daki varlığını garantiledi. Bunu Suriye Geçici Hükümeti, Türkiye ve Araplara da kabul ettirdi. Suriye’nin batısını serbest ticaret için bir tampon bölge olarak kontrolü altına aldı. Şimdi İran’a ağırlık verecek. Bu yüzden de İran’ın durumu giderek acil bir hal alıyor. Buradaki güçlerin kendilerini çok iyi hazırlamaları gerek.”
Abdullah Öcalan, aynı zamanda Kürtlerin birlik olmalarına dair mesaj vererek Rojhilat Kürdistanı’nda ulusal birliğin ve İran’ın demokratik muhalefeti ile güçlü ilişkiler kurulmasının altını çiziyor.
‘Kürtleri savaştan uzak tutmak istiyorum’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, en son 26 Şubat’taki aile görüşmesinde de “İran’da ve bölgede gelişen savaşlara karşı, Kürtleri savaştan uzaklaştırmak ve korumak istiyorum” değerlendirmesi yapıyor.







