Direnişten de topraklarından da vazgeçmiyorlar!

  • 09:03 5 Nisan 2026
  • Ekoloji
MUĞLA - İkizköy ve Akbelen’de yaşam alanlarını savunan Ayşe Günay, zorla kamulaştırma ve tutuklamalarla derinleşen baskıya karşı “Toprağımızdan vazgeçmeyeceğiz” diyerek seslendi: “Geçimimiz, yaşamımız, geleceğimiz bu topraklarda; Esra derhal serbest bırakılmalı”
 
Muğla’nın Milas ilçesinde, Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar’da yer alan 679 tarım parseli, acele kamulaştırma tehdidiyle karşı karşıya. Yıllardır süren zeytinlik ve orman mücadelesi, son günlerde jandarma müdahalesi ve hukuki baskılarla yeni bir boyut kazandı. İkizköylü yaşam savunucusu Esra Işık, 30 Mart’ta Akbelen Ormanı’ndaki çalışmaları protesto ettiği sırada gözaltına alındı ve çıkarıldığı Milas Adliyesi’nde tutuklanarak cezaevine gönderildi. Direniş artık sadece bir köyün değil, Ege’nin ve yaşam alanlarının kaderini ilgilendiren bir hak ve özgürlük meselesine dönüşmüş durumda.
 
Karacahisar köyünde yaşayan ve yaşananları “Toprağımızı, ağaçlarımızı ve geçimimizi savunduğumuz için cezalandırılıyoruz; ama geri adım atmayacağız” sözleriyle değerlendiren Ayşe Günay konuya ilişkin konuştu.
 
‘Toprağımız elimizden alınmak isteniyor’
 
Yaşananları anlatırken duygularının yoğun olduğunu dile getiren Ayşe Günay, öncelikle Esra Işık’ın serbest bırakılmasını istedi. Esra Işık’ın yaşam alanları, toprakları için mücadele ettiğini ifade eden Ayşe Günay, “Esra’nın başka da bir suçu yok. Biz de aynı durumdayız. Şimdi ben şunu öğrenmek istiyorum: Bizi yönetenler neden bize sahip çıkmıyor? Neden bizim arazilerimiz elimizden alınıyor? Bizim başka yaşam alanımız yok, gidecek yerimiz yok, geçim kaynağımız yok. Niye böyle bir durumla karşılaşıyoruz? Bizi yönetenler, bize sahip çıkmak yerine bizi toprağımızdan, yerimizden, yurdumuzdan etmek istiyorlar. Bunu bize açıklasınlar. Biz çok üzgünüz. Bu kadar insan nereye gidecek? Bu topraklarda doğduk, büyüdük. Bu topraklar bizim yaşam alanımız; atalarımızdan kalan topraklarımız. Bu durumlar çok vahim. Çünkü toprak elden giderse, yaşam sadece bizim için değil, Türkiye için de çok zor bir hale gelir. Zaten geçim zor, her şey pahalı. Tarımla uğraşan köylüler üretmezse, tarım olmazsa, ekilip biçilen alanlar ortadan kalkarsa bu kadar insan ne ile geçinecek, ne ile yaşayacak? Hiç mi düşünmüyorlar bizi? Bunlar yanlış; sonuçları çok vahim olur. Çok vahim olur. Bizden geri adım atmak yok. Çünkü biz haklıyız. Bu topraklar bizim. Bu topraklarda doğduk, büyüdük. Atalarımızın mezarları burada. Yaşanmışlıklarımız burada” dedi.
 
‘Toprağımızı savunmayacaksak ne yapalım?’
 
Köylüler olarak zeytinle geçindiklerini belirten Ayşe Günay, yağ satarak, zeytin satarak, yumurta satarak geçim sağladıklarını aktardı. Üç senedir köyde oturduğunu kaydeden Ayşe Günay, “Hem Milas’ta hem köyde yaşıyorum. Milas’ta şehirde yaşayan vatandaşlar köylere gitmek istiyor. Artık şehirler yaşanmaz hale geldi. Apartman hayatı çok zor. Bir komşuya ‘biraz sessiz ol’ dediğinde bile sorun çıkıyor. Yani bunlara bakan yok. Ama bizim toprağımıza müdahale ediliyor. Bizim toprağımızı, bizim yaşamımızı rahat bıraksınlar. Bizim başka çaremiz yok. Başka nereye gidelim? Biz bu ülkenin vatandaşıyız. Biz ülke olarak bir bütünüz. Hepimizin birleşmesi lazım. Bize neden bu şekilde baskı uygulanıyor? Neden bizim topraklarımız elimizden alınmak isteniyor? Her gün çok üzülüyorum, ağlıyorum. Çocuklarımıza bir gelecek kalmayacak. Biz kendi toprağımızı savunmayacaksak ne yapacağız? Vatanımızı, yurdumuzu savunmayalım da nereye gidelim? Her şeye boyun mu eğelim? Hiç ‘hayır’ demeyelim mi? Yiyecek ekmeğimiz kalmayacak, suyumuz kalmayacak, ekilecek tarlamız kalmayacak. Arazimiz kalmayacak. Bu insanlar neyle geçinecek? Ben de dahil” diye sordu.
 
‘Esra Işık derhal serbest bırakılmalı’
 
Devletin müdahalesiyle karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Ayşe Günay, yıllardır emek verdikleri tarlaların ve arazilerin zorla kamulaştırılmasıyla yaşam alanlarının tehdit edildiğini  söyledi. Atalarından miras kalan toprakların taş, çalı ve ormandan temizlenerek bugünkü verimli hâline geldiğini anlatan Ayşe Günay,  “Bizlere sormadan, atalarımızdan bize kalan yerleri elimizden alıyorlar. O topraklar kolay elde edilmedi. Taştan, çalıdan, ormandan temizlenerek bu hale getirildi. O zeytin ağaçları için kaç yıl emek veriliyor. O zeytin ağaçları Allah’ın bize verdiği bir lütuftur. Zeytin olmadan, yağ olmadan, arazi olmadan nasıl yaşanır? Nasıl yaşanır? Ben soruyorum. Bizim suçumuz nedir? Esra’nın suçu nedir? Derhal Esra serbest bırakılmalı. Bizim tapulu arazilerimizi, biliyorsunuz, bizi yönetenler kimseye sormadan, izin almadan, rızamızı almadan zorla kamulaştırdı. Jandarma’nın  ne işi var orada? Jandarma bu ülkenin vatandaşlarının vergisiyle görev yapıyor. Peki neden toprak sahibine baskı yapıyor?” sözlerini kullandı.
 
‘Doğamız bu şekilde heba edilemez’
 
Arazilerine gelen jandarmanın her yerde olduğunu vurgulayan Ayşe Günay, “O gün biz adliyedeydik. Ama hangi hakla? O arabanın ne olduğu belli değil, plakası belli değil. Yabancı biri evinize gelse ne yaparsınız? Kendinizi savunursunuz. Bahçenize bir hayvan girse kovarsınız. Evinize hırsız girse kendinizi savunursunuz. Biz de aynısını yapıyoruz. Esra da aynı şekilde toprağını, vatanını savunmuştur. Başka çaremiz var mı? Biz bu topraklarda yaşıyoruz. Bu kadar insan nereye gidecek? Zaten ülkenin durumu ortada. İnsanlar bu maaşlarla nerede yaşayacak? Nereye gidecek? Bizler nereye gideceğiz? Zeytinden, yağdan geçiniyoruz. Kim olduğu belli olmayan kişiler izin göstermeden insanların arazilerine giriyor. Bu etik değil. Bu yasalara da aykırı.Bize izah etsinler. Eğer doğruysa biz de anlayalım, kabul edelim. Ama ortada kabul edilecek bir durum yok. Çünkü yaşam alanımız elimizden alınmak isteniyor. Ben Mustafa Varank’a da söyledim. Ankara’ya gittiğimizde mecliste anlattım. Dedim ki: ‘Önce kendi toprağınızda arayın madeni’ Ben burada maden olduğuna da inanmıyorum. Gerçekler böyle değil. Bu topraklar çok değerli. Burası Ege, bir turizm alanı. Verimli arazilerimiz, yeşil alanlarımız, zeytinlerimiz, ormanlarımız, doğamız bu şekilde heba edilemez, edilmemeli. Ören’den Karacahisar yoluna kadar birçok yer beyaz toprak oldu. Memleketin her tarafı böyle olursa bu insanlar ne yiyecek, ne içecek?” dedi.
 
‘Bu toprakları terk etmiyoruz, etmeyeceğiz’
 
Köylülerin kararlılığını vurgulayan Ayşe Günay,  topraklarını terk etmeyeceklerini açık bir şekilde ifade etti. Ayşe Günay, “Bizim buralarda ne dikseniz yetişir. Ama insanlar çaresiz; mazot pahalı, üretim zor. Şimdi üstüne üstlük topraklarını da ellerinden alırsanız bu insanlar ne yapacak? Nerede yaşayacak? Sonumuz ne olacak? Bu bir Türkiye meselesidir. Hepimiz birleşmezsek zengin-fakir demeden herkes zarar görür. Bu ülke hepimizin. Biz asla toprağımızdan vazgeçmeyeceğiz. Esra masumdur. Sadece toprağını savunmuştur. Biz de savunacağız. Başka gidecek yerimiz yok. Bu toprakları terk etmeyeceğiz. Etmiyoruz, etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.