Türkiye'de her iki kişiden biri stresli
- 12:55 26 Nisan 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'de her iki kişiden birinin stres altında yaşadığını belirtilerek, stresin en büyük kaynağının ekonomi ve geleceksizlik olduğu vurgulandı.
Online araştırma ve analiz şirketi DORinsight, "Stres Farkındalık Ayı" nedeniyle yaptığı araştırmada Türkiye’de her iki kişiden birinin yüksek stres altında olduğunu açıkladı. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 50’den fazlası stresin günlük yaşamını ciddi şekilde etkilediğini belirtirken, stresin en büyük kaynağı yüzde 50,5 ile ekonomik koşullar olarak öne çıkıyor.
Kalıcı hale geliyor
Türkiye genelinde bin kişiyle online anket yöntemiyle yapılan araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 48’i yüksek veya çok yüksek stres altında, yüzde 50’den fazlası stresin günlük hayatını ciddi şekilde etkilediğini belirtti. Bu tablo, stresin artık geçici bir durum değil, yaygın ve kalıcı bir toplumsal gerçeklik haline geldiğini gösterdi.
İş yükü ve gelecek kaygısı
Businessmed'de yer alan habere göre katılımcıların yüzde 50,5’i doğrudan ekonomik durum ve geçimi en büyük stres kaynağı olarak gösteriyor. Stresin yaklaşık yüzde 65 oranında doğrudan veya dolaylı biçimde ekonomik baskıyla ilişkili olduğunu; iş yükü, gelecek kaygısı ve diğer faktörlerin ise büyük ölçüde bu baskının yansımaları olduğunu gösteriyor.
Gün boyu stres
Araştırma, stresin yalnızca belirli anlarda değil, günün büyük bölümünde hissedildiğini ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 40,5’i stresin gün içinde sorumluluklar sırasında ortaya çıktığını belirtirken, yüzde 23,9’u stresin gün boyunca sürekli devam ettiğini ifade ediyor. Bu sonuç, toplumun yaklaşık yüzde 64’ü için stresin anlık değil, süreklilik gösteren bir deneyim haline geldiğini gösteriyor.
İş, uyku ve ilişkileri etkiliyor
Stresin en fazla etkilediği alanın yüzde 53,1 ile ruh hali (psikolojik durum) olduğu görülüyor. Bunu yüzde 21,1 ile iş performansı, yüzde 10,4 ile uyku düzeni ve yüzde 10,1 ile sosyal ilişkiler takip ediyor. Bu sonuç, stresin artık yalnızca bir duygu değil, zihinsel sağlığı doğrudan etkileyen bir yük haline geldiğini ortaya koyuyor.
Kadınlarda daha fazla
Araştırma sonuçları, stresin cinsiyete göre belirgin şekilde farklılaştığını ortaya koyuyor. Kadın katılımcılarda yüksek stres oranı yüzde 54,4 seviyesinde gerçekleşirken, erkeklerde bu oran yüzde 42,4 olarak ölçülüyor.
Araştırma sonuçları, stresin özellikle genç yaş gruplarında daha yoğun hissedildiğini gösteriyor. 18–24 yaş aralığında yüksek stres oranı yaklaşık yüzde 50,7 seviyesine ulaşırken, 45–54 yaş grubunda bu oran yüzde 43,8 seviyesinde kalıyor. Genç katılımcılarda ekonomik baskı ve gelecek kaygısının stres üzerindeki etkisi daha belirgin şekilde öne çıkıyor.
Stres yayıldı
Sosyo-ekonomik kırılmalar, stresin yalnızca belirli bir kesime özgü olmadığını, toplumun tüm segmentlerine yayıldığını ortaya koyuyor. Farklı gelir grupları arasında stres seviyelerinde sınırlı farklılıklar görülürken, yüksek stres oranlarının tüm segmentlerde benzer seviyelerde gerçekleştiği dikkat çekiyor.
Nasıl baş ediliyor?
Araştırma, bireylerin stresle başa çıkma yöntemlerinde dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 34,8’i dijital medyada vakit geçirerek stresle baş etmeye çalışırken, yüzde 17’si dizi veya film izliyor, yüzde 17,4’ü ise yalnız kalmayı tercih ediyor. Buna karşılık profesyonel destek alanların oranı yalnızca yüzde 1 seviyesinde kalıyor.
Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 35,5’i stresin hayatlarını “oldukça etkilediğini”, yüzde 12,6’sı ise “çok ciddi etkilediğini” belirtiyor. Buna karşılık katılımcıların yalnızca yüzde 2’si stresin hayatlarını etkilemediğini ifade ediyor. Bu tablo, stresin toplum genelinde yaygın ve kaçınılmaz bir deneyim haline geldiğini ortaya koyuyor.
Katılımcıların stresin geleceğine dair beklentileri de dikkat çekiyor. Yüzde 38,5’i stresin değişmeyeceğini düşünürken, yüzde 29’u azalacağını, yüzde 29,2’si ise artacağını öngörüyor. Toplumun önemli bir bölümü, stresin kısa vadede ortadan kalkmayacağına inanıyor.







