Her direkte kamera, her sokakta denetim

  • 09:03 10 Temmuz 2026
  • Güncel
Rabia Önver-Dilan Babat
 
COLEMÊRG - Gever'de güvenlik politikaları yıllar içinde biçim değiştirse de mahalle sakinlerinin anlattıkları değişmiyor. MOBESE kameraları, zırhlı araçlar ve sürekli polis müdahaleleri arasında yaşayan Orman Mahallesi halkı, "Süreç deniliyor ama baskı hiç bitmedi" diyerek gözetim politikalarının son bulmasını istiyor.
 
Colemêrg’in Gever ilçesinde, 20 Şubat'ta kent merkezine, mahallelere ise yaklaşık iki ay önce MOBESE kameraları yerleştirildi. Kentte bugün görünür hale gelen yoğun gözetim ağı, Gever açısından yeni bir tablo değil. Özellikle Gever'de ilan edilen öz yönetim sürecinin ardından uygulamaya konulan güvenlik politikaları, aradan geçen yıllara rağmen farklı araçlarla varlığını sürdürüyor. O dönem ilan edilen sokağa çıkma yasakları, mahallelerin abluka altına alınması ve zırhlı araçlar, adeta yaşamın bir parçası haline gelmesi ve güvenlik noktalarının artırılmasıyla şekillenen süreç, bugün teknolojik gözetim sistemleriyle daha görünür bir boyut kazanmış durumda.
 
Kameraların takıldığı Orman Mahallesi'ne yöneldiğimizde, akşam çöktüğünde yalnızca sokak lambalarının değil, devletin gözetiminin de daha görünür hale geldiği dikkati çekiyor. Mahallenin girişlerini, ara sokaklarını, okul önlerini, parkları ve caddeleri çevreleyen MOBESE kameraları kenti günün 24 saati izliyor. Buna rağmen iki mahallede bulunan polis noktaları ve karakollar da güvenlik politikalarının bir başka yüzü olarak varlığını sürdürüyor. Ancak tüm bu yoğun güvenlik ağına rağmen sokakta yürüyen gençler, her akşam yeniden polis müdahalesinin hedefi oluyor.
 
Her direkte iki kamera
 
 
Gever sokaklarında dolaşırken ilk hissedilen şey sessizlik değil, izleniyor olma duygusu. Başınızı kaldırdığınız her direkte bir kamera, yürüdüğünüz her caddede bir zırhlı araç, köşe başlarında bekleyen polisler... Kent yalnızca fiziki olarak değil, psikolojik olarak da kuşatılmış durumda. Sokak artık yalnızca insanların değil, güvenlik aygıtlarının da hâkimiyet alanına dönüşmüş. Özellikle gençler, akşam saatlerinde arkadaşlarıyla yürüyüş yapmak, bir kafeden dönmek ya da mahallede vakit geçirmek isterken defalarca durdurulduklarını ifade ediyor. Aynı kişilerin kısa aralıklarla yeniden kimlik kontrolüne tabi tutulması, rutin hale gelen GBT uygulamaları ve polis müdahaleleri, birçok genç tarafından "olağan güvenlik uygulaması" değil, sistematik bir baskı biçimi olarak değerlendiriliyor.
 
Sürekli denetlenme hissi
 
Gever'de kurulan yoğun gözetim düzeni, yalnızca "suçla mücadele" iddiasıyla açıklanamayacak kadar kapsamlı. Kentin hafızasında uzun yıllardır yer eden olağanüstü güvenlik anlayışı, bugün dijital gözetim sistemleriyle yeniden üretiliyor. Kameralar yalnızca görüntü kaydetmiyor; aynı zamanda kamusal alanın nasıl kullanılacağını da belirleyen görünmez bir mekanizmaya dönüşmüş durumda.
 
 
Kentte dolaşırken dikkatimizi çeken bir diğer gerçek ise güvenlik politikalarının, yaşamı nasıl şekillendirdiği. Çocuklar kameraların altında büyüyor, gençler sürekli kontrol edilme duygusuyla yaşıyor, aileler ise akşam saatlerinde çocuklarının eve geç kalmasını yalnızca güvenlik kaygısıyla değil, polis müdahalesi endişesiyle de bekliyor. Böylece gözetim yalnızca bireyi değil, toplumun tamamını etkileyen bir yaşam biçimine dönüşmüş durumda. Ancak kentte yaşayanlar açısından mesele yalnızca kameraların varlığı değil; bu yoğun gözetimin beraberinde getirdiği sürekli denetlenme hissi.
 
'Kendi kapımızda da oturamıyoruz'
 
Yıllardır mahallelerinde devlet baskısının sürdüğünü ifade eden Pakize Işık, yaşanan baskılar ile sürekli kullanılan biber gazından çocuklar ve engelli bireylerin olumsuz etkilendiğini söyledi. Pakize Işık, "Mahallemize MOBESE'ler takılmış, kaldırılmasını istiyoruz. Panzerler gece geç saatlerde mahalleye gelip rastgele biber gazı atıyor. Gençlerimize sürekli baskı yapıyorlar. Evden çarşıya giderken ya da çarşıdan eve dönerken kimliklerimizi alıp bizi rahatsız ediyorlar. Süreç var diyorlar ama süreç varsa bize neden bunu yapıyorlar? Sürekli gece geç saatlerde araçlarıyla mahalleye geliyor, devriye geziyorlar. Kendi kapımızda da oturamıyoruz. Hiçbir mahalle bizim mahallemiz gibi baskı altında değil. MOBESE'lerin kaldırılmasını istiyoruz. MOBESE'ler evlerimizin içini bile görüyor. Devlet baskısını kaldırsın, mahallemizde sorunsuz yaşamak istiyoruz" diye belirtti.
 
'MOBESE'ler kaldırılsın'
 
Gever'de köylerde ya da diğer mahallelerde ne olursa olsun polislerin ilk olarak Orman Mahallesi'ne baskın yaptığını ifade eden Esmer Aşkan, mahallelerine takılan MOBESE'lerin de kendilerini rahatsız ettiğini ve bir an önce kaldırılmasını istedi. Esmer Aşkan, "Çocuklarımız işten eve dönemiyor ya da evimize bir misafir gelse hemen yolda bizi görüp durduruyor, evimize kimlerin geldiğini soruyorlar. Komşum olan amcamın evinde üç engelli birey var. Mahalleye o kadar biber gazı sıkılıyor ki çocuklar bayılma noktasına geliyor. Kaç defa gidip evde engellilerin olduğunu söyledik ama dinlemediler, yine de sıkıyorlar. Bir taraftan da bir sürecin olduğu konuşuluyor. Nerede süreç? Hani süreç? Böyle mi gidiyor bu süreç? Mahalleye panzerler gelmese bile polisler mahallede dron uçuruyor. Bizim isteğimiz bu baskının son bulması ve MOBESE'lerin kaldırılmasıdır" dedi.