Halepçe için ortak ses: Kürtlere yapılmış bir katliamdı
- 13:38 16 Mart 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ- Halepçe Katliamı’nın yıl dönümüne dair yapılan açıklamada, Halepçe katliamının tüm Kürtlere yapıldığı belirtilerek, “Kimyasal silahlar kullanılsa dahi halkların adalet ve özgürlük arayışı katliam ve şiddetle durdurulamaz” mesajı verildi.
Güney Kürdistan’ın Halepçe kentinde 16 Mart 1988’de Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak Baas rejiminin kimyasal silah saldırısıyla hedef alındı. Halepçe’de 3 bin 200 ila 5 bin arasında kişinin yaşamını yitirdiği, 7 bin ila 10 bin arasında kişinin yaralandığı belirtildi.
Halepçe katliamının 38’nci yılı dönümüne dair Kürdistan ve Türkiye’nin birçok kentinde açıklama yapıldı.
Şirnex
Demokratik Kurumlar Platformu (DEKUP), Halepçe katliamının yıldönümü dolayısıyla Şirnex’te basın açıklaması gerçekleştirildi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) il binası önünde gerçekleşen açıklamaya çok sayıda kişi katılırken, “Em katlîama Helepçe şermezar dikin, ji bîr nakin” yazılı pankart açıldı.
Anmada basın metnini Botan TUHAD-DER Eşbaşkanı Aydın Deniz okudu.
Okunan basın metninin ardından DEM Parti Şirnex Milletvekili Newroz Uysal Aslan, Kürtlerin varlığı için yüz yıllardır birçok katliam ve sürgün ile karşı karşıya kaldığını kaydederek, Şirnex ve farklı kentlerde geçmiş dönemlerde yaşanan katliamları hatırlattı. Kentte 14 Mart 2016'da ilan edilen sokağa çıkma yasağına değinen Newroz Uysal Aslan, "Katliamlarda yaşamını yitirenleri saygı ile anıyoruz. Halepçe katliamı insanlık tarihinde kara bir sayfa. Kürtlerin benzer katliamlar ile karşı karşıya kalmaması için Kürtlerin birlik olması elzem. Enfal katliamı insanlığa karşı bir suç olmasına rağmen hala böyle kabul edilmedi. Halepçe anmasında bir kez daha Kürtlerin birliği, halkların birliğinin katliamlara karşı gereklidir. Halepçe jenosittir. Uluslararası yargılamalar yapılmalı. Kürtler Halepçe'yi unutmayacak, hesap soracak" diye konuştu.
Açıklama "Bijî berxwedana gelê Kurd" sloganları ile son buldu.
Wan
Wan Emek ve Demokrasi Platformu, Halepçe katliamının 38'inci yıl dönümü dolayısıyla Kent Meydanı'nda basın açıklaması gerçekleştirdi. "Komkûjiya Halepçê ji bîr neke" yazılı pankartın açıldığı açıklamaya, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, demokratik kitle örgütleri ile çok sayıda kişi katıldı.
Basın metnini platform adına Vural Aytürk okudu.
Açıklama "Şehît namirin" sloganlarıyla son buldu.
Açıklamanın ardından kitle, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Wan Şubeler Platformu Binasında, katliama dair hazırlanan resim sergisine katıldı. Sergide, katliamı konu alan çok sayıda fotoğraf yer aldı.
Riha
Riha Emek ve Demokrasi Platformu, Halepçe Katliamı'nın 38'inci yılı dolayısıyla XelîlÎye ilçesinde bulunan Novada Park AVM'nin önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Eğitim Sen Riha Şube Eşbaşkanı Murat Oruç okudu.
‘Unutmayacağız unutturmayacağız’
Enfal Harekâtı adıyla başlatılan ve Kürtlere karşı işkence, idam, köylerin yıkılarak boşaltılması ve talan edilmesi ile soykırım suçu işlendiğini belirten, Murat Oruç, "Yeniden doğuşun ve özgürlüğün habercisi olan Newroz’a günler kala Halepçe semalarına ölüm bulutları çökmüştü. Bir bahar sabahı kimyasal silahlarla çoğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan tümüyle sivil, beş binden fazla insan katledildi, yedi binden fazla insan kalıcı şekilde sakat kaldı. Enfal Harekâtı süresince, 1986-1989 yılları arasında 150.000’den fazla Kürt katledildi. Bütün insanlık tarafından lanetlenmesi gereken Halepçe Soykırımını, Beyazıt ve Gazi Katliamını unutmayacağız, Unutturmayacağız" dedi.
Riha Demokratik Kurumlar Platformu, Halepçe Katliamı'nın 38'inci yılı dolayısıyla DEM Parti Riha il binasının önünde açıklama düzenledi. Basın metninin Kürtçesini Tevgera Jinen Azad (TJA) Aktivisti Adalet Eriş, Türkçesini ise DEM Parti Riha il Eşbaşkanı Nihat Demirbilekli okudu.
‘Böyle acıların yaşanmaması için mücadele sürecek’
Yapılan açıklamada Halepçe Katliamı'nda yaşamını yitirenler anılırken, "İnsanlık düşmanı bu saldırıyı gerçekleştirenleri bir kez daha lanetliyor, yaşamını yitirenleri saygı, minnet ve derin bir hüzünle anıyoruz. Dünya tarihinde iz bırakan bu büyük acının unutulmaması ve bir daha asla hiçbir gücün Kürt halkına karşı böyle bir girişimde bulunmaması için mücadelemiz sürecek" denildi.
Mersin
Mersin Emek Demokrasi Platformu, Halepçe Gazi, Beyazıt katliamlarının yıldönümlerine ilişkin açıklama yaptı. Açıklama Akdeniz ilçesinde bulunan Özgür Çocuk Parkı’nda yapılırken, “Katliamlar insanlık suçudur” pankartı açtı. Açıklama metnini platform adına İnsan Hakları Derneği (İHD) Şube Eşbaşkanı Zeynep Kaya okudu.
Soykırım günü tanınsın
Zeynep Kaya, 16 Mart Halepçe Katliamı Kürtleri tamamen ortadan kaldırılmasının yönelik olduğunu söyledi. Türkiye’de Halepçe Katliamı anma günü olarak bildiğini söyleyerek, “16 Mart gününü, ‘Kürt Soykırımı Günü’ olarak tanınmasını talep etmekteyiz. Soykırım suçu, BM Roma Statüsünde ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacı ile işlenen öldürme, bedensel veya zihinsel zarar verme, fiziksel varlığı ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirme, yani göç ettirme, grup içinde doğumları engellemek amacı ile tedbirler alma ve gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletme olarak tanımlanmaktadır” diye konuştu.
‘Mart ayı katliam ayıdır’
Zeynep Kaya, Mart ayı aynı zamanda katliam ayı olduğunu ifade ederek “Halepçe Soykırımında, Beyazıt, Cizre Newroz ve Gazi Mahallesi katliamlarında yaşamını yitirenleri, Berkin Elvan’ı ve Kemal Kurkut’u bir keza daha anıyor; ‘’soykırım ve katliamlarla yüzleşilerek cezasızlık politikalarından vaz geçilmesini haykırıyoruz…” şeklinde konuştu.
Mêrdîn
Mêrdîn Emek ve Demokrasi Platformu, gerçekleştirdiği açıklama ile anma programı düzenledi. Karayolları Parkında gerçekleştirilen anma programına çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi ile siyasi parti temsilcileri katıldı. Platform adına basın açıklamasını dönem sözcüsü Gülbin Öner okudu.
Bu gün geç de olsa dünyada bazı ülkelerin parlamentolarında Halepçe Soykırımı’nın “Jenosit” olarak tanıma kararı alındığını ifade eden Gülbin Öner, "Halepçe Katliamının tanınması için, Dünyadaki diğer Parlamentolara ve özellikle de Türkiye’deki siyasi partilere, Hükümete ve meclise çağrıda bulunuyoruz" dedi. Açıklamanın devamında Gülbin Öner, "Halepçe, Gazi ve Beyazıt özelinde insanlığa bu acıları yaşatanları kınıyoruz. Bütün insanlık tarafından lanetlenmesi gereken Halepçe Soykırımını, Beyazıt ve Gazi Katliamını unutmayacağız, Unutturmayacağız" dedi.
DEM Parti Milletvekili Beritan Güneş Altın da; Halepçe Katliamından milyonlarca insanın etkilendiğini hatırlatarak, "Orada da amaç Kürtlerin yok edilmesi, varlığına son verilmesiydi. Saddam tarafından Enfal suresi ile Kürtler'in katliamı dünyaya duyuruldu. Bugün ise, aynı şeyi Suriye hükümeti yapmak istedi. Yine Enfal suresi ile başladılar ve Kürt halkının katliamını kutsal göstermek istediler" dedi. Kürt halkının katliamlarla çevrili hale getirildiği belirten Beritan Güneş, Kürtlerin katliamlardan geçmesini önlemek amacıyla Kurt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısının önemli olduğunu söyledi. Kürtlerin katliamlardan kurtulmasının yolunun demokratik toplum ile mümkün olduğunu dile getiren Beritan Güneş, "Bunun için Kürtler dört bir yanda demokratik toplumu, ulusal birliğini ve demokratik birliği inşa etmelidir" dedi.
Açıklamaların ardından anma programı sona erdi.
Adana
Adana Emek ve Demokrasi Platformu, İnönü Parkı'nda yaptığı açıklamada yaptı. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada, İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şube Başkanı Yasemin Dora Şeker açıklama yaptı. Katliamların halkların özgürlük ve adalet mücadelesini bastırmak amacıyla gerçekleştirildiği vurgulayan Yasemin Dora Şeker, yayılmacı katliamın emperyalist savaş politikalarının ve bölgesel iktidarların halkları nasıl hedef aldığının en acı örneklerinden biri olduğunu söyledi. Benzer katliamları sıralayan Yasemin Dora Şeker, 16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü'nde gerçekleştirilen ve 7 öğrencinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıya işaret ederek, "Halepçe'nin, Gazi'nin ve Beyazıt'ın hesabı sorulana kadar mücadelemiz sürecek. Savaşa hayır, barış hemen şimdi" dedi.
Hatay
İHD İskenderun Şubesi, dernek önünde açıklama yaptı. Açıklamayı yapan İHD İskenderun Şube Başkanı Ayten Kılınç, İHD, tüzüğündeki ilkesel tutumu nedeni ile nerede ve ne zaman yapılırsa yapılsın soykırıma karşı olduğundan Türkiye'nin Kürt Soykırımı'nı tanıması için mücadelesini sürdürecektir.
Amed
Amed Demokratik Kurumlar Platformu ÇandAmed’de Halepçe katliamına ilişkin anma gerçekleştirdi. Anmaya DEM Parti milletvekili Serhat Eren, Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Doğan Hatun, Barış Anneleri ve çok sayıda kişi katıldı. Saygı duruşu ile başlayan anma, Halepçe katliamını anlatan sinevizyon gösterimi ile devam etti.
‘Kürtler artık katliamlara karlı çaresiz değil’
Anmada ilk olarak konuşan, Amed DBP il Eşbaşkanı Ruçem Elyakut, Halepçe katliamının Kürt halkı için büyük bir yara olduğunu ifade etti. Ruçem Elyakut, “Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’ın dediği gibi 30 yıla aşkındır katliamlara karşı kendimizi koruyoruz bu çok doğrudur. Halepçe katliamında yaşamını yitirenleri saygı ile anıyoruz. Halepçe katliamını asla unutmayacağız. Kürtler artık katliamlara karşı çaresiz değiller, en büyük çare birlik ve beraber olmaktır. Dört parça Kürdistan’da birlik ve beraberlik için ortaya çıkan tabloyu görüyoruz” diye belirtti.
‘Mücadelemizi büyüteceğiz’
Ardından konuşan Serhat Eren ise, Salih Müslüm’ün yaşamını yitirmesinin Kürt halkı için büyük kayıp olduğunu belirterek Salih Müslüm’ün verdiği mücadeleyi saygı ile andıklarını ifade etti. Serhat Eren’ “Kürtler üzerinde ki katliamlar göz önünde. Halepçe, Şengal, Rojava, birçok yerde Kürtler üzerinden katliamlar gerçekleşti.Kürdistan’ın tarihinde katliamlara karşı verilen büyük mücadele örnekleri de var. Kobanê ve Rojava bunun en büyük örneğidir. Kürt halkı dört parçada mücadele etti. Birlik oldu güçlerini birleştirdi bu katliamlara karşı çıktı ve kazandı. Kürtler birliğini kurduğu zaman kimse onların önünde duramaz. Eğer Kürt halkı birliğini güçlendirirse bütün bu katliam ve savaşlara karşı öncülük edecektir. Her yerde mücadelemizi büyütüp örgütlülüğümüzü güçlendireceğiz. Bununla birlikte Halepçe’de katledilenleri saygı ve minnetle anlıyoruz” dedi.
Anma Dengbej dinletisinin ardından son buldu.
Açıklama şöyle:
16 Mart 1988 tarihinde Kürtlere karşı tarihin tanık olduğu en ağır ve en utanç verici insanlık suçlarından biri işlendi. Irkçı Baas Rejimi güçlerince Güney Kürdistan’ın Halep’çe şehrinde kimyasal silahlarla Kürt halkı soykırıma tabi tutuldu. ‘Enfal Harekâtı’ adıyla başlatılan; Kürtlere karşı işkence, idam, köylerin yıkılarak boşaltılması ve talan edilmesi ile devam eden harekât 1988 yılında bir insanlık suçu olan soykırım ile en üst seviyesine ulaşmıştır. Yeniden doğuşun ve özgürlüğün habercisi olan Newroz’a günler kala Halepçe semalarına ölüm bulutları çökmüştü. Bir bahar sabahı kimyasal silahlarla çoğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan tümüyle sivil, beş binden fazla insan katledildi, yedi binden fazla insan kalıcı şekilde sakat kaldı. Enfal Harekâtı süresince, 1986-1989 yılları arasında 150.000’den fazla Kürt katledildi.
Halepçe’de kimyasal silahlarla Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen eylemler soykırım suçunun tüm unsurlarını oluşturmaktadır. 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşmenin 2. Maddesine göre; ‘..ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla gruba mensup olanların öldürülmesi, grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi, grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirilmesi…’ gibi eylemler soykırım suçunu oluşturmaktadır. Bu sözleşme hükümleri aynı zamanda soykırım suçunun faillerinin bir uluslararası ceza mahkemesinde yargılanmasını da öngörmüştür.
Kimyasal silahların kullanılması daha 1925 yılında, Cenevre Antlaşmasıyla yasaklanmış, daha sonra bir dizi başka sözleşme ile kimyasal silahların kullanılması savaş suçu olarak düzenlenmiştir. Öte yandan İnsani hukukun çerçevesini oluşturan dört Cenevre Sözleşmesinin ortak 3. Maddesi de; niteliği ne olursa olsun her türlü savaş ve çatışmada sivillerin ve sivil yerleşim birimlerinin askeri hedef olamayacağını düzenlemiştir. Kürt toplumu uluslararası hukukun en ağır suçlar olarak düzenlediği savaş suçu, soykırım suçu ve insanlığa karşı suçların tümüne maruz kalmıştır.
Uluslararası toplum, Kürt halkına karşı Halepçe’de işlenen soykırım suçuna karşı sessiz kalmış, kendi temel belgelerinden ve hukukundan kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmemiştir. Hatta Saddam Rejimi, kimyasal silahları batılı ülkelerden sağlamış ve BM Güvenlik Konseyi üyesi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yapımı Mig-23 uçaklarından, kimyasal gazlarla ölüm yağdırmıştır. Halepçe aynı zamanda uluslararası toplum için de bir utanç sayfasıdır. Ne yazık ki, Halepçe Soykırımından sorumlu Devrik Irak Diktatörü Saddam Hüseyin ve ‘Kimyasal Ali’ lakaplı Hasan Ali El Mecid El Tıkriti de, Halepçe Katliamından yargılanmamış ve cezalandırılmamıştır. Belirtmeliyiz ki değişen siyasal iktidarlara, sınır ve şartlara rağmen; kimyasal silahların üretimi, silah pazarları, savaşlar, katliamlar, insanlık suçları devam etmektedir. Nitekim bölgemizde yaşananlar Halepçe ve benzeri soykırımların halen yaşanabildiğini göstermektedir. İnsanlığın bir bütün halinde yeni Halepçeleri yaşamaması için güçlü bir ses ve tavır ortaya koymaları gerekmektedir.
Bu gün geç de olsa dünyada bazı ülkelerin parlamentoları (İsveç, Norveç ve İngiltere ) Halep’çe Soykırımını ‘Jenosit’ olarak tanıma kararı almıştır. Halepçe Katliamının tanınması için, Dünyadaki diğer Parlamentolara ve özellikle de Türkiye’deki siyasi partilere, Hükümete ve Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) çağrıda bulunuyoruz. Yine bundan 48 yıl önce, 16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi önünde kontrgerilla ve sivil faşistler tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıda 7 öğrenci hayatını kaybetti, 41 öğrenci yaralandı. Yıllarca süren hukuk mücadelelerine rağmen dava dosyası kapatıldı.16 Mart Beyazıt katliamı da Türkiye’de işlenen onca cinayet gibi karanlıkta bırakıldı, faili meçhul oldu.
Binlerce insanın yaşam hakkının ihlal edildiği Halepçe katliamının 38.-Beyazıt Katliamının 48.-Gazi Katliamının 31. yıldönümünde bir kez daha Halepçe, Gazi ve Beyazıt özelinde insanlığa bu acıları yaşatanları kınıyoruz. Bütün insanlık tarafından lanetlenmesi gereken Halepçe Soykırımını, Beyazıt ve Gazi Katliamını unutmayacağız, Unutturmayacağız.”







