Hasta tutsağa yönelik işkenceye tepki
- 14:35 16 Mart 2026
- Güncel
ANTALYA - TUHAY-DER ÖHD, İHD, yüzde 76 engelli hasta tutsak Devrim Ayık hastaneye götürüldüğü esnada jandarmanın sözlü ve fiziki şiddetine karşı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada “Barış ve Demokratik Toplum sürecine karşı bir sabotajdır” dedi.
Antalya S Tipi Cezaevi'nde bulunan yüzde 76 engelli hasta tutsak Devrim Ayık, 12 Mart günü Eğitim Araştırma Hastanesi’nde götürüldüğü sırada jandarma tarafından sözlü ve fiziki işkenceye maruz bırakıldı. Hasta tutsak Devrim Ayık’a yapılan işkenceye karşı Tutuklu ve Hükümlü Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER), Özürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Antalya temsilcilikleri ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi, Antalya Döşemaltı Kampüs Cezaevi önünde açıklama yaptı. Açıklamada “Hasta mahpus Devrim Ayık yalnız değildir. İşkence insanlık suçudur” yazılı pankart açılırken, kurumlar adına ÖHD Antalya Temsilciliği üyesi Nesibe Bahadır okudu.
Nesibe Bahadır, yüzde 76 engelli ve ağır hasta mahpus Devrim Ayık’ın, sağlığa erişim hakkını kullanmak amacıyla 12 Mart 2026 tarihinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevki sırasında jandarma görevlileri tarafından sözlü ve fiziki işkenceye uğradığı yönünde ailesi aracılığıyla derneklerine başvuru yapıldığını söyledi.
‘Darp raporu alındı’
Fiziki saldırı ve işkenceye dair avukatlar tarafından yapılan görüşmeler ve tutulan tutanakların içeriğine değinen Nesibe Bahadır, “Devrim Ayık, AİHM içtihatları doğrultusunda tedavisinin eksiksiz ve tam gerçekleşebilmesi için mevcut doktorlarıyla devam edebilmek veya tedavi koşullarının tam sağlanabilmesi adına başka bir hastaneye sevk edilmesini talep etmiştir. Ancak jandarma görevlileri bu prosedüre karşı koymuş, ağır hasta ve engelli mahpusa muayene sırasında kelepçeli tutmuş, insan onuruna aykırı koşullara itiraz etmesi üzerine darp etmiş ve kamera bulunmayan alanlara götürerek fiziksel şiddet uygulamıştır. Yaşanan darp olayı rapor altına alınmıştır” dedi.
‘Hukuk ilkelerine aykırı’
Bir tutsağın sağlığa erişim hakkını kullanması nedeniyle şiddete uğramasının yalnızca bireysel bir hak ihlali olmadığını belirten Nesibe Bahadır, “Devletin gözetimi altındaki kişilerin yaşamını ve sağlığını koruma yükümlülüğünün açık biçimde ihlali anlamına gelmektedir. Sağlık hizmetine erişim, ceza infaz kurumlarında dahi sınırlanamayacak temel bir haktır. Tedavi amacıyla hastaneye sevk edilen ağır hasta ve engelli bir mahpusun darp edilmesi ise hem insan onuruna hem de hukuk devletinin en temel ilkelerine aykırı ağır bir ihlaldir. Bu iddialar, Türkiye’de ceza infaz kurumlarında uzun süredir gündeme gelen işkence ve kötü muamele uygulamalarının yeni bir örneği olarak karşımızda durmaktadır” şeklinde konuştu.
‘Barışın altını oyan uygulamalar’
İşkence yasağı ulusal ve uluslararası hukukta hiçbir istisnaya yer bırakmayacak şekilde düzenlendiğine dikkat çeken Nesibe Bahadır, “Devletin görevi bu yasağı ihlal etmek değil, ihlalleri önlemek ve sorumlular hakkında etkili soruşturma yürütmektir. Ağır hasta bir mahpusun sağlık hakkının ihlal edilmesi, hastane sevklerinin fiilen bir cezalandırma mekanizmasına dönüştürülmesi ve güvenlik görevlilerinin şiddet uygulaması kabul edilemezdir. Ceza infaz kurumlarında yaşanan bu tür ihlaller yalnızca bireysel hak ihlalleri değildir; aynı zamanda hukuk devletinin ve toplumsal barışın altını oyan uygulamalardır” dedi.
Sorumluluk alma çağrısı
Barış ve demokratik çözüm beklentisinin güçlendiği bir dönemde geçtiğini ifade eden Nesibe Bahadır, şunları söyledi: “Cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muamele uygulamaları bu beklentiye açıkça zarar vermektedir. Bu tür uygulamalar toplumsal gerilimi artırmakta ve demokratik çözüm ihtimalini zedeleyen sonuçlar doğurmaktadır. Cezaevlerinde işkence ve kötü muameleye göz yumulması yalnızca hukukun ihlali değil; aynı zamanda barışa ve demokratik topluma karşı da bir sabotajdır. Cezaevi idaresinin işkence iddialarına karışan jandarma personeli hakkında derhal suç duyurusunda bulunması, Adalet Bakanlığı’nın da bir an önce olaya müdahil olup mahpusların can güvenliğini sağlaması gerekmektedir. Bu nedenle yetkilileri bir kez daha sorumluluk almaya çağırıyoruz.”
Nesibe Bahadır yapılan işkenceye dair taleplerini şu şekilde sıraladı:
“*Tutsak Devrim Ayık’a yönelik işkence ve kötü muamele iddiaları derhal, bağımsız ve etkili bir biçimde soruşturulmalıdır.
*İşkenceye karışan kamu görevlileri açığa alınmalı ve haklarında adli işlem başlatılmalıdır.
* Hasta mahpusların sağlığa erişim hakkı güvence altına alınmalı, insan onuruna uygun muayene ve tedavi koşulları sağlanmalıdır.
* Ceza infaz kurumlarında işkence ve kötü muameleye karşı etkin ve bağımsız denetim mekanizmaları işletilmelidir.”
‘Sürece yönelik provokasyon’
Ardından konuşan hasta tutsak Devrim Ayık’ın annesi Hülya Ayık, “Yüzde 76 engelli bir hasta tutsağa saldırmak o askerlerin ve devletin bir ayıbıdır” dedi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum çağrısıyla başlayan bir süreç olduğunu söyleyen Hülya Ayık, “Bu sürece yönelik bir provokasyondur. Bir yandan barış süreci deniliyor bir yandan askerler ve kurumlarıyla hasta tutsağa saldırmak provokasyon değilse nedir. Biz bunu kabul etmiyoruz” dedi.







