‘Kayıplar bulunsun’ eyleminde hakikat çağrısı

  • 14:23 25 Nisan 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Kayıp yakınları, 4 kentte gerçekleştirdikleri eylemde, barışın sağlanması için hakikate ihtiyaç duyulduğu mesajını verdi.
 
“Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” sloganıyla İzmir, Amed, Êlih, Riha ve Gever’de bir araya gelen kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD), bu hafta da eylemlerini sürdürdü.
 
İzmir
 
İHD İzmir Şubesi’nin iki haftada bir “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle gerçekleştirdiği eylem, Konak Eski Sümerbank önünde devam etti. “Kayıplar vicdanındır, sahip çık”, “Kayıplar belli, failler nerede” yazılı pankartların taşındığı eylemde basın metnini, kitle adına İHD İzmir Şube yöneticisi Mustafa Kızartıcı okudu.
 
‘Barışın sağlanabilmesi için hakikate ihtiyacımız var’
 
23-24 Nisan dolayısıyla gözaltında kaybedilen çocukların ve Ermeni aydınların akıbetinin sorulduğu açıklamada, hakikat arayışının sürdürüldüğü belirtilerek şunlar kaydedildi: “Ağır insan hakları ihlalleri karşısında kesin tavır koyma, lanetleme ve yaptırıma tabi tutulma; insan hakları ihlallerine yataklık eden inkâr ve cezasızlık politikalarını aşmak ile mümkün olacaktır. Bunun için Türkiye’nin, devleti ve toplumu ile birlikte geçmişiyle yüzleşmesi gerekiyor. Toplumsal uzlaşma ve barışın sağlanması, Türkiye’nin demokratikleşmesi için öncelikle hakikate ihtiyacımız var.
 
İnsan hakları ihlalleri ve gözaltılar, çocuk işçiliği ve ölümleri, hapishanelerde çocuk mahpuslar, çocuk istismarı ve geçmişte kaybedilmiş çocukların akıbetlerinin belirsizliği gölgesinde bir çocuk bayramı daha kutladık. Bu ülkede yaşamı devletin güvencesinde olan çocuklar, devletin güvenlik güçlerince gözaltına alınıp vahşi işkencelerden geçirilerek küçük bedenleriyle kaybedildi. Bazı çocukların kaybedilişi savcılık fezlekelerinde, mahkeme tutanaklarında, AİHM kararlarında detaylı bir biçimde yer alsa da iç hukukta sonuçsuz bırakıldı.”
 
‘İnkâr suçun devamıdır’
 
24 Nisan 1915 tarihinde İstanbul’da 250 Ermeni’nin evlerinden gözaltına alındığının hatırlatıldığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “24 Nisan’ın 111’inci yılında devleti yönetenlere sesleniyoruz: İnkâr en kapsamlı insan hakları ihlalidir. İnkâr suçun devamıdır. 111 yıldır insanlığın vicdanında kanayan bu yaranın sarılabilmesi için devleti ve toplumu, İstanbul’da gözaltına alınarak kaybedilen Ermeni aydınlar gerçeği ile yüzleşmeye çağırıyoruz.
 
Ermeni toplumunun acısını bir kez daha paylaşırken, dünyada soykırıma uğrayan bütün halkların kurbanlarını rahmetle anıyoruz. 23 Nisan ve 24 Nisan vesilesiyle bir kez daha sesleniyoruz: Kaç yıl geçerse geçsin gözaltında kaybedilen çocuklar ve Ermeni aydınlar için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Kayıplar bulunsun, failler yargılansın!”
 
Açıklama, oturma eyleminin ardından sona erdi.
 
Amed 
 
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 898’inci haftasında Rezan (Bağlar) ilçesine bağlı Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Kayıp yakınları, gözaltında kaybettirilen ve katledilen yakınlarının fotoğraflarıyla eylem alanında yerlerini aldı. Bu haftaki eylemde, Amed’de 24 Nisan 1996’da gözaltında kaybedildikten sonra cenazesi bulunan Cemal Kavak’ın failleri soruldu.
 
Eylemde konuşan CHP Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanlığı tarafından kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın kurulmasının değerli olduğunu belirterek, “Eğer başlayacaksanız gelin bu meydandan başlayalım. Gelin Vedat Aydın’dan başlayalım. Faili meçhullerin simgesi olan ve neredeyse ilk cinayet olan Vedat Aydın dosyasından başlayalım. Hazırız. İHD ve Diyarbakır Barosu bütün raporları sunmaya hazır. Buradan başlayalım” dedi.
 
Cemal Kavak’ın hikâyesini İHD Yönetim Kurulu üyesi Av. Berfin Elçi okudu.
 
Cemal Kavak’ın kaybettiriliş hikayesi şöyle:
 
“Cemal Kavak, Diyarbakır Vergi Mahkemesi’nde memur olarak çalışmaktadır. Yargı-Sen üyesi olan ve sendikal faaliyetler yürüten Cemal Kavak, 24 Nisan 1996 tarihinde kahvehanede arkadaşlarıyla vakit geçirdikten sonra saat 23.00 sularında eve gitmek üzere Dağkapı-İskanevleri minibüsüne biner. En son, Kuruçeşme durağında minibüsten inerken arkadaşları E.Y. ve S.Y. tarafından görülmektedir. O gece evine dönmemesi ve ertesi gün işine de gitmemesi üzerine ailesi, Cemal Kavak’tan haber alamadıklarını ve kaybolduğunu Bağlar Karakol Amirliği nezdinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirir. Ancak aile Cemal Kavak ile ilgili herhangi bir bilgiye ulaşamaz. 
 
Tüm hukuksal girişimleri sonuçsuz kalan aile, 26 Nisan’da Diyarbakır Devlet Hastanesi morguna kimliği belirsiz bir cansız bedenin getirildiği duyumu üzerine morga gider ve oğullarını teşhis eder. Olay yeri inceleme tutanağında, ‘Cemal Kavak’ın cansız bedeninin Amed’in Xana Axpar (Çınar) ilçesine bağlı Yuvacıx köyü yakınlarında, Amed-Bismil karayolu üzerinde, yol kenarındaki sazlıklar arasında, boynundan telle boğulmuş vaziyette bulunduğu’ yazmaktadır.
 
Cemal Kavak’ın katledildiği bölgeye, hangi yönden gidilirse gidilsin, iki ya da üç güvenlik kontrol noktasından geçmeden ulaşmanın mümkün olmaması ve en son görüldüğü yerden çok uzakta bir noktada cansız bedeninin bulunması, faili meçhul bir cinayete kurban giden maktulün zorla kaybedildiğine işaret etmektedir.
 
İç hukuk yollarından bir sonuç alamayan aile 4 Ağustos 1999 tarihinde AİHM’e başvurur. AİHM, 6 Temmuz 2006 tarihli kararında, Sözleşme’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin, Cemal Kavak’ın ölümüyle ilgili etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı için usulden ihlal edildiğine; ayrıca etkili bir başvuru hakkı sağlanmadığı için Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine karar verir”
 
Oturma eylemi sonrası açıklama sona erdi.
 
Êlih            
 
Êlih’teki eylem de 734’üncü haftasında Gülistan Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde devam etti. Bu haftaki eylemde, Nisan 1994’te Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesinde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Kadri Yılmaz’ın akıbeti soruldu.
 
Kadri Yılmaz'ın kaybedilme hikayesini okuyan İHD yöneticisi Ali Karadoğan, şunları belirtti:  "Ailenin anlatım ve beyanlarına göre; Kadri Yılmaz, Amed’de ikamet etmekteydi. 1994 yılının Nisan ayında bir akrabasının düğününe katılmıştı. Rezan semtinde yapılan bu düğüne polisler baskın yaparak Kadri’yi, kardeşini ve düğün halayından 3 kişiyi gözaltına alır. Bir gün sonra, Kadri’nin kardeşi dahil 4 kişi serbest bırakılır. Aile, yüzlerce kişinin gözü önünde gözaltına alıp bırakılmayan Kadri Yılmaz için resmi kurumlara başvuruda bulunur ama sonuç alamaz. 
 
Olaydan 8 gün sonra aile, Licê’de oturan tanıdıkları aracılığı ile askerler tarafından 3 cesedin camiye getirildiğini, askeri kışla olarak kullanılan Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) önündeki alanda açılan bir çukura gömüldüklerini öğrenirler. Aile camideki cesetlere ait elbise parçalarından birinin Kadri’ye ait olduğunu teşhis ederler ancak ceset aileye verilmez. Kadri Yılmaz hala kayıp ve cesedine ulaşılmış değil."
 
Açıklama, oturma eyleminin ardından sona erdi.
 
Colemêrg
 
İHD Colemêrg Şubesi de eylemlerinin 224’üncü haftasında, 26 yıl önce yaşamını yitiren Sibel, Velat ve İsmail Şedal için adalet talep etti. Gever’de (Yüksekova) bulunan Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” yazılı pankart açarak faili meçhul katliamlarda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıdı.
 
İHD Colemêrg Şube Eşbaşkanı Ozan Akbaş, “23 Nisan geride kaldı. Bugün çocuk ölümlerini konuşuyor olmak bizler için çok acı bir durumdur” dedi.
 
224’üncü haftada 26 yıl önce katledilen Sibel, Velat ve İsmail Şedal için bir araya geldiklerini ve Sibel’in 7, İsmail’in 11, Velat’ın ise 10 yaşında olduğunu hatırlatan Ozan Akbaş, "25 Nisan 2000’de mahallede fiili bir sokağa çıkma yasağı uygulanıyordu. Ertesi gün ablukanın kalkmasının ardından çocuklar dışarı çıktı. 26 Nisan günü Sibel, Velat ve İsmail’in kardeşleri ve kuzenleriyle birlikte polis kontrol noktasının yakınında oyun oynadığı öğrenildi. Saat 13.00 saatlerinde çocuklar mahalleye doğru yürüdüğü sırada bir patlama yaşandı. İsmail ve Velat olay yerinde, Sibel ise kaldırıldığı Yüksekova Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirdi” ifadelerini kullandı. 
 
Mahalle sakinlerinin çocukların kontrol noktasına ait bir patlayıcıyı bulduğunu ve bunun patlaması sonucu yaşamlarını yitirdiklerini ileri sürdüğünü belirten Ozan Akbaş, olay yerine ambulansın iki saat boyunca alınmadığını ağır yaralı çocukların bir pikap aracının kasasında hastaneye götürülmek zorunda kaldığını kaydetti. Cenazelerin bir gün sonra ailelere teslim edildiğini dile getiren Ozan Akbaş, "Çocuklar Gever’e defnedil. Dönemin valisi, aileyle görüşerek şikâyetçi olmamaları yönünde telkinde bulundu. Ailenin başlattığı hukuki süreç ise 'kovuşturmaya yer olmadığı' kararıyla engellendi. Patlayıcının türü, menşei ve sorumlularının hiçbir zaman açıklanmadı. Yapılan başvurular reddedildi. Yargı, yalnızca tazminat yoluna gitti. Sibel, Velat ve İsmail Şedal’ın akıbeti, faili meçhul bırakıldı” dedi.
 
“Çocukların yaşam hakkı ihlal edildi. Failler korunuyor, davalar sekteye uğratılıyor” diyen Ozan Akbaş, “Sibel, Velat ve İsmail Şedal’ın akıbetini sormaktan ve hak arama mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Son kaybımızın akıbeti ortaya çıkana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
 
Açıklama, bir dakikalık oturma eylemiyle sona erdi.