‘Ayşe Gökkan şahsında TJA kriminalize ediliyor’
- 09:09 20 Haziran 2026
- Güncel
AMED - Ayşe Gökkan'a verilen 19 yıl 6 aylık hapis cezasını değerlendiren TJA aktivisti Ayla Akat Ata, kararın hukuki değil siyasi olduğunu belirterek, "Ayşe Gökkan şahsında TJA ve kadınların örgütlü mücadelesi kriminalize edilmek isteniyor" dedi.
Tevgera Jinên Azad (TJA) eski dönem sözcüsü Ayşe Gökkan'ın 2 kez "örgüt üyesi olmak" iddiasından verilen biri 12 yıl, diğeri ise 7 yıl 6 ay, "örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek" iddiasından ise verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasının Yargıtay tarafından bozulması ardından yeniden görülen dünkü duruşmada Ayşe Gökkan hakkında 19 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Ayşe Gökkan hakkında tutukluluk halinin devamına karar verildi. Kararı TJA aktivisti Ayla Akat Ata değerlendirdi.
TJA’nın çalışmalarının kriminalize edilerek kadın mücadelesinin cezalandırılmaya çalışıldığını ifade eden Ayla Akat, “Dosyayı hukuki bir değerlendirmeye tabi tutamıyoruz. Soruşturmanın başlamasından iddianamenin hazırlanmasına, yargılamanın başlamasına ve bugün çıkan karara kadar dosya hukuki bir içerik taşımıyor. Dosya, Yargıtay tarafından bozulan ve Diyarbakır'da yeniden yargılamanın başladığı bir dosya. Bu dosyada 2011'e kadar olan faaliyetler konu olmuştu. 2011-2013 faaliyetleri dolayısıyla ocak ayında eklenen iddianame de ayrı bir dosya olarak kabul edilip iki ayrı örgüt üyeliği suçlamasıyla karar verildi. 5 duruşmadır savcı tahliye istiyor. Yani birçok dosyada kararla birlikte tahliye gerçekleşmiştir ama karara bağlanacağı bilinen bu dosyada bugün görüyoruz ki bir planlama yapılmış; tahliye kararı çıkmaması için dosyaya eklenen ikinci iddianame ile ceza ortaklaştırılabilecekken, iki ayrı cezalandırmaya tabi tutularak iki ayrı iddianameden hüküm kuruldu. Esasında Ayşe arkadaşımızın bir gün bile tutuklu kalmaması gereken bir dosyaydı ama savcının ısrarlı tahliye talebine rağmen heyet tahliye kararı vermedi. Kadınların toplumsal yaşamda değişim ve dönüşüm noktasındaki iddiası ve öncü pozisyonu, bu tür yargılamalarla hedef alınmış durumda. Ayşe arkadaşımızın şahsında Tevgera Jinên Azad bir kez daha kriminalize ediliyor. İçinde bulunduğumuz faaliyetler bir kez daha kriminalize edilerek cezalandırma tercih edildi” dedi.
‘AİHM nezdinde Türkiye'nin mahkûm edilmesine konu olacak bir karar’
Hukuki bir yargılamanın söz konusu olmadığının altını çizen Ayla Akat, “Tevgera Jinên Azad’ın bugüne kadar ortaya koymuş olduğu demokratik toplum iddiası ile kadın özgürlükçü paradigma çerçevesinde yaşama dahil olma ve bu iddiayı toplumsallaştırma noktasında ortaya koyduğu emeğin kriminalize edilmesiyle karşı karşıyayız. Arkadaşlarımızın yargı sopasıyla etkisizleştirilmeye çalışılması ve TJA aktivistlerine gözdağı verilmesi gerçeğiyle karşı karşıyayız. Karar, hukuksuz bir karar. İstinaftan, Yargıtay'dan ikinci kez dönecek bir karar. Bugün yaşanan tutuklama, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde bir kez daha Türkiye'nin mahkûm edilmesine konu olacak bir karar” diye belirtti.
'Verilen karar sürece de bir müdahale'
Ayla Akat, son olarak şunları ifade etti: “Verilen kararın süreçle bağını kurmak da lazım. Bugün çok farklı bir atmosferdeyiz. Son bir buçuk yıldır ülkede silahların sustuğu, demokratik siyasetin önünün açılması gereken bir süreci yaşıyoruz. Bu süreç, herkes için örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırıldığı ve demokratik siyasete dahil olabildiği bir süreç olmalıydı. Süreci böyle ele alıyor, tartışıyor ve bunu örgütlemeye çalışıyorken ne yazık ki verilen karar çok talihsiz bir karar olmuştur. Bu noktada devlet aklı içerisinde bütünlüklü bir yaklaşımın olmadığı ortaya çıkıyor. Verilen bu kararı sürece bir müdahale olarak da değerlendirebiliriz, demokratik siyaset iddiasına bir müdahale olarak da değerlendirebiliriz. Kararın hukuki bir değerlendirmesini yapamıyoruz maalesef. Tamamen siyasi bir karar. Kadınlar, bugüne kadar olduğu gibi, yaşamın tüm alanlarında örgütlenerek demokraside ısrar edecek, özgürlük demeye devam edecekler. Kadın özgürlükçü bir toplum paradigması çerçevesinde, kadın özgürlüğünün sağlandığı bir toplumun inşasında dün olduğundan daha güçlü bir iddiayla görev alacaklar. Cezaevlerinde ne yazık ki binlerce arkadaşımız, örgütlenme hakkını, düşünce ve ifade özgürlüğü hakkını kullandıkları için yargının hedefi oldu. Sürecin bu noktada da bir an önce ilerletilmesi gerekiyor. Çerçeve yasa başta olmak üzere, demokratik siyasetin önünü açabilecek tüm yasaların hızla çıkarılması gerekiyor. Kadın hareketi olarak biz sözümüzü her koşulda söyledik. Söylemeye de devam edeceğiz."








