'Demokratik siyaset için hukuki güvence şart'

  • 09:05 30 Haziran 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hukuki çerçevenin hazırlanması gündemini değerlendiren ÖHD’li avukat Sida Yıldız, “Demokratik siyasetin sürdürülebilir olması için sürecin hukuki güvence altına alınması ve kök yasanın, bir an önce geciktirilmeksizin meclise sunulması gerekiyor” dedi.
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde yasal adımların atılması yönündeki beklentiler artarken, süreç kapsamında atılması gereken en somut adımlardan birinin yasal düzenleme olduğu sık sık vurgulanıyor. Kürt sorununun demokratik çözümünü içerecek ve "kök yasa" olarak nitelendirilen bir çerçeve yasanın Meclis tatile girmeden önce, Temmuz ayında çıkarılması yönünde çağrılar sürerken; iktidar kanadından gelen "Artık yeni bir aşamaya geçilmiştir" açıklamalarına rağmen yasa için net bir takvimin belirtilmemiş olması, sürecin geleceğine dair tartışmaları da beraberinde getiriyor.
 
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi üyesi Sida Yıldız, "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" kapsamındaki hukuki çerçeveye dair değerlendirmelerde bulundu.  
 
Hukuki anayasal güvence!
 
Devletin sürece dair adımların atılmasında yavaş davrandığını vurgulayan Sida Yıldız, hazırlığı yapılan hukuki çerçevenin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Sida Yıldız, “Temmuz ayının geçirilmeden kök yasanın bir an önce geciktirilmeksizin ilk adım olarak meclise sunulması ve bu anlamda geniş bir mutabakat sağlanarak kabul edilmesi gereklidir. Kürt sorununun demokratik siyasete geçişinde PKK ana muhataplardan biridir. PKK silahları yaktı.  Ve Sayın Abdullah Öcalan'ın da tarihi çağrısıyla örgüt kendini feshetti. Bu çok büyük bir adımdı.  Demokratik siyasetin sürdürülebilir olması için sürecin hukuki güvence altına alınması gerekiyor” dedi.
 
‘Yasal adımların atılması elzemdir’
 
"Siyaset yapma hakkı hukuksuzca elinden alınan bireylerin, yeniden siyaset yapma haklarının sağlanması gerekiyor” diyen Sida Yıldız, “Silah bırakan, örgütü fesheden bir irade karşısında söz konusu yasal düzenlemelerin yapılmasında oldukça geç kalındığı gerçeği yadsınamaz. Sayın Abdullah Öcalan'ın da belirttiği ve üzerinde önemle durduğu üzere; bütüncül ve her kesimi kapsayan yasal düzenlemelerin yapılması şarttır. Demokratik bir Cumhuriyetin varlığından ve öneminden söz edildiği bu günlerde, demokrasi herkes için çok önemli. Bu anlamda iktidara çok büyük görevler düşüyor. Demokrasinin olmadığı bir ortamda barıştan da söz edemeyiz. Demokratik Cumhuriyetin öneminden sıkça bahsediyoruz. Düzenlenmesi gereken hukuki düzenlemelerin yanında, bir de uygulanması gereken Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararların bu ölçüde gerçekleştirmesi gerekiyor. Kürt halkının demokratik haklarının tanınması ve anayasal anlamda güvence altına alınması gerekliliğini önemle vurgulamak istiyoruz” şeklinde konuştu.
 
AİHM ve AYM kararları vurgusu
 
Halkın sürece dair beklentisi olduğunu dile getiren Sida Yıldız, sürecin baş muhatabı olan Kürt Halk  Önderi Abdullah Öcalan için hukuki ve siyasi statünün gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Barış yasaları çerçevesinde düzenlemelerin yapılması gerektiğini kaydeden Sida Yıldız, “Siyaset yaptığı için tutuklanan siyaset yapma hakları ellerinden alınan siyasi tutsakların ve ağır hasta tutsakların derhal tahliye edilmesi gerekiyor. Mevcut infaz kanunlarına bakıldığında da uluslararası hukuk normlarının, adil yargılanma hakkı gereklerine uygun olmadığı gibi, adeta intikam hükümlerinin uygulandığını gördük. Bu anlamda sırf ifadelerinden, düşüncelerinden dolayı mahkum edilen tüm tutsakların bir an evvel özgürlüğüne kavuşması gerekiyor. Bunların da barış sürecinin doğal bir sonucu olduğu gerçeğini vurgulamak istiyoruz. Bu anlamda yapılacak olan düzenlemeler ve AİHM ile AYM kararlarının uygulanmasıyla birlikte barış sürecinin daha olumlu bir yönde seyredeceğini düşünüyoruz. Geri dönüşü de kapsayabilecek, şu an Avrupa'da yaşayan geçmişte yargılanmış ya da halen yargılanmakta olan bu bireylerin hukuki anlamda güvencelerinin sağlanabilmesi gerekiyor. Bu süreçte cezaevindeki siyasi tutsaklar açısından da düzenlenecek yasaların tartışılıyor olması gerekiyordu. Kürt halkının demokratik haklarının tanınmasına yönelik yasaların görüşülmesi konusunda toplum tarafından büyük bir beklenti mevcut. Meclis tatile girmeden önce bu düzenlemelerin yapılması elzemdir” şeklinde konuştu.
 
‘Herkes barış sürecine dahil edilmeli’
 
Toplum tüm kesiminin barış sürecine dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Sida Yıldız, “Demokratik siyaset ve demokratik cumhuriyetin gerekliliği halkların eşit yurttaş olma hakkıyla birebir ilintili. Hukuk örgütleri, barolar ve insan hakları savunucularının da bu onurlu barış sürecine dahil edilmesi, yasal düzenlemelerin bu bireylerin mesleki, sosyal ve toplumsal deneyimleriyle birlikte şekillenmesi gerekiyor. Halklarımızın da bu sürecin bire muhatabı olması gerektiği gerçeği var. Barışın olmadığı bir düzende; kadın kırımı ve ekonomik yıkım baş gösterir; eğitimde ve sağlıkta fırsat eşitsizliği derinleşir. Kadına yönelik şiddet, toplumsal baskılar ve basına uygulanan sansürler kaçınılmaz hale gelir. Bugün yaşanan tüm bu sorunların kökü Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklıdır. Çözümsüzlük yıllar geçtikçe yeni çözümsüzlükler yeni kırımlar ve yeni hak ihlallerini yaratıyor” diye belirtti.
 
‘Özgürlüğün olmadığı bir yerde barıştan söz edilemez’
 
Sida Yıldız son olarak Kürt Halk Önder Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta kamuoyuna duyurduğu Barış ve Demokratik Toplum manifestosunu anımsatarak şunları söyledi: “Manifesto; erkek egemen kapitalist sisteme karşı demokratik ekolojik kadın özgürlükçü paradigmasını içeriyor. Her gün çok sayıda kadın katlediliyor. Böylesi kadın kırımın yaşandığı bir coğrafyada yaşıyoruz.  Ve bu yüzden en çok biz kadınların barışa ihtiyacı var. Kadınlar tam da bu noktada Barış ve Demokratik Toplum sürecine kayıtsız kalmadılar. Sayın Öcalan’ın manifestosunu bir yol haritası olarak belirlemeliyiz. Çünkü bu yol haritası erkek egemen kapitalist sisteme karşı kadın özgürlükçü ve demokratik bir paradigmayı içeriyor. Bizler bu sürecin de özellikle kadınlar başta olmak üzere yürütücüsü olmak için birer gayret içerisindeyiz. Barış sürecinde kadınların, kadın mücadelesinin barış yolunda ne denli önemli bir hat oluşturduğunu görüyoruz. Kadın özgürleşmeden toplumsal bir özgürleşmeden bahsedilemez.  Kadınla eşit ve özgür bir temel üzerinde demokratik bir yaşam, yaşamın kendisinin var olma sebebidir. Kadın özgürleşmeden, toplumsal özgürlük olmaz. Toplumsal özgürlüğün olmadığı yerde barıştan söz edilemez.”