Cumartesi Anneleri: Helalleşme ve yüzleşmeyi karıştırmayın

  • 13:28 20 Kasım 2021
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, 41 yıl önce kaybedilen Hayrettin Eren için adalet istedi. Hayrettin Eren’in kız kardeşi İkbal Eren, “41 yıldır bu zulmü yaşatanlar ile helalleşmemiz mümkün değil” dedi
 
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetlerini sormak ve faillerin yargılanması için her hafta düzenledikleri eylemlerinin 869’uncusunu da pandemi nedeniyle online gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, 21 Kasım 1980 tarihinde İstanbul’un Saraçhane semtinde bir arkadaşı ile birlikte gözaltına alınan Hayrettin Eren’in akıbeti soruldu.
 
‘41 yıldır adalet mücadelesi veriyoruz’
 
Açıklamada söz alan Hayrettin Eren’in kız kardeşi İkbal Eren, “İtirazlarımıza rağmen dava açılmadı. Hayrettin için adalet işlemedi. 41 yıldır adalet mücadelesi veriyoruz. Bu mücadele sırasında anne babamız yaşamını yitirdi. Devlet tarafından kardeşi, eşi, çocuğu katledilenler akıbetlerini bilmeden, kavuşamadan öldüler. Hayretin’in akıbetini öğrenemedi anne babam ama arayışları hiç bitmedi. Onların bıraktığı yerden biz aramaya devam ediyoruz. Biz kayıp yakınları hiç normal zaman yaşamadık. Şimdi de normal zaman yaşamıyoruz. Mehmet Eymür kendini ihbar ediyor işkencelerini anlatıyor Mehmet Ağar da önceden kendini ifşa etmişti. Savcılar bizi duymuyor onları da mı duymuyor” diye sordu. 
 
‘Failler belli kayıplar nerede’
 
Faili meçhullerin sorumlusunun Mehmet Ağar olduğunu ifade eden İkbal, “Mehmet Eymür işkence suçunu işlediğini insanların gözüne bakarak itiraf ediyor. Cumhurbaşkanı, başbakan olduğu dönem sorumluları yargılama sözü vermişti. Biz sürekli failler belli kayıplar nerede dedik. Kimin hangi tarihte nereye götürüldüğü hangi devlet görevlisinin nerede çalıştıkları biliniyor. Size olayı çözdüm, siz neyi çözemiyorsunuz? Kendini ihbar edenler var siz ne bekliyorsunuz? Abimi öldürenlerle cansız bedenini ortadan kaldıranlarla helalleşmemiz, unutmamız isteniyor. Helalleşmek ve yüzleşmeyi karıştırmayın. 41 yıldır bu zulmü yaşatanlar ile helalleşmemiz mümkün değil” dedi.
 
‘Siyasi cinayet itirafları sessizlikle karşılanıyor’
 
869’uncu haftanın açıklamasını Hayrettin Eren’in yeğeni Setenay Yarıcı okudu. Setenay şöyle dedi: “Devlet, her koşulda bireyin yaşama hakkını korumak, yaşamına yönelik riskleri bertaraf etmekle görevlidir. Dolayısıyla güvenlik güçleri bir kişiyi gözaltına aldıkları anda, devletin o kişiyi koruma yükümlülüğü başlamış demektir. Bir insanın gözaltındayken kaybolması durumunda bu suçtan devlet sorumludur. 869 haftadır haykırıyoruz: Bir devlet politikası olarak gözaltında kaybedilen insanlarımızın failleri korunuyor. Öyle ki üst düzey güvenlik bürokratlarının, kamu görevlilerinin devletin bilgisi dahilinde işlediği işkence, kaybetme, siyasi cinayet itirafları devlet nezdinde sessizlikle karşılanarak normalleştirilmek isteniyor.”
 
‘Görevinizi yerine getirin’
 
Hayrettin Eren’in gözaltına alındığında otomobilinin Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’nün bahçesinde olduğunu ama ailesine “Oğlunuz burada yok” denildiğini hatırlatan Setenay, “Üç kuşaktır Hayrettin’i arayan ailesinin tüm başvuruları 41yıldır sonuçsuz bırakıldı. Hayrettin Eren’in bilinen failleri cezasızlıkla korunduğu için işkence, kaybetme, siyasi cinayetler gibi insanlığa karşı suçları işlemeye devam etti. 869. haftamızda bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz:  Hayrettin Eren’in gözaltında kaybedilmesinin nasıl meydana geldiğini ve suçtan sorumlu kişi ve kuruluşları tespit etmek ve cezalandırmak savcıların ve mahkemelerin görevidir. Bu görevinizi yerine getirin. Kaç yıl geçerse geçsin; Hayrettin Eren için, tüm kayıplarımız  için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 170  haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi.