Akademisyen Elçin Aktoprak: Geçmişle yüzleşilmeden kalıcı barış olmaz

  • 09:03 24 Mart 2026
  • Güncel
 
WAN- Barış Akademisyeni Elçin Aktoprak komisyon raporunu değerlendirerek, “Silah bırakılması kıymetli bir adım olsa da kalıcı bir barış için demokratikleşme, geçmişle yüzleşme ve toplumsal eşitsizlikleri dönüştürecek adımların atılması gerekiyor” dedi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat 2025’te deklare edilen “Barış ve Demokratik Toplum” süreci kapsamında mecliste kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun raporuna dair değerlendirmeler sürüyor. Barışın nasıl tesis edileceğine dair önerilerin yer aldığı rapor, özellikle demokratikleşme, toplumsal eşitsizlikler ve geçmişle yüzleşme başlıkları üzerinden değerlendirilirken, kalıcı barışın hangi adımlarla mümkün olacağı sorusu yeniden gündeme geliyor.
 
Barış Akademisyeni Elçin Aktoprak, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporunu değerlendirdi.
 
‘Barış süreci jeopolitik dinamiklerle başladı’
 
Türkiye’de başlayan barış sürecinin arka planında jeopolitik gelişmelerin bulunduğunu belirten Elçin Aktoprak, Ortadoğu'daki gelişmelere işaret ederek, “Ortadoğu’da 2023’ten bu yana Gazze soykırımı ile birlikte hızlanan, İsrail'in Amerika üzerinde kendi gücünü ve Ortadoğu'yu yeniden yapılandırma talebini kurduğu bir dönemden geçiyoruz. Barış süreci jeopolitik dinamiklerle de başlasa yine çok kıymetli bir süreçtir. Silah bırakmak çok kıymetlidir. Gerçek anlamda toplumsal ve yapısal eşitsizlikleri dönüştürecek aktörlerin ve fikirlerin tartışılabilmesi açısından bir zemin kuruldu. Böyle bir zeminin de devam edebilmesi için demokratikleşme olması gerekir” dedi.
 
‘Süreç güvenlik eksenli yürütülüyor’
 
Mecliste kurulan komisyonu olumlu karşıladığını ancak sürecin güvenlik perspektifiyle ilerlediğini belirten Elçin Aktoprak, “Türkiye’de maalesef mecliste kurulan komisyonu son derecede olumlu karşılasam da bu süreç çok güvenlik eksenli yürütülüyor. Demokratikleşme çabası ve hukuk üstünlüğünün yeniden sağlanması gibi bir gaye değil de, daha çok raporda da söylendiği gibi iç kaleyi tahkim etmek gibi bir güvenlik meselesi olarak görülerek ilerliyor ve bunun eksikliğini de yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
 
‘Kürtler dört parçada örgütlü’
 
Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye’deki süreci doğrudan etkilediğini ifade eden Elçin Aktoprak, Kürt halkının bölgesel konumuna dikkat çekerek, “Sadece Suriye’de değil, bugün İran’da olanlar da hepsi birbiriyle bağlantılı bir şekilde yaşanılıyor. Hepsi Türkiye’de olan barış süreciyle ilgileniyor çünkü Kürtler aslında baskı altında olan ülkelere bölünmüş, dört parçalı bir nüfus dağılımına sahip ve her birinde de örgütlüler. Dolayısıyla bu da Türkiye’deki süreci yakından etkiliyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Süreç ilerlemeden silah bırakılması farklı bir model’
 
Kürt Özgürlük Hareketi’nin silah bırakmasının önemli bir adım olduğunu belirten Elçin Aktoprak, bunun dünya örnekleri açısından farklı bir model oluşturduğunu söyledi. Raporda geçen “Türkiye Modeli” kavramına dikkat çeken Elçin Aktoprak, “Bu sürece baktığımız zaman Türkiye’de PKK’nin silah bırakması çok önemli bir adım. Türkiye modeli denilen şey de biraz buradan başlıyor. Süreç ilerlemeden silah bırakılması, dünyanın neresinden bakarsanız bakın, çok farklı bir model” sözlerine yer verdi.
 
‘Kayyım politikası, muhalefeti kırma aracı olarak kullanılıyor’
 
Sürecin ilerlediği bir dönemde muhalefet üzerindeki baskıların arttığını belirten Elçin Aktoprak, kayyım uygulamalarına değinerek, “Bir taraftan bu süreç ilerliyor, diğer taraftan ana muhalefet partilerinin üzerine bir baskı oluşturuluyor. Kayyım meselesi, Kürt coğrafyasının bildiği bir meseledir. Bu defa ülkenin batısına da yaygınlaştırılıyor. Aslında muhalefeti kırıcı bir şekilde kullanılmaya çalışılıyor. Çok başarılı olmadı ama bu amaçla kullanıldığını söyleyebiliriz” dedi.
 
‘Rapor bir rehberimsi metin’
 
Raporu “rehberimsi bir metin” olarak tanımlayan Elçin Aktoprak, “Rapor açıklanırken bile meclis başkanı, başında da belirttiği gibi, bunun bir rehber niteliğinde olduğunu söyledi. Ben bu rapora ‘rehberimsi bir metin’ diyorum. Bu sürecin en olumlu yanlarından biri, meclis çatısı altında böyle bir komisyonun kurulması, tüm tarafların dinlenmesi ve partilerin temsilci göndermesi gibi önemli adımların atılmasıdır. Tüm tarafların dinlenmesi ve partilerin önemli kısımlarının buna temsilci göndermesi gibi önemli adımların atıldığını düşünüyorum. Çok geç adımlar atılıyor” diye belirtti.
 
‘Raporda Kürt meselesinin tanımı yok’
 
Rapordaki en önemli eksikliklerden birinin Kürt meselesine dair açık bir tanımın bulunmaması olduğunu kaydeden Elçin Aktoprak, şöyle devam etti: “Fakat çok önemli eksikleri de var. Çok güvenlik diliyle kurulan bir rapor olduğu için en önemli eksiklerinden biri, raporda Kürt meselesinin tanımı yok. Bir rehber niteliğinde rapor çıkarıyorsunuz. Türk-Kürt kardeşliğine dair büyük bir bölüm ayırmışsınız ve demişsiniz ki onun başında ‘Kök sebepler önemli.’ Bu güzel ama bu kök sebepler nedir? Tarihsel olarak bu coğrafyada bir Kürt meselesi var. Buna dair hiçbir tanım yok.”
 
‘Kardeşlik dili patriarkal’
 
Raporda kardeşlik söyleminin hiyerarşik ve çok patriarkal bir dil olduğunu söyleyen Elçin Altoprak, raporda kadın ve LGBTİ meselesinin yer almamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi. Elçin Aktoprak, “Geçmişle yüzleşme olmadan kalıcı barış olmaz. Raporda Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri, pek çok kadın örgütü veya kadın akademisyenler, siyasetçiler ve temsilciler dinlendi. Peki biz neden toplumsal cinsiyet, kadın ve buna dair yapısal bir eşitsizliği dönüştürebilecek bir beyana dair bir kelimeye rastlamıyoruz? Bu çok önemli bir eksikliktir. Raporda ‘çatışma neden oluştu?’ diyerek kök sebeplerine değinmediğiniz zaman Diyarbakır Hapishanesi’nden, faili meçhullerden ve işkenceden de bahsetmiyorsunuz. Dolayısıyla bir geçiş dönemi adaletinin temel sütunları eksik. Hakikati aramak, geçmişle yüzleşmek ve onarım süreçleri çok önemlidir” diye belirtti.
 
Negatif barış
 
Barış süreçlerine dair literatürde yer alan “negatif barış” ve “pozitif barış” kavramlarına da değinen Elçin Aktoprak, bu ayrımın barış çalışmalarında önemli bir yere sahip olduğunu anlattı. Norveçli sosyolog Johan Galtung’un geliştirdiği bu kavramların, barışın yalnızca silahların susması ile sınırlı olmadığını ortaya koyduğunu ifade eden Elçin Aktoprak, negatif barışın doğrudan şiddetin ortadan kalkmasını ifade ettiğini söyledi. Elçin Aktoprak, “Negatif barış, çoğunlukla devletler ya da gruplar arasındaki silahlı çatışmanın sona ermesidir. Şiddet yalnızca fiziksel saldırı ya da silahlı çatışmayla sınırlı değildir. Çatışmaların arka planında çoğu zaman yapısal eşitsizliklerin bulunduğu söylenebilir. İki grup ya da iki devlet neden çatışıyor sorusu çok önemlidir. Bu sorunun arkasında çoğu zaman yapısal şiddet vardır. Bir grubun kimliğini ifade etmek istemesi ancak bunun bastırılması gibi durumlar yapısal eşitsizlikleri ortaya çıkarır” sözlerine yer verdi.
 
‘Kültürel şiddet kadın yaşamını etkiliyor’
 
Günümüzde yapısal şiddetin farklı biçimlerde ortaya çıktığını ifade eden Elçin Aktoprak, kapitalist dünya sistemi, milliyetçilik, ırkçılık ve toplumsal eşitsizliklerin bu şiddetin temel kaynakları arasında olduğunu söyledi. Elçin Aktoprak, “Kültürel şiddet modelinde de vardır. Özellikle kadınlara yönelik ayrımcılığın çalışma yaşamında ve toplumsal ilişkilerde kendini gösterdiği doğrudur. Kültürel şiddet her zaman doğrudan bir saldırı biçiminde ortaya çıkmaz. Bazen bir kadının çalışma hayatında alt konumda tutulması, mobbinge maruz kalması gibi biçimlerde de ortaya çıkabilir. Doğrudan şiddet, çoğu zaman bu yapısal ve kültürel şiddetin sonucunda ortaya çıkar” diye konuştu.
 
‘Pozitif barış farklılıklarla eşit bir ilişki kurabilmektir’
 
Silahların susmasının kalıcı barış için yeterli olmadığını dile getiren Elçin Aktoprak, doğrudan şiddetin ortadan kalkmasının negatif barış olarak tanımlandığını ancak gerçek barışın bunun ötesine geçmesi gerektiğini ifade etti. Elçin Aktoprak, “Şiddeti yapısal, sosyal ve kültürel boyutlarıyla düşündüğümüzde sadece doğrudan şiddetin ortadan kalkması barış anlamına gelmez” dedi. Pozitif barışın, toplumsal eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik adımların atılmasıyla mümkün olacağına dikkat çeken Elçin Aktoprak, “Bu noktada dilin değişmesi, toplumsal eşitsizliklerle mücadele edilmesi ve farklı kimlikler arasında eşit ilişkilerin kurulması önemli tabii. Pozitif barış, kısa sürede ulaşılabilecek bir hedef değildir. Bu uzun soluklu bir süreçtir. Toplumların farklılıklarla birlikte yaşamayı öğrenmesinin barışın temel unsurlarından biri olduğunu söyleyebilirim. Her birimiz başka bir toplumsal bağlamda ‘öteki’ olabiliriz. Farklılıklarımız var ve iyi ki var. Pozitif barış da bu farklılıklarla eşit bir ilişki kurabilmektir” değerlendirmesinde bulundu.
 
Yüzleşmenin önemi
 
Dünya örneklerinde geçmişle yüzleşmenin önemine dikkat çeken Elçin Aktoprak, İspanya örneğini hatırlatarak, “Birinin mağduriyetini nasıl onarırsın, ‘ben senin acını anlıyorum’ diyerek onarırsın. Bir sonraki adım bir özür olabilir. İspanya’da Franco sonrası dönemde geçmişle yüzleşme ertelendi ve daha sonra geç kalınmış bir adalet arayışı ortaya çıktı. Onu dönüştürmeye dair bir adım atmayınca o kuşakta değişmiyor ve gelecek bir sonraki kuşak da değişmiyor. Kuşaktan kuşağa işkence ve kötü muamele yasaktır bilgisini aktarma zemininiz elden kaçabiliyor” dedi.
 
‘Var olan yasalar uygulanırsa ilerleme sağlanır’
 
Raporda yer alan bazı adımların ise mevcut hukuki düzenlemelerle hayata geçirilebileceğini belirten Elçin Aktoprak, İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi için mücadeleye devam edilmesi gerektiğini söyledi. Elçin Aktoprak sözlerini şöyle sonlandırdı: “Sadece bu ay içinde 60’a yakın kadın hayatını kaybetti. Artık bunları görüntülü olarak da izliyoruz ve kaldırması çok güç bir meseledir. Büyük bir ihtimalle barış sürecinden bağımsız olarak LGBTİ+ bireylere yönelik bir yasa tasarısı geçirebilecekler gibi geliyor. Bu yönden bir adım atılabilir belki. Yoksa zaten diğer alanda atılacak, AİHM kararına rağmen tutuklu kalanların hepsi, zaten rapor olsa da olmasa da hukuki zemini olan adımlar. Yani bunlar için yeni yasalara gerek yok. Zaten var olanlar uygulanırsa oradan ilerleme sağlanır.”