Ayşegül Doğan: Barış için örgütlülüğü güçlendirmeliyiz
- 16:39 28 Mart 2026
- Güncel
AMED - “Kadınlar barışı konuşuyor” panelinde konuşan DEM Parti Sözcüsü Aşyegül Doğan, barış için kadınların örgütlülüğünü güçlendirmesi gerektiğini belirterek “Barış, pamuklara sarmamız gereken bir süreç, geçmişten ders çıkardığımız ve hepimizin ezberlerimizi bozacağımız bir süreç” dedi.
Amed’de Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI), Doğu ve Güneydoğu İş Kadınları Derneği (DOGÜNKAD), Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası İş Kadınları Meclisi ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Girişimci Kadınlar Kurulu iş birliğiyle gerçekleştirilen “Kadınlar Barışı Konuşuyor” paneli, DEM Parti Şirnex Milletvekilli Ayşegül Doğan, AK Parti MKYK Üyesi Zeynep Alkış, CHP Parti Meclisi Üyesi Emine Uçak Erdoğan’ın konuşmacı olarak katıldığı “Türkiye’de kadınların siyaset ve barış süreçlerindeki rolü” oturum ile sona erdi.
İlk olarak konuşan CHP Parti Meclisi Üyesi Emine Uçak Erdoğan, "Diyarbakır’da barışı konuşmaya imkan sunan bütün paydaşlara çok teşekkür ederim. Hakikaten bu çok zor bir mesele. Hem siyasetçilerin hem de kadınların bir araya gelmesi aslında haber değeri taşıyan istisnai bir durum olmamalı; bu artık olağan hale gelmeli. Türkiye’de barış, demokrasi, adalet ve kalkınma meselelerini çözmek istiyorsak, bir araya gelmeme, konuşmama ve sorunları dönemsel seçicilikle ele alma alışkanlıklarından vazgeçmemiz gerekiyor. Ayrıca yalnızca dönemsel mağduriyetler üzerinden tartışmayı da geride bırakmalıyız. İrlanda modelini dinledik; bu çok önemliydi ve bir şeylerin değişmesi gerektiğini açıkça gösteriyor" dedi.
Savaşın kadın üzerindeki etkisi
Savaş ve çatışmanın çoğu zaman kadınların bedeni üzerinden yürütüldüğünü kaydeden Emine Uçak Erdoğan, “Barışın da kadınların elleriyle kurulması gerekir. Ancak dünyaya baktığımızda barış masalarında kadınların yeterince yer almadığını görüyoruz. Oysa araştırmalar, kadınların müzakere süreçlerinde yer almasının başarı ihtimalini yüzde 35 artırdığını gösteriyor. Buna rağmen dünya genelinde kadınların barış masalarındaki temsili yaklaşık yüzde 13 civarında kalıyor" dedi.
‘Barış pamuklara sarılacak kadar önemli’
AK Parti MKYK Üyesi Zeynep Alkış ise şunları söyledi; “Barış pamuklara sarılacak kadar önemli. Savaşanı neznesi ve öznesi kadındır. Havzası da kadındır. Barışa sırtını dönen kişi insani kişiliğini gözden geçirmesi gerekiyor. Ortak akıl ile barış inşa edilir. Siyasal bir sonuç olarak tanımlanıyor barış. Barış bir sonuç ve bir süreç. Ontolojik bir meseledir. Barış aslında bir tanınma rejimidir. Karşısındakini nasıl adlandırdığın ile alakalıdır. Ahlaki ve tarihsel bir meseledir. Kadınlar erkeklerden daha detaycıdır. Yüz yıllık barış ve çatışma havzası 1924’te kadar dayanıyor. 1921 Anayasasında Kürtlerin varlığı yer alırken 1924’te tek millet ve tek dil anlayışı getirildi. Lozan Antlaşmasında Kürtler için derinleşmesine bir sorun var” diye konuştu.
Çatışmalı süreç
Son olarak konuşan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da, çatışma süreçlerinin yaratığı tahribata dikkat çekerek, “Son 50 yıl, çatışma ve acıyla geçti. Ama artık bu süreç, demokratik ve kalıcı bir barış arayışıyla şekilleniyor. Ben Cizre’de doğdum, gençliğim orada geçti. Şırnak milletvekiliyim. 1980’ler ve 90’lar kolay yıllar değildi; en korkunç yıllar o dönemdi. 2016’ya kadar yaşananlar ise dayanılmaz noktaya geldi. ‘Buzdolabı’ metaforuna tahammülüm kalmadı. Konuşurken bile tüylerim diken diken oluyor. Peşimi bırakmayan iki görüntü var: biri Taybet Ana, diğeri Cemile. Bir yanınız yaprak döküyor, bir yanınız bahar bahçe oluyor. İnsan kendini yeniden onarmaya çalışıyor ve bu hiç kolay değil. Cemile’nin annesi, 90’larda bir kızını kaybetmişti; babam onun avukatlığını yapmıştı. Havan topu evlerinin avlusuna düşmüş ve 21 yaşındaki kızı hayatını kaybetmişti. Yıllar geçti, ama hiçbir şey değişmedi. Bu kez Cemile’nin annesi, Cemile’yi kaybetti. Cemile hiçbir şey yapmadan, evinin avlusunda hayatını kaybetti. Ve annesi, kızını buzdolabında saklamak zorunda kaldı. Eğer Cemile’nin annesi bugün Newroz’da halayın başında durabiliyorsa, biz bu barışı sağlamak zorundayız. Cizre, mezarsız ölülerin en çok olduğu coğrafyadır. Bu insanlara barışı ve demokrasiyi savunmayı borçluyuz. En büyük acılar özellikle kadınlara yaşatıldı. Bu yüzden bu toprakların kadınları Êzidî Keldani, Süryani, Kürt, Alevi fark etmeksizin deneyim ve tecrübelerine güvenerek ve bir araya getirerek barışı kurabilir” ifadelerini kullandı.
Savaş ve barış
Ayşegül Doğan şunları söyledi: “Artık ideolojik pozisyonlara göre sessiz kalma zamanı değil. Kime yapıldığına bakarak sessiz kalmak değil; haksızlığa karşı ses çıkarmak zamanı. Dün kimlere yapıldıysa nasıl karşı çıkıldıysa, bugün de aynı şekilde karşı çıkmalıyız. Cizre ve Şırnak Newrozları beni derinden etkiledi. Keşke 2016 yaşanmasaydı; keşke yıkılmış bir Sur, bodrumlarda ölen insanlar olmasaydı. Savaş onlarca başbakan, onlarca iktidar değiştirdi. Evet, bu iktidarın bazı olumlu adımlarını görmezden gelmeyeceğiz; ama yaşanan yıkımlar o kadar büyük ki, barışın toplumsallaşması en zor konulardan biri hâline geldi. İnsanlar güven duymuyor, yeniden yıkılmaktan korkuyor. Evini, evladını kaybetmiş, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanlar var. Yeni kuşaklar yetişti ve aynı sonları görme riskiyle karşı karşıya.
Toplumun öncülük etmesi gerekir
Başaramamak gibi bir şansımız yok. Bu işi sadece siyasi partilere bırakamayız. Toplumun öncülük etmesi gerekir. Her yurttaş, bu savaşın son bulması için sorumluluk hissetmeli. Ve en çok da kadınlar, çünkü en büyük bedeli onlar ödedi, en büyük barışı da onlar kurabilir. Ateş hattında nasıl çıkacağımıza karar vereceğiz. Kürtler belirleyici ortak özne konumunda. Kart, Kürt dönemleri sona erdi. Eğer barış bir tanımlamayı kabul etmiyorsa, tümdün bir sistem değişikliği vaat etmiyorsa o barış barış değildir. Bizim hıza ihtiyacımız var. Barış konusunda hızlanmamız gerek. Barış tüm tarafların ezberlerinin bozulması gerek. Silah yakma töreninde bulunuyordu. O esnada helikopter sesi duyuldu. Arkadan ağlama sesleri duyuldu. Koruma için mi saldırı mı? Diye düşündük. Silahları yoktu dağa gittiler. Silahlarını yakıp gittiler. Dağdan silahlarını bırakarak demokratik bir çözüm ve onurlu bir barış talebinde bulunuyorsa neyi bekliyorsunuz? Çok önemli andayız. Pamuklara sarmamız gereken bir süreç, geçmişten ders çıkardığımız ve hepimizin ezberlerimizi bozacağımız bir süreç. Kadınlar olarak güçlü bir şekilde örgütlenip barışı inşa edebiliriz.”
Panel soru-cevap bölüm ile son buldu.







