‘Süreç demokrasi ve toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ele alınmalı’
- 09:01 23 Mayıs 2026
- Güncel
Melike Aydın
İSTANBUL - Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi Feride Eralp, barış sürecinin demokratikleşme ve toplumsal cinsiyet eşitliğiyle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, “Buradan çıkacak olan konsensüsün erkek egemen olmasına müsaade etmeye niyetimiz yok” dedi.
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Kürdistan ve Türkiye’nin birçok kentinde eş zamanlı olarak “Barış İçin Israr Ediyoruz” şiarıyla açıklama yaptı. Açıklamada, inisiyatif beş temel başlıkta acil taleplerini sıralarken, erkek egemenliğine karşı mücadelede barışın toplumsallaşmasının özgürlük mücadelesinin ön adımlarından biri olduğunu belirterek “Barış için ısrar ediyoruz” dedi.
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi Feride Eralp, sürecin demokratikleşmesi ve kadının bu süreçte alacağı rolün önemine dair değerlendirmelerde bulundu.
Mevcut devlet aklının ve iktidar odağının gücü paylaşma temelinde bir niyet taşımadığını belirten Feride Eralp, dünyadaki çatışma çözüm süreçlerine atıfta bulunarak devletin ve hükümetin bir iktidar projesine sahip olduğunu ifade etti. Feride Eralp, “Gücü elinde tutmak üzere, gücü kime dağıttığını çok sağlam bir şekilde denetlemek isteyen, ancak kendi yakınlarıyla ve çevresiyle paylaşan bir iktidar söz konusu. Bunun devlette belli süreklilikleri de var aslında. Dolayısıyla böyle bir devlet aklının ve iktidar odağının, herhangi bir sürece kendi gücünü paylaşmak için girmeyeceğini tahmin etmek zor olmaz. Dünyadaki çatışma, barış ve savaş süreçlerinde de bu böyledir. İktidarı elinde bulunduran güç sahiplerinin ancak barışa zorlanırlarsa bunu gündemlerine aldıklarını görüyoruz. Hiç kimse kendi gönlünün iyiliğinden birilerine barış lütfetmiyor ya da barış bahşetmiyor. Bizim ülkemizde de belli toplumsal fay hatları üzerinden kurulmuş iktidarlar var” dedi.
‘Her şeyde eşitiz diyen bir hareketin kadınları var’
Bölgesel jeopolitik koşulların masayı dayattığını fakat sahadaki en büyük çelişkinin erkek düzen ile kadın özgürlük çizgisi arasında yaşandığını kaydeden Feride Eralp, mevcut küresel, bölgesel ve jeopolitik koşullar nedeniyle böyle bir masaya ihtiyaç duyulduğu için sürecin başladığını söyledi. Feride Eralp, “Bundan sonraki adımda biz, bu masanın varlığıyla mücadele edenler; onurlu, ilkesel, eşit ve gerçek bir barışa inananlar olarak ne yapacağız sorusu aslında bize aittir. Bugün bölgede genel olarak çatışma, savaş ve gerilimlere baktığımız zaman, kadınların bir biçimde erkek düzen tarafından baskı altında tutulması temel bir fay hattı olarak karşımıza çıkıyor. En belirgin örneğini Suriye’de görüyoruz. Rojava ve Suriye Devleti arasında, kimi sıkıntılarla da olsa ilerlediğini basından izleyebildiğimiz bir entegrasyon süreci var. En çok sıkışılan noktalardan bir tanesi ‘kadın savaşçılara ne olacak’ sorusudur. Çünkü kadının toplumdaki rolünün son derece sınırlı olduğu, oldukça erkek egemen bir iktidar anlayışından söz ediyoruz. Diğer yanda ise ‘biz her şeyde eşitiz’ diyen bir hareketin kadınları var. Burada uzlaşması çok zor iki çizgi söz konusu” diye belirtti.
‘Bu süreci erkeklere bırakmayacağız’
Sürece dair sadece demokrasi yoksunluğunun değil, kadın kazanımlarına yönelik saldırıların da barış zeminini zedelediğine dikkat çeken Feride Eralp, Türkiye’de barışa inanmakla çelişki duyulmasına sebep olan diğer alanın da toplumsal cinsiyet eşitliği meselesinde geriye dönük adımlar ve muhafazakârlaşma çabası olduğuna işaret etti. Feride Eralp şu sözleri kullandı: “Kadınların eşitlik ve özgürlük sorunu, LGBTİ+’ların varlık sorunu olarak tarifleyeceğimiz bu alanda son derece baskıcı ve erkeklerin çıkarını kollayan bir iktidar yapısı var. Bu yüzden kadınlar açısından ‘ben bu iktidarla kendime nasıl eşit ve özgür bir gelecek görebilirim’ sorusu çok can yakıcıdır. Her fırsatta kadının ekonomik hakkına, nafakasına göz diken bir iktidardan söz ediyoruz. Dolayısıyla biz kadınlar için barış sürecinin öznesi olmak; ‘bu süreci siz erkeklere bırakmayacağız’ ve ‘buradan çıkacak olan konsensüsün erkek egemen olmasına müsaade etmeye niyetimiz yok’ demek anlamına gelmektedir.”
‘Üniformalılar suçlarıyla yüzleşmeli
Kürdistan ve Türkiye genelinde kadınlara ve çocuklara yönelik suçlarda faillere dönük cezasızlığın son bulması üzerinde duran Feride Eralp, inisiyatif olarak beş talebe değindi. Feride Eralp şöyle devam etti: “Bunların bir kısmı genel demokrasi talepleri gibi görünse de biz kadınlar olarak bu taleplerin hayatımızı nasıl etkilediğini anlatmaya çalıştık. Özellikle vurgulanması gereken şey; devletin gücünü arkasına alan kolluğun, üniformalıların kadınlara ve çocuklara yönelik işledikleri cinsel suçlar meselesiyle gerçek bir yüzleşme yapılması gerektiğidir. Bu, herhangi bir Adalet Bakanlığı’nın PR çalışmasından ya da imaj kurtarma çabasından çok daha derinlikli bir meseledir. Erkekler kadınlara yönelik suç işlerken sadece devletin gücünü değil, belli toplumsal kabulleri ve kurdukları dayanışma ilişkilerini de arkalarına alıyorlar. Birisi öldürüyor, öbürü gömüyor, öbürü üzerini örtüyor, raporu saklıyor, kaydını siliyor. Bu suç ağları ve devletin yarattığı cezasızlık, tüm ülkede artık bir suç rejimi hâline geldi. Bunun önüne geçmenin tek yolu, işine geldiğinde bir tanesini açığa çıkarmak değil, gerçekten bütün bu mekanizmalarla toptan mücadele etmektir.”
‘Failler perde arkasında’
Toplumsal muhalefetin iktidara duyduğu öfkenin milliyetçi söylemlerle yönlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Feride Eralp, süreç karşıtı ve ırkçı yaklaşımların en halka zarar verdiğini vurguladı. Feride Eralp, “Topluma söyleyeceğimiz en temel şey; bu iktidara olan öfkemizi ve yaşattıklarının yarattığı kırılmayı bir tür milliyetçi üstünlük hezeyanına çevirmemektir. Tam da bu milliyetçi hezeyanların bugün karşı karşıya olduğumuz tüm sorunların kaynağında yer aldığını görmeliyiz. Bu yaklaşımlar, gerçek failleri perdeler arkasında gizleme işinden başka hiçbir şeye yaramıyor. İktidar karşıtlığıymış gibi yükselme riski barındıran milliyetçi, ırkçı, Kürt ve süreç düşmanı fikirlerin; temelde Türkiye’deki tüm kadınların, işçi sınıfının ve ezilen kesimlerin zararına olduğunu hatırlamak, hatırlatmak ve bu bilinci yaygınlaştırmak zorundayız” diye konuştu.







