Sincan Cezaevi önünden çağrı: İdare ve Gözlem Kurulları lağvedilsin
- 15:47 7 Mayıs 2026
- Güncel
ANKARA - ÖHD, MED TUHAD-FED ve DEM Parti Kadın Meclisi, tahliyeleri engellenen Sincan Kadın Kapalı Cezaevi'ndeki tutsakların durumuna dikkat çekerek, serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi, MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ankara Kadın Meclisi, Sincan F Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan kadın tutsakların tahliyelerinin engellenmesine dair cezaevi kampüsünün önünde açıklama yaptı. Açıklamada, "İdare ve Gözlem Kurulu hukuksuzluğuna son" pankartı açılırken, kadın tutsakların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı. "Jin, jiyan, azadî", "Bijî berxwedana zindanan" ve "Siyasi tutsaklar onurumuzdur" sloganları atıldı.
‘Keyfi uygulamalar kurumsal bir pratiğe dönüşmüş’
Burada konuşan ÖHD Ankara Şubesi Eşbaşkanı Sipan Cizreli, cezaevlerinde derinleşen hak ihlallerinin kadın siyasi tutsaklar açısından sistematik bir cezalandırma pratiğine dönüştürüldüğüne vurgu yaptı. Tutsaklarının tahliyelerinin keyfi bir biçimde engellendiğini veya infazlarının yakıldığını belirten Sipan Cizreli, "Bunun en çarpıcı örneklerinden biri ise Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nde yaşanmaktadır. Bugün burada bulunmamızın sebebi de tam olarak budur. Adeta bir pilot hapishane anlayışıyla yürütülen uygulamalar sonucu, politik kadın mahpusların koşullu salıverilmelerinin engellenmesi kural haline gelmiş, keyfi cezalandırma sistemi kurumsal bir pratiğe dönüştürülmüştür" dedi.
’10 kadın mahpusun özgürlüğü gasp ediliyor’
Şimdiye kadar en az 25 tutsağın tahliyesinin kurul kararıyla keyfi bir şekilde engellendiği bilgisini paylaşan Sipan Cizreli, "Hala 10 kadın mahpus, özgürlüğü gasp edilerek hapishanede tutulmaya devam edilmektedir. Tahliye edilen kadın mahpuslar ise koşullu salıverme hakkından yararlandırılmadan, infazlarının tamamını kapalı hapishanede geçirmek zorunda bırakılmıştır. Böylece infaz yakma uygulaması yalnızca bir idari karar değil; kadın mahpusları teslim alma, iradelerini kırma ve politik kimliklerini cezalandırma aracına dönüştürülmüştür" diye belirtti.
Tutsak Nedime Yaklav, Hicran Binici, Devrim Gülşan Adet, Nuriye Adet, Fatma Aslan, Pınar Tikit, Emine Abiş, Esra Soyaktaş, Melike Göksu ve Zeliha Ustabaş'ın tahliyelerinin keyfi kararlarla engellendiğini aktaran Sipan Cizreli, "Bugün Nedime Yaklav hakkında İdare ve Gözlem Kurulu’nun verdiği karar açıklanacaktır. Bu karar, yalnızca bir mahpusun değil, kadın mahpuslara yönelik sürdürülen sistematik hukuksuzluk politikasının da göstergesi olacaktır" diye konuştu.
‘Sürecin ruhuna ters düşmekte’
Sipan Cizreli, kurulların siyasi saikler hareket ettiğini ve bu tarzının toplumun adalet duygusunu zedelediğini ifade ederek, "Bu kararlar, Sayın Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ruhuna ters düşmektedir. Bugün, toplumun barışa, demokratikleşmeye ve hukukun evrensel ilkelerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bir süreçte; hapishanelerde sürdürülen bu ayrımcı ve cezalandırıcı yaklaşımın son bulması tarihsel bir sorumluluktur. Barış ve demokratik toplum ancak hukukun keyfilikten arındırılması, temel hakların güvence altına alınması ve siyasi saiklerle sürdürülen infaz politikalarının terk edilmesiyle mümkün olabilir" diye konuştu.
Talepler
Sipan Cizreli, konuya dair talepleri sıraladı:
"*Koşullu salıverilmenin engellenmesi uygulamaları derhal sonlandırılmalı, tüm siyasi mahpuslar hakkında verilen keyfi ve hukuka aykırı İdare ve Gözlem Kurulu kararları iptal edilmelidir. Tahliyesi engellenen tüm tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır. Bugün burada bulunan kadınlar Nedime Yaklav ile kucaklaşmalıdır.
*Hapishanelerde kadın mahpuslara yönelik ayrımcı ve cinsiyetçi uygulamalar durdurulmalı, politik kadın mahpusların maruz kaldığı özel baskı mekanizmaları sonlandırılmalıdır.
*Toplumun barış, adalet ve demokratik çözüm talebine uygun olarak, cezaevlerinde yürütülen baskı politikalarına son verilmeli; infaz rejiminde bütüncül bir yaklaşımla temel hak ve özgürlükleri esas alan, eşitlikçi ve hukuk devleti ilkelerine uygun bir düzenleme hayata geçirilmelidir."
‘Siyasi bir tercih’
Açıklamanın ardından söz alan DEM Parti Mûş Milletvekili Sümeyye Boz ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik uygulanan tecrit sisteminin yayılarak tüm cezaevlerinde uygulamaya konulduğunu söyledi. Sümeyye Boz, "İdare ve Gözlem Kurulu, sadece idari veya siyasi bir mesele değil; siyasi rejimin idare eliyle nasıl hayata geçirildiğinin fiili göstergesidir. Tutsakların tahliyeleri mesnetsiz gerekçelerle engelleniyor. Burada konunun hukuk değil, siyasi bir tercih olduğu verilen kararlarla ortaya çıkıyor" dedi.
Sümeyye Boz, kurulların lağvedilmesi çağrısı yaptı.







