Kürt Halk Önderi’nin yasal statüsü için kitlesel eylem hazırlığı

  • 09:02 22 Mayıs 2026
  • Güncel
Melek Avcı
 
ANKARA - Diasporada, “umut hakkı”nın uygulanması ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün tanınması talebiyle yeni bir eylem süreci başlatılıyor. KCDK-E Eş Sözcüsü Zübeyde Zümrüt, 27 Mayıs’tan itibaren Avrupa genelinde parlamentolar, kurumlar ve Strasbourg merkezli kitlesel eylemlerle siyasi baskıyı büyüteceklerini söyledi.
 
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AKBK) kamuoyunda “umut hakkı” olarak bilinen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları kapsamında Türkiye’ye verdiği süre Haziran ayının sonunda doluyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin izlediği dosya, “Gurban grubu” olarak adlandırılıyor. Bu grup içerisinde Emin Gurban, Hayati Kaytan, Civan Boltan ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan hakkında verilen AİHM kararları birlikte değerlendiriliyor. AİHM, bu dosyalarda Türkiye’deki infaz sisteminin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence ve kötü muameleyi yasaklayan 3’üncü maddesine aykırı olduğu sonucuna vardı.
 
Bir yandan ise Barış ve Demokratik Toplum Süreci bir buçuk yılını tamamlarken, Kürt Halk Önderi’nin statüsüne ilişkin ise henüz bir düzenleme yapılmış değil. Hem Kürdistan’da hem Türkiye’de hem de Avrupa’da umut hakkının uygulanması, statünün tanımlanması ve yasal adımların bir an önce atılması için çeşitli eylem ve etkinlikler sürüyor.
 
KCDK-E Eş Sözcüsü Zübeyde Zümrüt, Avrupa’da süreci nasıl yürüttüklerini ve umut hakkının uygulanması için önlerindeki takvime ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Bu karar birçok siyasetçiyi etkileyecek’
 
“Umut hakkı”nın Avrupa’da karara bağlanmasından bu yana hamle kapsamında bir dizi eylem ve etkinlik yaptıklarını söyleyen Zübeyde Zümrüt, her sene yaptıkları gibi bu sene de oturumlar başlamadan önce toplumsal mücadeleyi büyütmek ve kararların uygulanmasını hatırlatmak için eylem takvimlerinin olduğunu belirtti. Zübeyde Zümrüt, “KCDK-E, TJK-E, Kürt kadın hareketi ve tüm sivil toplum olarak bunun diplomasisini, planlamasını ve etkinliklerini yapıyoruz. Bunun içinde dostlar da var. Umut hakkının uygulanması bir haktır. Bu hukuksal hak için adım atılmaması ve uygulanmaması sorundur. Bu kararın etkileyeceği Önder Öcalan’ın koşullarına baktığımızda dışarıda olması gerekiyordu. Türkiye'nin buna karşı çok ciddi bir direnç göstermesinin bir nedeni de yüzyıllara dayanan ve derinleşen Kürt meselesinin çözülmemesidir. Çünkü bu karar, başta Önder Apo olmak üzere yıllarca mücadele yürüten birçok Kürt siyasetçiyi etkileyecek. Biz buna ilişkin çalışmamızı yürütürken önce bunun toplumsal basıncını oluşturmak gerekir. Çünkü toplantı öncesinde gelen heyetlerin ve temsilcilerin, bunu ülkelerinin gündemine alması için önceden kamuoyu oluşturmak gerekir. Demokrasiden yana olan, Kürt meselesinin çözümünde kilit rol oynayabilecek kişinin Kürt Halk Önderi olduğuna inanan insanlar, Ortadoğu'da kalıcı bir barışın gerçekleşmesini isteyenler, bu kilit rolün oynanabilmesi için Kürt Halk Önderi’nin özgür olması gerektiğini biliyor” sözlerini kullandı.
 
‘27 Mayıs’ta eylemlere başlıyoruz’
 
Hukuksal olarak bunun zemininin şu an olduğunu ifade eden Zübeyde Zümrüt, ancak şartları oluşturmayan Türkiye’ye dünyanın birçok yerinden isimlerin açık çağrılar yaptığını, konseye mektuplar gönderdiğini ve bu eylemselliği sürdürdüğünü söyledi. Zübeyde Zümrüt, “Yaptığımız planlamada sivil toplum ve örgütsel yapılarımızla birlikte 27 Mayıs’ta eylemselliğe başlıyoruz. 27 Mayıs’tan itibaren muhataplara ve parlamentolara, bulunduğumuz Avrupa ülkelerinden dünyanın öbür kıtalarına kadar dosyalar verip hatırlatmalarda bulunarak, kendi üyeleri bu toplantıya geldiğinde umut hakkını gündemlerine almasını ve yeniden Türkiye’ye hatırlatmada bulunmasını talep edeceğiz. Türkiye bu konuda mahkûm edilmiştir. Bu yasaları hayata geçirmeyen bir Türkiye gerçekliği var. 46 üye bu toplantıya katılacak. 46 ülkenin temsilcileri gelecek ve bu temsilcilerin, bu konuyu gündemlerine alarak gelmelerini istiyoruz. Ciddi kararlar alınmalıdır. Bu açıdan KCDK-E Avrupa olarak kadın hareketi, gençlik ve tüm sivil toplum örgütleriyle birlikte yürüttüğümüz bir dizi eylem ve etkinlik 27 Mayıs’tan başlayacak” diye belirtti.
 
Kitlesel miting, imza kampanyaları ve açıklamalar
 
Parlamenterlerle görüşmeler, dosya göndermeler ve imza kampanyaları örgütleme gibi eylemleri 9 Haziran’a kadar sürdüreceklerini belirten Zübeyde Zümrüt, 9 Haziran’da ise Strasbourg’da parlamento önünde bir açıklama yapacaklarını belirtti. Zübeyde Zümrüt şöyle devam etti: “Siyasetçiler, dostlar ve akademisyenleri içeren 200-300 kişilik bir grup umut hakkına dair bir açıklama yapacak. 10 Haziran’da ise kitlesel bir miting yapacağız. Bu mitingde yine oturuma katılan ve şu anda birlikte çalıştığımız dostlar ile milletvekilleri de gelip bu mitinge katılarak umut hakkının ne kadar elzem olduğunu belirtecek ve bir an önce hayata geçmesini talep edecek. Önder Apo'nun fiziki olarak özgür olması gerekir. Kendilerinin de orada mesajları olacak. Yani haziran ayı boyunca umut hakkı ve özgürlükle ilgili eylemde olacağız. 22 Haziran’da da Strasbourg önündeki nöbetin yıldönümü. Nöbetin 13. yılına gireceğiz. Dolayısıyla bu nöbeti de 300-400 kişilik seçilmişler, milletvekilleri, tanınan şahsiyetler, kadın aktivistleri, kadın hareketleri ve gençlik hareketleriyle birlikte devralacağız.”
 
‘Umut hakkı ve statü bu süreçte çok önemli’
 
Kürt meselesinin çözümü konuşulurken hem çıkacak kararın hem de Türkiye’nin atacağı adımların süreç ve çözüm için önemli olduğunu söyleyen Zübeyde Zümrüt, “Kürt meselesinin çözümü için doğrudan muhatabın rolünü oynayabilmesi adına fiziki özgürlüğünün olması gerekir. Bu, mücadelenin temel ayağıdır. Son bir buçuk yılda Bahçeli'nin Meclis’te yaptığı açıklama tarihiydi. Yüzyıllardır Kürt meselesi tartışılıyor ve MHP gibi bir partinin, devleti temsil eden bir sözcüsü ‘Meclis’te Sayın Öcalan gelsin, kendi örgütüne çağrı yapsın’ dedi. Biz bunu hep ifade ettik. Gelsinler, demokratik siyaset yapsınlar. Umut hakkı ve statü bu süreçte çok önemli. Bir buçuk sene içerisinde buna dair çağrılar yapıldı. Sadece tek taraflı olarak PKK'nin ve Önder Apo'nun attığı adımlar dışında Türkiye’nin bu konuda pratik adımlar atmadığı çokça tartışılıyor. Türkiye bu konuda çok ciddi ısrar ediyor. Söylediği söz ile pratiği birbirine uymuyor” sözlerini kullandı.
 
‘Önder Apo ısrarcı, biz de ısrarcıyız’
 
Kürt Halk Önderi’nin baş müzakereci olarak Kürt meselesinin nasıl çözüleceği konusunda dünyada birinci gündemde olduğuna dikkat çeken Zübeyde Zümrüt, “Açıklamalarıyla birlikte PKK kongresini toplaması, silahların yakılması, geri çekilmeler ve PKK'nin feshi gibi birçok adım atılırken yaptığı her açıklama dünyanın birinci gündemine girdi. Çünkü dünya tarihinde böyle bir şey görülmemiş. Yani tutsak, dört duvar arasında ama kendi toplumuna ve örgütüne, o dört duvar arasında bile bu meselenin nasıl çözüleceğine dair ciddi bir yol haritası ortaya koydu. Önder Apo ısrarcı, Kürtler de ısrarcı. Hepimiz ısrarcıyız. Bu meselenin demokratik bir zeminde çözülmesi için ısrar edeceğiz. Yani biz kendi ısrarımızdan ve mücadelemizden geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.
 
‘Bir yıl daha beklenemez’
 
Bu açıdan süreçte sadece iyi niyet beyanlarının artık yetmediğini belirten Zübeyde Zümrüt, tecridin hâlâ devam ettiğini, statünün tanımlanmadığını, kayyımların iade edilmediğini ve siyasetçilerin hâlâ cezaevlerinde olduğunu hatırlatarak bir buçuk yıl içinde AKP’nin somut bir adım atmadığını belirtti. Zübeyde Zümrüt son olarak şunları söyledi: “Şu anda Türkiye'de izlediğimiz, okuduğumuz, gördüğümüz ve baktığımızda söylem dışında öte bir durum yok. Dolayısıyla Önder Apo'nun tek taraflı yürüttüğü bu mücadelenin toplum içerisinde ciddi bir karşılığı var. Ama diğer taraftan da devlete karşı bir güvensizlik vardır. Çünkü bu konuda toplum somut atılan adıma bakar. Bu iş somuta indirgenmezse toplum inanmaz. Statü de tanınmazsa bu iş nereye gidecek? Önder Apo’nun statüsünün tanınması gerekir. Umut hakkı yasaları ne zaman Meclis’e gelecek? Meclis neredeyse tatile girecek. Bir daha seneye mi bekleyeceğiz, bir yıl daha mı bekleyeceğiz? Bu yasalar parlamentoya gelsin. Burada ben Türkiye'nin bu konuda çok fazla iyi niyetini görmüyorum. Süreci uzatma meselesi vardır. Meselenin sonuç alması için bir an önce Önder Apo'nun statüsünün tanınması gerekir.”