Amed’te 11 Temmuz açıklaması: ‘Devlet yasal ve siyasal adımları atmalı

  • 19:14 11 Temmuz 2026
  • Güncel
 
 
AMED -Amed’te kitlesel 11 Temmuz’un yıldönümü açıklaması gerçekleştirilerek, “Önder Abdullah Öcalan'ın hukuki ve siyasi statüsünün, özgür çalışma ve müzakere koşullarının oluşturulması yalnızca bireysel bir hak meselesi değil, barışın kalıcılaşması açısından siyasal ve toplumsal bir zorunluluktur. Devlet, bu tarihi fırsatı heba etmek yerine demokratik çözüm yönünde gerekli yasal ve siyasal adımları gecikmeden atmalıdır” denildi. 
 
Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde “Özgürlük, demokrasi ve barış için yasal adım at” şiarıyla silah yakma töreninin yıl dönümü ve Barış ve Demokratik Toplum sürecinin yasal çerçevesine ilişkin Amed Sümerpark Amfi Tiyatro'da açıklama yaptı. Açıklamanın gerçekleştirdiği alanda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın resimleri yer alırken halk sık sık “biji Serok Apo” sloganları attı. Açıklamanın Kürtçesini TJA aktivisti Adalet Çimen Fidan, Türkçesini Büyükşehir Belediyesi meclis üyesi Mehmet Emin Ay okudu.
 
Açıklamada ilk olarak 11 Temmuz 2025 silah yakma töreninden bu yana yaşanan gelişmeleri anlatan sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi.
 
‘Kimse bizi ve önderliği kandıramaz’
 
Ardından konuşan Barış Annesi Hatice Yaşar, “Silahları yaktılar bu savaş istemiyoruz anlamına geliyor. Savaşın sonu yoktur kan kan ile yıkanmaz kan su ile yıkanır. Silah bıraktıklarından bu yana devlet tarafından adım atılmadı ne hasta tutsaklar bırakıldı ne başka bir şey yapıldı. Demokratik siyasetin önü açılmadı. Bizi kandıracaklarını düşünüyorlar ama kimse bizi ve önderliği kandıramaz. Ben 2 çocuğum yaşamını yitirdi şimdi mezarları yok. Burdan Türk annelerine çağrı yapıyorum gözyaşının rengi yok onlarda barış elini uzatsın. PKK’nin başladığı günden bu yana önderliğimizin yanındayız onun dediği bizim için esastır. Devlet Bahçeli barış elini uzattı bugünde sözünün peşinde olsun. Biz Barış anneleri olarak barış istiyoruz. Savaş ölüm, talan, gözyaşıdır. İnanıyoruz barış gelecek” dedi. 
 
‘Barış süreçleri tek taraflı iradeyle sürdürülemez’
 
Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’nun yalnızca bir açıklama olmadığını, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümüne dair güçlü bir tarihsel irade beyanı olduğunu vurgulayan Adalet Çimen Fidan, manifesto ile ortak yaşamı ve onurlu barışı esas alan yeni bir dönemin kapısı aralandığını belirtti. Adalet Çimen Fidan, I 27 Şubat, geçmişin yüklerini ve karşıtlıklarını geleceğe taşımak yerine, demokratik bir cumhuriyeti ortak bir iradeyle birlikte inşa etme cesaretinin adı olmuştur.
 
Önder Abdullah Öcalan'ın ortaya koyduğu bu tarihsel perspektif karşılıksız kalmamış, Kürt Özgürlük Hareketi çağrıya olumlu yanıt vererek kendisini feshetme ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı almıştır. Ardından 11 Temmuz'da Süleymaniye'deki Casene Mağarası'nda gerçekleştirilen silah imha töreni, bu kararın yalnızca sözde kalmadığını, pratik adımlarla da desteklendiğini bütün dünyaya göstermiştir.
 
Silahların gömülmek ya da başka bir yere saklanmak yerine yakılması Kürt Özgürlük Hareketinin mücadele yöntemlerinde değişim ve dönüşümde hangi yönde bir irade ortaya koyduğunun ve kararlı olduğunun da somut göstergesi olmuştur. 
 
Bugün 11 Temmuz'daki bu tarihi adımın üzerinden bir yıl geçti. Bu bir yıl içerisinde demokratik çözüm iradesinin en güçlü adımları Önder Abdullah Öcalan’ın kararlı duruşuyla Kürt Özgürlük Hareketitarafından atılmış, sürecin ilerlemesi adına tarihi sorumluluklar yerine getirilmiştir. Ancak bütün bu olumlu gelişmelere rağmen devlet kanadından aynı kararlılığı gösteren somut adımların hâlâ atılmamış olması sürecin sağlıklı ilerlemesinin önündeki en büyük engeldir. Bugüne kadar demokratik çözümün kurumsallaşmasını sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmamış, sürecin hukuki güvencelerini oluşturacak çerçeve yasa hazırlanmamış, kamuoyunun beklediği güven artırıcı adımlar hayata geçirilmemiştir. Barış süreçleri tek taraflı iradeyle sürdürülemez” dedi. 
 
‘Devlet yasal ve siyasal adımları gecikmeden atmalıdır’
 
Kalıcı barışın siyasi cesaret ve hukuki güvencelerle mümkün olduğunu dile getiren 
 
Adalet Çimen Fidan, “Oyalama politikaları, zamana yayma yaklaşımı ve belirsizlik yalnızca süreci zayıflatmakta, toplumda güvensizliği derinleştirmektedir. Türkiye'nin önünde tarihi bir sorumluluk bulunmaktadır. Devlet, bu tarihi fırsatı heba etmek yerine demokratik çözüm yönünde gerekli yasal ve siyasal adımları gecikmeden atmalıdır. Önder Abdullah Öcalan’ın ve Kürt Özgürlük Hareketinin, attığı adımları ve ortaya koyduğu iradeyi bir teslimiyet ya da pişmanlık olarak değerlendirip, kamuoyuna bu şekilde yansıtmak sürecin ruhuna denk düşmemekte ve Kürt halkı tarafından kabul görmemektedir. Şunun altını bir kere daha çiziyoruz ki; bu sürecin temel aktörü ve baş müzakerecisi Önder Abdullah Öcalan'dır. 
 
Önder Abdullah Öcalan'ın hukuki ve siyasi statüsünün, özgür çalışma ve müzakere koşullarının oluşturulması yalnızca bireysel bir hak meselesi değil, barışın kalıcılaşması açısından siyasal ve toplumsal bir zorunluluktur. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi, Önder Abdullah Öcalan'ın doğrudan ve etkin biçimde rolünü yerine getirebileceği koşulların oluşturulmasına bağlıdır.Yasal hazırlıkların tartışıldığı bir dönemde kırk günü aşkın süredir Önder Abdullah Öcalan’ın muhataplarıyla iletişiminin olmaması Kürt halkı açısından kabul edilebilir değildir” diye belirtti.
 
Demokratik çözümü kalıcı hale getirmek hepimizin ortak sorumluluğudur
 
Adalet Çimen Fidan, açıklamada son olarak şu ifadeleri dile getirdi: “Kürt kadınları, gençleri ve halkı olarak sürecin temel zihniyetini ve mücadele perspektifini ifade eden Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu, Önder Abdullah Öcalan ve ortaya koyduğu çözüm iradesine bağlılığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Dolayısıyla, Önder Abdullah Öcalan’a ve özgürlük mücadelesine yaklaşım bizler açısından mücadele gerekçesidir. 
 
27 Şubat'ta başlayan ve 11 Temmuz'da tarihi bir eşiği aşan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, geri döndürülemeyecek bir toplumsal gerçeklik yaratmıştır. Kürt sorununun güvenlikçi politikalarla çözülemeyeceği artık herkes tarafından görülmektedir. Demokratik siyaset dışında bir çıkış yolu bulunmamaktadır. Bizler, barışın, demokrasinin ve halkların eşit ortak yaşamının savunucuları olarak bu tarihi sürecin başarıya ulaşması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Devletin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi, hukuki ve demokratik adımları vakit kaybetmeden atması için toplumsal ve siyasal mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. 27 Şubat'ın tarihsel çağrısını ve 11 Temmuz'un barış iradesini büyütmek, demokratik çözümü kalıcı hale getirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.”
 
Açıkalama DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın konuşması ile devam ediyor.