Şirnex’ten Ankara’ya: Onurlu barışa hazır mısın?
- 14:55 23 Mart 2026
- Güncel
ŞIRNEX – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Şirnex’teki Newroz konuşmasında Kürt halkının onurlu barışa hazır olduğunu belirterek, "Ey Ankara peki sen onurlu bir barışa hazır mısın" diye sordu.
Şirnex merkezde düzenlenen Newroz kutlamasına binlerce kişi katıldı. Burada konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nden cezaevindeki tutsaklara, İran'da yaşanana savaşa kadar birçok konuya dikkat çekti.
Tülay Hatimoğulları konuşmasında, "Kürt halkının onurlu mücadelesinin taşıyıcısı, bedel ödeyen Şırnak, merhaba Barış Anneleri, kadınlar, gençler, Demirci Kawa'nın mücadelesini, Mazlumların, Rahşanların, Sakinelerin mücadelesini sizler taşıdınız. Şırnak halkı çok bedel ödedi. Kürt halkı 50 yıldır aşkındır bu coğrafyada mücadelesini sürdürüyor. Bizler bugün bu alanda ne yazık ki yaşanılan bütün bu acılar ve kayıplar için direndik direnmeye devam edeceğiz. Bakın karşımızdaki mezarlıkta Seve, Pakize, Fatma mezarları var. Üç kadın siyasetçi bu topraklarda katledildi. Ne yazık ki kana doymadılar. Roboski’de geçimini sağlamak için çoğu çocuk birçok canımız TSK’nın uçakları tarafından bombalandı. Şırnak bugünleri yaşadı. Cizre sokaklarında direnen gençlere uygulanan zulüm, katledilen gençler, Mehmet Tunçları asla unutmayacağız. Taybet anamızın cenazesi günlerce açıkta kaldı. Biz bunu unutabilir miyiz? Bir cenazenin toprakla buluşmasını dahi engelleyen bir zulmü yaşadı bu topraklar. Yitirdiğimiz bütün canlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. Devrimci, yurtsever, sosyalist bütün canlarımızı saygıyla anıyorum" dedi.
Mücadelemizden asla vaz geçmedik
Tülay Hatimoğulları, devamında şunları söyledi: "Rojava'da Suriye'de Kürt halkının statü kazanması için yıllarını, ömrünü mücadeleye adamış değerli Salih Müslim'i huzurunuzda bir kez daha saygıyla minnetle anıyorum. Bu meydanda bulunan birçok insanımızın büyük kayıpları var. Bedelleri var. Cezaevlerinde tutuklu bulunan akrabalarınız, yoldaşlarınız, kardeşleriniz, canlarınız var. Bu çok ağır bir bedel. Ama bizler zulme karşı boyun eğmedik. Bizler mücadelemizden asla vazgeçmedik. Bizler darbelendiğimiz zamanlarda dahi en güçlü şekilde alanlarda, meydanlarda halkımızla beraber mücadelemizi yürüttük. Kürdü yok saydılar. Kürtçeyi tanımadılar ama şu bir gerçek ki Kürt halkı dört parça Kürdistan’da her yerde mücadele ve direniş bayrağını göklere çıkarmış durumda. Artık bölgedeki her gücün her kesimin yok sayamayacağı bir halk haline geldi Kürt halkı. Ve buradan bir kez daha Kürt halkının yıllardır verdiği mücadeleyi hep birlikte selamlıyoruz. Alkış ve zılgıtlarımız mücadelemize, direnişimize olsun.
Demokratik toplumu inşa etme çağrısı
2026 Newrozu demokratik toplumu inşa etmenin çağrısıdır. Newroz 21. yüzyıldaki zalim dehaklara karşı 21. yüzyılın devrimci, yurtsever bütün halk 2026'da isyandan inşaya geçişin adıdır. Newroz özgürlük ve demokrasiyi inşa etmenin adıdır. Barış ve Demokratik Toplum inşasının adıdır Newroz. Geçtiğimiz sene 27 Şubat'ta Sayın Abdullah Öcalan'ın çok tarihi bir çağrısı olmuştu. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı 2026 Newrozu tam da bu çağrının demokratik toplumu inşa etmenin çağrısıdır. Ve alanlar, meydanlar bu çağrıya kulak veriyor. Bu çağrı Kürt halkını, dostlarını, demokrasi güçlerini daha da kenetlendirdi, daha da bizleri arttırdı, büyüttü, güçlendirdi.
Bölgede savaşa hayır!
Halkları yok sayan molla gücüne de emperyalist güçlerin de sivilleri katletmesine karşıyız. Bizler bu Newroz’u kutlarken yanı başımızda İran'da bombalar patlıyor, füzeler patlıyor. ABD, İsrail'in başlattığı savaş olanca hızıyla devam ediyor ve gittikçe derinleşiyor. Bu konudaki mesajımız çok nettir. İran'da Molla rejiminin demokratik güçlere başta Kürtler olmak üzere halkları yok sayan otoriter Molla gücüne kesinlikle karşıyız. Aynı şekilde Emperyalist güçlerin oradaki demokrasi mücadelesini çalmasına ve insanları, sivil insanları katletmesine de net olarak karşıyız. Bizler barış derken bir yandan Türkiye'nin iç barışını, bir yandan bölgenin barışını katlediyoruz. Ve bizler buradan hep beraber yine alkış ve zılgıtlarımızla bölgede savaşa hayır, barış hemen, şimdiyi haykıralım.
Yasalar acilen çıkarılmalı
Ankara’ya çağrımızdır; Kürt halkının demokratik haklarının tanınması için yasaları çıkarılması gerekiyor. Bakın Şırnak'tayız. Çok önemli bir bölge. Bir yanı Suriye, bir yanı Irak ve iki ülkeye komşu olan bir kentteyiz. Sayın Öcalan'ın yapmış olduğu çağrı, başlamış olan süreç burada verilen mesajı çok iyi görmek, çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Ortadoğu'da her yerin savaşa, kana dönüştüğü, kan gölüne dönüştüğü bir coğrafyada bir ülkenin halkıyla barışması, iç barışını tahkim etmesi son derece önemlidir. Ve buradan bir kez daha şunu ifade ediyoruz. Newroz alanını dolduran milyonların taleplerini buradan bir kez daha haykırmak istiyorum. Diyoruz ki sürecin gereği olarak Sayın Öcalan’ın da ifade ettiği gibi artık Kürt halkının direnerek tarih yazdığı bu yeni aşamada Kürt halkının siyasi, hukuki ve bütün demokratik haklarının tanınması için yasalar acilen çıkarılmalıdır.
Barışı inşa zamanı
Bekleme değil, şimdi barışı inşa zamanıdır Bir gün Rojava'da çatışmalar olur Beklemeye geçer Ankara. Şimdi İran'da çatışmalar var. Ankara gene beklemeye geçer. Bekleme zamanı değil. Tam tersi şimdi barışı inşa etme zamanıdır. Ve bu anlamıyla başta iktidar ve devlet olmak üzere üzerine düşen görev ve sorumlulukları harfiyen yerine getirmelidir. Ve yine Newroz alanlarından büyük bir coşkuyla çok önemli talepler haykırıldı. AİHM kararları hayata geçirilsin dendi. Sevgili Figen Yüksekdağ, sevgili Selahattin Demirtaş, sevgili Can Atalay derhal serbest kalsın istiyor kitleler. Ve burada sizlerin huzurunda Şırnak'tan sevgili Figen Yüksekdağ, Leyla Güven, Ayşe Gökkan ve Selahattin Demirtaş şahsında bütün cezaevindeki mahpuslara selam ve sevgilerimizi iletiyoruz. Türkiye genelinde tayın değil güçlendirilmiş yerel yönetimler istiyoruz
Talepler net
Ana akım medya, televizyoncular, programcılar programlara çıkıyorlar ve diyorlar ki; DEM Parti bu süreçte ne istiyor? Ve bizim taleplerimizi bulanıklaştırmak, silikleştirmek istiyorlar. DEM Parti’nin bu süreçte ne talep ettiği son derece nettir. Bizler Kürt halkının bütün haklarının tanımlanmasını istiyoruz. Bizler Kürt halkının anadilinde eğitim görmesini istiyoruz. Bizler Kürt halkının ana dili olan Kürtçenin kamusal alanda serbestçe konuşulmasını istiyoruz. Bizler eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz. Bizler Türkiye genelinde güçlendirilmiş yerel yönetimler istiyoruz. Bizler Kürtler yasama, yürütme ve yargının yani üç erkin birbirinden bağımsız ve özgür olmasını istiyoruz. Kürt halkı onurlu bir barışa hazır; ey Ankara peki sen onurlu bir barışa hazır mısın?"







