‘Barışın toplumsallaşması için doğrudan iletişim kanalları açılmalı’

  • 09:03 25 Haziran 2026
  • Güncel
ANKARA - Barışta ısrar edeceklerini belirten Gülcan Tarkan, hasta tutsaklar, siyasi tutsaklar ve Kürt sorununun çözümüne dair somut adımlar atılmadığını söyledi. Gülcan Tarkan, “Siyasi iradeyi yok sayarak barış inşa edilemez. Toplumsallaşan bir barış için doğrudan iletişim kanalları açılmalı” dedi.
 
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı çağrıyla başlayan “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”, toplumun farklı kesimlerinde tartışılmaya devam ediyor. Başta kadınlar olmak üzere siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve çeşitli toplumsal kesimler, kalıcı barışın ancak ortak ve örgütlü bir mücadeleyle sağlanabileceğine dikkat çekerek, sürecin toplumsallaşması için sorumluluk almaya devam edeceklerini belirtiyor. 
 
Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi’nden Gülcan Tarkan’da Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüyle ancak bir dönüşümün inşa edilebileceğini vurguladı.
 
‘Onurlu bir barış istiyoruz’
 
“Bir türlü barışılamayan bir sürecin içerisindeyiz” diyen Gülcan Tarkan, barış ısrarını sürdürdüklerini kaydetti. Gülcan Tarkan, “Barıştan yana bir çözüm üretmek, demokratik toplum inşası için barışı toplumsallaştırmak adına elimizden geleni yapıyoruz. Onurlu bir barış istiyoruz. En önemli adım silahların bırakılmasıydı. Bu çok önemli bir adımdı. Fakat iktidar tarafından hiçbir adım atılmadı. Binlerce hasta tutsağa yönelik hiçbir adım atılmadı. Siyasi iradeye yönelik bir tanımlama, özgürleştirme ve koşullarının düzeltilmesine dair hiçbir adım atılmadı. Yine onlarca yıldır haksız yere cezaevinde tutulan siyasi tutsaklara yönelik hiçbir adım atılmadı. Bunun dışında, eğer bir barıştan söz edeceksek, bugün sokağa çıkan herkes polisin kontrolsüz şiddetiyle karşılaşmamalı. Havasını, suyunu, toprağını savunanlara devletin kolluk güçlerinin kontrolsüz bir biçimde saldırdığını görüyoruz. Bunun için bir barıştan söz edemiyoruz. Her gün kadın katliamlarının arttığı bir yerde de barıştan söz edemiyoruz” dedi.
 
‘Önderliğe dair iletişim kanallarının oluşması önemli’
 
Sürece dair somut bir adımın atılmadığını söyleyen Gülcan Tarkan, “Biz yine barışın sözünü kurmaya devam ediyoruz. Barışta ısrar ediyoruz. Barışın toplumsallaşması teknik bir cümle değil. Eğer toplum buna sahip çıkmazsa, süreç ikili görüşmelerin dışına çıkmaz. Biz toplumsallaşmasını istiyoruz. Bunun için önderliğe dair daha şeffaf bir iletişim kanalının oluşturulmasının ve toplumun bilgilendirilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Biz biliyoruz ki bu ülkede Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü olmadan hiçbir siyasi parti olarak bir adım atamayız, başka bir şey inşa edemeyiz. Önceliğimiz Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yönde çözülmesidir. Biz DEM Parti'nin bütün bileşenleri olarak, bütün amacımızın bu olduğunu söylüyoruz. Burada barışamazsak, Kürt hareketiyle birlikte böyle bir yolda barışı sağlayamazsak, bizim de devrime ve sosyalizme dair bir dönüşüm inşa etmemiz mümkün olmaz” şeklinde konuştu.
 
‘Siyasi iradeyi yok sayarak barış inşa edilemez’
 
Abdullah Öcalan ile doğrudan, aracısız bir şekilde görüşmek istediklerini söyleyen Gülcan Tarkan, “Kadınlar olarak Sayın Öcalan’la doğrudan, aracısız görüşmek isteriz. Sözümüzü, derdimizi iletmek ve aynı zamanda onun görüşlerini almak isteriz. Oradan bize gelen bilgilerin yeterli olduğunu düşünmüyorum. Oraya bir heyet gidiyor, görüşüyor; sonra bize bir süre sonra aktarım yapılıyor. Ama taleplerimizin ne kadarının gittiğini, taleplerin ne kadarının geldiğini bilmiyoruz. Daha doğrudan iletişim koşullarının sağlanması gerekiyor. Zaten bu siyasi iradeyi yok sayarak barışı inşa etmemiz mümkün değil. Doğrudan iletişim kurmak ve iletişim kanallarını genişletmek zorundayız” diye belirtti.
 
‘Toplumsallaşmak için yerele gitmeliyiz’
 
Sistemin ayırt etmeksizin her alanda saldırdığını dile getiren Gülcan Tarkan, şiddetin giderek arttığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “İnsanların kafası o yüzden karışıyor, fazlaca soru var. İşte toplumsallaşamamanın kaynağı burada. Bütün bu saldırılar karşısında yine direniyoruz ve direnmeye devam edeceğiz. Kadınlar sürecin öznesi olacak. Topluma, yerele bunu yeterince anlatamadığımız sürece bunu başaramayız. Israrlı ve düzenli bir şekilde yerellere giderek anlatmalıyız; ‘Evet, istediğimiz adımlar atılmıyor olabilir. Biz bunun için direnmeye devam edeceğiz’ demeliyiz.
 
Geçmişteki direniş hattımıza güveniyoruz
 
Şimdiye kadar bu ülkede barışı bu kadar rahat konuşabildiğimiz bir süreç olmadı. Hiç bu kadar yaklaştığımız bir fırsat olmadı. Buradan güç alarak barışı inşa etmek mümkün. Eskiden barış derken bile kaygı duyuyorduk, şimdi sesimizi daha da yükseltiyoruz, daha güvenliyiz. Bize bu yolu açanlara teşekkür ediyorum. ‘İktidara güvenmiyorum’ diyen herkese, ‘Biz kendimize güveniyoruz’ demeliyiz. Biz geçmişteki direniş hattımıza güveniyoruz. Barış Anneleri’ne, kadınlara, gençlere güveniyoruz. Dolayısıyla yolumuz açık; ısrarcı olacağız.”